Giriş
(5)

sokak köpekleri ve belediye

oddity
birkaç gün önce önümde yürüyen birine saldıran birkaç köpek bu akşam da bana saldırdı. çok şükür bir yara almadan kurtuldum (köpek saldırırsa dur ve çömel taktiği ile) ama çok yakındı.kulaklarında marka var bazılarının ama bana ziyadesiyle tekinsiz göründüler ve bu durumu belediyeye bildirmek istiyo
birkaç gün önce önümde yürüyen birine saldıran birkaç köpek bu akşam da bana saldırdı. çok şükür bir yara almadan kurtuldum (köpek saldırırsa dur ve çömel taktiği ile) ama çok yakındı.

kulaklarında marka var bazılarının ama bana ziyadesiyle tekinsiz göründüler ve bu durumu belediyeye bildirmek istiyorum. bu işlerle uğraşan bölüm nedir, kimleri aramam gerekir? genel bilgi vermenin dışında izmir-bornova için bilgisi olan varsa ekstra şukela olur.
0
oddity
(07.11.08)
çevre hizmetlerigibi bir birim olması lazım. belediyeyi arayıp sokak köpeklerine hangi birim bakıyor derseniz daha iyi olur. mesela belediyelerin kendi barınakları da oluyor. her belediyenin olmuyor tabi. o yüzden barınak ya da çevre diye sormaktansa sokak köpekleri diye sormak en doğrusu.
0
oceano
(07.11.08)
kulaklarında küpe olan köpekleri şikayet etmeyin. yazıktır.

neden derseniz küpeli köpek kısırlaştırılmış, kuduz aşısı yapılmış ve saldırgan olmadığı için sokağa geri bırakılmış köpektir.

bence oyun yapmışlardır, saldırmamışlardır.

şikayet edilince o köpekler ya kötü koşullarda barınaklara atılacak, üç gün sonra başlarına ne gelir bilinmez, ya da direk itlaf edilecek, öldürülecekler.

:(( yazıktır.
0
mea maxima culpa
(07.11.08)
belediyeyi aramak en mantıklısı. gerekenide yapmaları normal. çünkü yarın bir gün kendini korumaktan bi haber bir bebeye saldırdığında çok geç olabilir. kulakları markalı da olsa bildirmek gerek.
0
beastangel
(08.11.08)
belediyeyi boşuna aramyın arkadaşlar çünkü ilgilenmiyorlar. bizim burdaki köpekler 20 li gruplar halinde gezip, dehşet saçmaya başladıklarında beşiktaş belediyesine telefon açmıştım ama havayı aldım. sanırım bana çevre bakanlığı ilgileniyor gibi bişeyler söylemişti.ilgilenmekten kasıt nedir bilemiycem ama gece dışarı çıkamıyorum, o kadar gına geldi ki artık..
0
jade
(08.11.08)
ne yazık ki belediyeler hayvanların korunması ile ilgili kanunlara hala uymuyorlar ve kanunla yasaklanmasına rağmen hala itlafa devam ediyorlar, bir yandan köpekleri barınaklara atıyorlar ve o barınaklara ne yemek ne veteriner ne de personel göndermeyerek resmen ölmelerine sebep oluyorlar, bir yandan istanbul'un dışında ormanlara bırakarak ormanlarda aç bilaç dolaşan ve sonunda ölen köpek sürüleri yaratıyorlar.

çoğu yerde duyduğumuz küpeli köpeklerin bile belediye tarafından alındığı ve akibetlerinin belli olmadığı.

oysa ki bu köpekler düzenli olarak birkaç sene boyunca düzenli bir şekilde kısırlaştırılırsa ortada sokak köpeği sorunu kalmayacak. belediyeler ise kanunlara uymayarak itlafla ve ormana atmakla yine bunların çoğalmasını sağlıyor. yani sorunlar devam ediyor.

elbette ki sokakta başıboş gezen köpeklerden rahatsız olmakta haklısınız.

ancak şikayet ettiğinizde belediye gelip o köpekleri alacak ve sonları kötü olacak.

aman da ne güzel köpekler barınaklara gitti demeyin, en güzel barınaklarda bile aşırı kalabalık nüfusla beton veya fayans üzerinde ıslak zeminlerde aç bilaç yaşıyorlar.
0
mea maxima culpa
(09.11.08)
(5)

diyabet olsam farkederdim değil mi?

madik atak
merhaba değerli ekşi duyuru takipçileri. ben bir ay önce bir kan testi yaptırmıştım. kan testinden 8-9 saat önce yemeyi kestim. ancak bol bol su içmiştim. her neyse kan testi sonucuma göre açlık kan şekerim 126 çıkmış. internette yaptığım araştırmaya göre 126 ve üzeri diyabet teşhisi konuyormuş. paz
merhaba değerli ekşi duyuru takipçileri. ben bir ay önce bir kan testi yaptırmıştım. kan testinden 8-9 saat önce yemeyi kestim. ancak bol bol su içmiştim. her neyse kan testi sonucuma göre açlık kan şekerim 126 çıkmış. internette yaptığım araştırmaya göre 126 ve üzeri diyabet teşhisi konuyormuş. pazartesi tekrar test yaptıracağım. bu sefer 12 - 14 saat bir şey yemeyip içmemeyi düşünüyorum. diyabet teşhisi için bir kaç kez kan testi yapılıyormuş ama içim hiç rahat değil. sağlık raporu almaya çalışıyorum. sorum şu, tok karna kan testi yapılsa bile bu değer 126'nın altında çıkar mı yoksa, gayet sağlıklı bir insanda da 126 ve üzeri değer görülebilir mi.. durduk yerde sıkıntı yaptım.. neyse sağolun...
0
madik atak
(07.11.08)
diyabet olsan farketmezsin.

test yaptırırken kendi kafana göre davranma. testten 7-8 saat önce yemek yemeyeceksin, su da içmeyeceksin. ancak birkaç yudum su içebilirsin diye biliyorum.

birkaç kez kan testi yapılıyormuş dediğin sanırım yüklemeli şeker testi olarak bilinen oral glukoz tolerans testi 12-14 saat filan aç kalma, 7-8 saati geçirme, labaratuvarda da en az 3-4 saat aç kalacaksın, feleğin şaşıyor zaten. ayrıca testleri de yanıltırsın.

126'nın altında çıkar ama bu değerler bişi ifade etmez. oral glukoz tolerans testine göre doktor karar verir ne olduğuna.

sağlıkla ilgili bu kadar duyarsız olunmasına ve kafaya göre davranılmasına şaşıyorum.

ve eğer diyabet veya gizli şeker çıkarsa doktorun söylediklerini dikkatle yap.
0
mea maxima culpa
(07.11.08)
126 pek riskli bir rakam değil gibi 180 e kadar yolu var

yine de peşini bırakma
0
hela gozlum
(07.11.08)
@mea maxima culpa, hasta olmaktan korkan birini azarladığınız için teşekkür ederim, şaka bir yana sormak istediğim şöyle makul bir soruydu: "sağlıklı bir insanın kan şekeri 126 çıkabilir mi?" az evvel diyabet konusunda bilgili komşumdan öğrendiğime göre çok aç iken test yaptırılırsa sonuç yine yüksek çıkıyormuş.. neyse bilgilendirmeler için sağolunuz...
0
🌸madik atak
(07.11.08)
@madik atak tıp dünyasına, diyabet hastalığına ve kan testlerine kendince getirdiğin yorumlar beni benden aldı.

kendi tecrübelerime de dayanarak biraz bunlara dikkat et diye yazdım.

hastalanmaktan korkmak bir işe yaramıyor. korkunun ecele faydası yok ne yazık ki.

açken benim şekerim 50'ye düşebiliyor, buna komşun ne der acaba?

diyabet olmayabilirsin ama gizli şeker olabilirsin. o sebepten oral glukoz tolerans testi yapılıyor. gizli şekere de dikkat etmek lazım, dikkat etmezsen diyabete çeviriyor.

bence doktorların dediklerini yap, kan testinden önce de ne çok aç kal ne de çok su iç.
0
mea maxima culpa
(07.11.08)
evet.
0
rentts
(07.11.08)
(4)

kedi maması vol:II

forumtrak
Merhaba arkadaşlar, daha önce de sizlere kedi mama markasını sormuştum, öneriler dahilinde Hill's almıştım. Nitekim kedim bu mamayı hiç bir zaman iştahla yemedi. Bugün kedimin maması bitti ve markette sadece whiskas bulabildim. Kedim daha önceleri whiskas'ın kuru mamasını yemediği için konservesini
Merhaba arkadaşlar, daha önce de sizlere kedi mama markasını sormuştum, öneriler dahilinde Hill's almıştım. Nitekim kedim bu mamayı hiç bir zaman iştahla yemedi. Bugün kedimin maması bitti ve markette sadece whiskas bulabildim. Kedim daha önceleri whiskas'ın kuru mamasını yemediği için konservesini alayım belki bunu yer dedim. Neyse, eve gelip konservenin kapağını açtığım anda kedim adeta çıldırdı! çoğu yemeği iştahsız ve zorla yiyen kedim bu mamaya resmen bayıldı. Soruma geçeyim hemen,

1)Bu mamayı kediye vermem doğru mudur yanlış mıdır? Bu mamanın tam olarak zararı nedir?
2)Kedimin böyle iştahla yiyebileceği başka mama biliyor musunuz?
0
forumtrak
(07.11.08)
bir kereliğine vermiş ol. başka verme. çünkü her yerde söyleniyor ki marketlerde satılan ucuz ve kalitesiz mamalar ileri yaşlarda özellikle böbrek rahatsızlığı yapıyormuş.

konserve dersen hill's in ve diğer kaliteli mamaların da konservesi var.

hill's in başka çeşit mamaları olduğu gibi başka markalar da var. ben açık olarak kilo ile royal canin'in fit 32'sini ve proplan'ın somon balıklısını alıyorum. arada da ton balığı veriyorum kedilerime. maşallah diyeyim hepsin hapur hupur götürüyorlar.

bence bulabildiğin başka kaliteli mamaları dene. kedin neyi en çok severse onunla devam et.

yalnız burdaki önemli nokta kedinin reklamlardaki gibi atlaya zıplaya mama yemesi değil, kaliteli ve sağlıklı mama yemesi. bunu unutma.

yemiş bitirmiş işte hill's i. daha ne istiyorsun :))
0
mea maxima culpa
(07.11.08)
Benimki de çok yemek seçer ama deneye deneye Nutrience'da hemfikir olduk kendisiyle. Denemediyseniz Nutrience deneyin ve Whiskas gibi market mamalarından uzak durun...
0
crown
(07.11.08)
şimdi bir anımı paylaşmak isterim: bir buçuk yaşındaki kısırlaştırılmamış erkek (hatta errrrrrrrrrrkek eheh) kedimin kuyruğunda böyle bildiğiniz bir parmak kalınlığında bir boşluk oluşturacak şekilde baştan uca kadar tüyler dökülmüştü. korkunç bir görüntü, böyle kedi var normal gözüküyo ama bakıyorsun kuyrukta kocaman bir sıra tüy eksik. neyse veterinere götürdük, ne veriyorsunuz hayvana mama olarak dedi. ben de normalde iams'la beslerim ama o ay feci parasızdım hayvana whiskas'ı dayadım, dedim. veterinerin tepkisi: "neden, kedinizi sevmiyor musunuz?" yani demem o ki sağlıklı bir kedi için whiskas'a hayır.

akabinde,

ben genel olaram kedilerin iams hastası olduklarına kanaat getirdim ama, birçok petsshopta düzgün markaların devasa paketlerini açıp kiloyla mama satıyorlar. böyle bir petshopa gidip düzgün mamalardan küçük birer örnek alıp denemek mantıklı olabilir, hayvan hangisini beğenirse onunla devam edersiniz.
0
myriamonde
(07.11.08)
acaip mama secen, begendigi mama olmayinca yemeyip elden ayaktan dusen bir kedim var. son umit aldigim eagle pack hollistic select serisinin tavuklu olaniyla ask yasiyor valla. paketi actigim anda etrafinda donmeye basliyor. kimbilir, belki sizinki de sever.
0
no avalon
(08.11.08)
(6)

Galatasaray Universitesine nasil gidilir ?

no christ requiress
Avrupa Birligi ile ilgili bir sertifika programina kaydoldum. Merter'den oraya nasil gidilir en rahat ?Aksaray'a metro ile gidip ordan besiktas otobusune binsem, besiktas'da kaliyorum, ordan uni.ye mesafe cok.Metro+tramway ile kabatasa gitsem yine mesafe cok. Aylik -sinirsiz- akbilimin oldugu dusunu
Avrupa Birligi ile ilgili bir sertifika programina kaydoldum. Merter'den oraya nasil gidilir en rahat ?

Aksaray'a metro ile gidip ordan besiktas otobusune binsem, besiktas'da kaliyorum, ordan uni.ye mesafe cok.

Metro+tramway ile kabatasa gitsem yine mesafe cok.

Aylik -sinirsiz- akbilimin oldugu dusunulurse ne sekilde gidebilirim ?
0
no christ requiress
(07.11.08)
aylık sınırsız akbilin varsa, beşiktaş'tan tekrar bir otobüse bin, üniversitenin önünde in.

düşündüğün kabahat :))
0
mea maxima culpa
(07.11.08)
en güzeli metro+tramvay -> beşiktaş, oradan sahil sarıyer otobüsleri.
0
dehri
(07.11.08)
taksime gitmek için pratik bi yolun varsa taksimden funikulerle kabatasi ordan da sahilden giden otobuslerle ortakoy.
0
bordeaux
(07.11.08)
taksimden finüküler filan binmesin aman diyeyim ne gerek var.

taksimden boğaz otobüslerine bin, ilk durak olduğu için paşa paşa oturursun, şimdi kış mevsimindeyiz ortaköy yolu açık mis gibi gidersin. (boğazdan geçen otobüsler akm'ye en yakın duraktan kalkar.nedir bunlar dt1, sahilden giden sarıyer, istinye dereiçi falan filan. sorarsın yani, şimdi aklıma gelmedi)

dönüşte otobüsler kalabalık olur ama.

taksime kolay gidebiliyorsan en iyisi bu aslında. tramvay yolu, kabataş ortaköy yolu filan yorar insanı.
0
mea maxima culpa
(07.11.08)
aa evet ya cevabımı değiştiriyorum ve mea maxima culpa'ya katılıyorum. böylece kabataştaki kısacık yol olmasına rağmen mevcut olan korkunc trafigi de atlatmış olursun.
0
bordeaux
(07.11.08)
sabah - akşam trafiğin yoğun olduğu zaman için:
en güvenli yol metro ile aksaray, oradan dolmuş veya otobüsle taksim, oradan da beşiktaş veya ortaköydür. (beşiktaş'tan gsü'ye yürümek 10 dakika.) aksaray'dan geçen topkapı-beşiktaş otobüsü eminönü'nden geçiyor ve o yol sıklıkla tıkanıyor. o nedenle taksim'den şaşmayın derim.
0
sare
(07.11.08)
(7)

ekmek ve küf

kibritsuyu
arkadaşlar geçen gün bir ekmek aldım (bildiğin normal beyaz ekmek). birazını yedim. kalanı 4-5 gün durdu. dün bir aldım ki yemyeşil küflenmiş.ama kimi zaman da ekmek alıyorum. ufak bir parça kalıyor mesela 1 hafta da dursa, 10 gün de dursa küflenmiyor. sadece bayatlayıp kuruyor.niye kimi zaman küfle
arkadaşlar geçen gün bir ekmek aldım (bildiğin normal beyaz ekmek). birazını yedim. kalanı 4-5 gün durdu. dün bir aldım ki yemyeşil küflenmiş.

ama kimi zaman da ekmek alıyorum. ufak bir parça kalıyor mesela 1 hafta da dursa, 10 gün de dursa küflenmiyor. sadece bayatlayıp kuruyor.

niye kimi zaman küflenip, kimi zaman da küflenmeden bayatlıyor? iki şekilde de naylon poşeyin içinde duruyor ekmek.
0
kibritsuyu
(07.11.08)
Küflenme ekmekteki su oranıyla ilgili. Şöyle anlatayım; mesela normal aldığınız ekmeği direkt poşete koyarsanız 3-4 gün içerisinde küflenmeye başlar. Yok eğer kuruduktan sonra (yani dışarda bekletip kuruttuktan sonra) poşete koyup saklarsanız 10 gün filan dayanır. Yok ikisi de aynı koşullardaydı diyorsanız mayasıyla ilgili bir şey olabilir.
0
ataturkiye
(07.11.08)
okurken bayılayazdımm. yapmayın etmeyin öyle şeyler. fırın ekmekleri saklanmak için üretilmiyor. gün içinde tüketilme için üretiliyor.

al bir tane uno-muno hazır pişmiş ekmek. poşeti ile koy buzdolabına. mis gibi küflenmesi filan yok. bir hafta filan çok güzel kalıyor. ilk günkü gibi. grekirse ısıtırsın taze gibi olur.
0
mea maxima culpa
(07.11.08)
@mea: böhü böhühü haklısın gün içinde tüketilmek için ama biz de çok ekmek yiyen bir aile değiliz. hatta eşim neredeyse hiç ekmek yemez. ama canım çekiyor ulayn. kurufasulyenin suyuna taze ekmek banmak istiyom. uno falan hiçbir zaman o çıtır ekmeğin tadını vermiyor. e en ufak ekmek de o dediğim işte. bir öğün yiyoruz. ertesi gün de yiyoruz, yemek bitiyor, sonraki yemek sulu olmuyor, biz evde olmuyoruz 4-5 gün kalıyor, sonra da küfleniyor ühühüüü.
0
🌸kibritsuyu
(07.11.08)
Benim düz mantığıma göre, bekleyince küflenmeyen şey gıdadan çok plastiğe daha yakındır. Gıda dediğin küflenir bozulur, küflenmiyosa bozulmuyosa demek ki adamlar öyle bi kimyasal basmışlar ki bakteri bile yaşamıyor.
Bu görüşler hiçbir bilimsel veriye dayanmamaktadır.
0
mabl
(07.11.08)
yarım ekmek satan bakkallar çıkabiliyor (valla)
0
kimlanbu
(07.11.08)
ben de tek yaşıyorum. aynı dertten muzdaripim, epey bir ekmek küflettikten sonra bunu buldum.

bir de şöyle yapabilirsin. küçük ekmeklikler oluyordu, hani ekmek kutuları. ekmeği koyuyorsun, kapağı var kapıyorsun. naylon torbaya koymadan bu ekmekliklere koyarsan küflenme oranını azaltırsın.

ama dediğim gibi fırın ekmekleri bir gün içinde tüketilmek için yapılıyor, küflenmeleri büyük olasılık. önüne geçemezsin.
0
mea maxima culpa
(07.11.08)
mesela o gün alıp yarısını yediğiniz ekmeği dilimleyip buzluga atın. orda süresiz kalabilir. sonra pazar kahvaltılarında filan kızartır ya da kaşar sucuk filan fırına sürersiniz, papara bile yapılır hatta. siz sonra yine taze ekmek alabilirsinz, öbürleri kalsın buzlukta. en azından değerlendirilme şansları olur hemen küflenip atılmasındansa.
0
bordeaux
(07.11.08)
(11)

Manyak Kedi

kahvegibi
Merhabalar,Sevgili arkadaşımın 3 aylık erkek kedisi var. 1 aylıkken geldi eve. Acayip mülayim ve tatlı bir kediydi. Kediydi diyorum çünkü artık kedi değil, canavar. Attığımız her adımda bacağımıza zıplıyor, sürekli olarak ıssırıyor ve tırmalıyor. Yavru bir kedi olduğu için oyuncu olması normal ve bu
Merhabalar,

Sevgili arkadaşımın 3 aylık erkek kedisi var. 1 aylıkken geldi eve. Acayip mülayim ve tatlı bir kediydi. Kediydi diyorum çünkü artık kedi değil, canavar. Attığımız her adımda bacağımıza zıplıyor, sürekli olarak ıssırıyor ve tırmalıyor.

Yavru bir kedi olduğu için oyuncu olması normal ve bu özelliğini tatmin etmek için arkadaşım da ben de kediyle hep oynadık. Sert de davranmadık. Herhangi bir travması da olmuş değil. Issırma huyundan da vazgeçiremiyoruz. Hayır dememize, bağırmamıza, odadan çıkartmamıza hatta bazen ufak şaplaklar atmamıza rağmen fena halde, hatta kanatacak kadar ıssırıyor.

Bu ıssırmaların, tırmalamaların bir çözümü, çaresi var mıdır? Teşekkürler
0
kahvegibi
(06.11.08)
:) sanirim benimki ile akraba o. çözüm mözüm aramayin. bi müddet sonra azaliyor. çook normal o sekilde davranmasi. şu petşoplarda satılan tırmanma hedeleri filan var ama ben bi b.ka yariyacagini sanmam cünküm o ona diil istedigi yere tirmanir, isirir, cirmalar. allah ecir sabir versin ne diim :)
0
palyacopapi
(06.11.08)
yavru kedinin 1 yaşına kadar hareketli hatta hiperaktif olması çok normal.

bende de bunlardan 1 tane var. 6,5 aylık oldu şimdi az önce yanından geldim kolum ısırık dolu. :))

burnuna ufak şaplaklar vurmanız, sözle ve mimikle çok acıttın, canımızı acıtma diyerek fark ettirmeniz gerekli. zamanla öğreniyorlar.

ısırarak oynamak kedilerin doğal bir davranışı, bunu yoketmeye çalışmayın. ancak zamanla canınızı acıtmamayı öğrenecektir.

1 yaşını geçtiksen sonra da tembel tembel oturmaya başlayacak, siz ara ara gidip dürteceksiniz hareket etsin diye. doğaları bu bunların.
0
mea maxima culpa
(06.11.08)
@palyacopapi haklı. tırmalama tahtası ve oyuncak alın. oyuncak fareler ve ayılar filan var, onları çok seviyorlar. (gerçi 5-10 dakika sonra yatağın altında kayboluyor onlar ama neylersiniz)

küçük oyuncaklara ip bağlayıp oynatın filan. enerjisini alın yani onunla oynayarak.
0
mea maxima culpa
(06.11.08)
mea yazinca benim de aklima geldi. en kolay ve ucuz oyuncak naylon poşet. poşeti tortop ediniz. ve bir sekilde baglayiniz. sonra kedinin önüne atiniz. acaip egleniyor benimki. ya da normal ağzi acik poşette olur içine giriyor filan. bir de sonrada temizlemeyi göze alirsaniz kağit peçete ile de çilgin atabiliyolar. haaa pinpon topunu da unutmayalim. iyi eglenceler pisicik :)
0
palyacopapi
(06.11.08)
kendisinin şu an deli gibi dişleri kaşınıyor ve enerjisini ancak sizinle oynayarak atabiliyor. yapacağınız en güzel şey büyükçe bir fırın eldivenini elinize geçirip onunla çılgınlar gibi 30 dk geçirmektir. bırakın enerjisini atsın pambık gibi olur.
0
atrin
(06.11.08)
o dişler düşecek ayrıca. dökülüyor. yenileri çıkıyor.
0
mea maxima culpa
(06.11.08)
şaplak atmayın çünkü anlamaz. psikolojisi bozulur bu sefer hayvanın.
0
chavezding
(06.11.08)
bazı kediler çok oyun oynadıkça da daha çok azıyor mesela bi arkadaşım ayağıyla oyun yapıyordu hep kediye kedi şimdi gelen giden herkesin ayağına saldırıyor. cok elinizle oynarsanız elinize kolunuza saldırmaya alışabilir. hedef olarak görmeye başlıyorlar. o yüzden oyuncak gibi, ip gibi vs. şeylerle oynarsanız hedefi siz değil oyuncaklar olarak belirleyebilir. bağırmayın, odadan cıkarmayın daha asabiyet sinir yapar hayvan. yavruyken iyice hareketli olmalı ki kasları reflexleri iyice gelişsin zamanla geçiyor zaten yaşlandıkça. bu sefer de hadi oyna diyosun bitarafını kaldırmaya üşeniyo=)
0
random blonde
(06.11.08)
vallaha kendi kedim gibi söylemiyorum hayvan sevilmek isteyince geliyor sevdirip gidiyor. ben sevesim geldiğinde de katlanıyor bana napsın =). kesinlikle ısırmak vs gibi huyları yok ve çok haşin oynarım öyle böyle değil. kendisi 6 kiloluk bir leopar çakması olduğu için oyunlarımız da çok vahşi hatta bazen kendimi serengeti düzlüklerindeki antiloplar gibi hissettiriyor. ama oyun haricinde saygıda kusur etmez hatta acıkmadığı ya da oyunu gelmediği sürece miyavlamaz bile. kediden kediye değişir ama benim önerim kesinlikle fırın eldivenidir.
0
atrin
(06.11.08)
Bir kaç ay sonra düzelir, bizim canavar yüzünden evde yürüyemez hale gelmiştik. Adım attığımız anda düşmanına saldırır gibi tırnaklarını geçirip ısırıyordu. Bağırırsak veya vurursak daha da hırslanıyordu. Mümkün olduğu kadar ip, top vs ile oynatın enerjisini atacak başka şeyler de olduğunu görsün.
0
kimlanbu
(06.11.08)
şu bahçıvan eldivenlerinden alıp elinize geçirip kediyi saldırtın. iyice saldırsın. sarılıp fittin fittin yapsın, tırmalasın, ıssırsın. yorulana doyana kadar parçalasın. hatta yetmedi, kızdırın (bizimki arka patisine dokununca delirirdi mesela, gıdıklanıyodu rahmetli), poposuna dürtün, sinirden sallamaya çalıştığı kuyruğunun ucunu tutun falan. kıhhlasın saldırsın. tatmin olunca yorulup gider zaten.

aha atrin fırın eldiveni demiş, okumamışım. o da olur tabi :)
0
kibritsuyu
(07.11.08)
(12)

Sozluk moderatoru [kimi raikonen] saka mi yapiyor?

comptrol
malumunuz caylaklar icin olan bitenden yeni bir duyuru girildi. `#14333666`kimi raikonen adli moderator asagidaki kosul ile saka mi yapiyor?" zira noktalama işaretlerinden sonra boşluk bırakması gerektiğini hala öğrenememiş bir adamın sözlük yazarı olarak işi ne? "semantik, gramer, cumle yapisi, anl
malumunuz caylaklar icin olan bitenden yeni bir duyuru girildi. #14333666
kimi raikonen adli moderator asagidaki kosul ile saka mi yapiyor?

" zira noktalama işaretlerinden sonra boşluk bırakması gerektiğini hala öğrenememiş bir adamın sözlük yazarı olarak işi ne? "

semantik, gramer, cumle yapisi, anlatim bozuklugu vs. bitti de noktalama isaretlerinden sonraki boslugu onemsemeye siranin geldigini mi anlamaliyiz bundan? oss'de bile bu denli dikkat etmiyorduk sorulara.

tesekkurler.
0
comptrol
(06.11.08)
bence hakli. en azindan 154.648 caylak ve 40.524 onay bekleyen caylak oldugunu dusunursek; onlarinda isi zor be abi.

ben bile dogru duzgun kurallari ogrenememisken/bilmiyorken, olaya boyle yaklasmasi bence normal.
0
trimpot
(06.11.08)
hiç şaka yaptığını sanmıyorum. hele ki kimi raikkonense bunu yazan.
0
mea maxima culpa
(06.11.08)
kimi'yi tanirim iyi cocuktur. bu konuda saka yapmaz! normal sartlarda olsa bu gormezden gelinebilirdi. ama denildigi gibi bu kadar cok kisinin basvurdugu bir sitede -ki tum olayi yazi yazmaktir, dikkatinizi cekerim- elbette bu tarz seyler onem kazanmaktadir.
0
darth maul
(06.11.08)
allah caylaklarin yardimcisi olsun o vakit. bu kurali onca senelik sozluk kullanicisi olmama ragmen yeni duyuyorum. 1 sene once girdikleri entrylerin noktalama isaretlerinden sonra bosluk koyup , tekrar beklemek zorunda kalacak nice caylak vardir bence.

ama moderatorlerin bu tutumunu da islevsel buldum bir acidan. yukarida iddia edilene gore, caylak entrylerinde yazilan metinden ziyade, noktalama isaretlerinden sonraki bosluklara bakarak nice caylak elenebilir ve bu da hem zamandan hem zihinden kazanc saglar.
0
🌸comptrol
(06.11.08)
cevabı hayır olan soru.çübnkü nedenmi anlatayım.entrilerde gözlenen yaygın özensizlik zaten uçma sebebidir yazarlar için,yeni bir yazar alacakken neden bunu önemsemeyelim?on tane gelişigüzel tanım yapmış,içeriğini özgünce doldurmamış,imlaya noktalamaya tikat etmemiş bir yazarı niye alalım?hele sırada 40bin onay bekleyen çaylak varken?

dedirten duyuru
0
kimi raikkonen
(06.11.08)
birak allahini seversen demek istedigim cümle kimi ! ben daha gecen ay tum entryklerimi gözden gecirdim.conku okadar yildir sozluk de yazmama ragmen ozellikle notalama siaretlerin de bir suru hata yatigimi gordum.
gercektende eger zamaninda boyle nedenlerle yazar yapmasalardi bende bugun sozluk yazari olamayacaktim dedigim soru
0
darth maul
(06.11.08)
aslında boş vakti olan varsa yazarlar da okusa fena olmaz hani. zira görünce kafayı yediğim hatalarla karşılaşıyorum çokça.

ayrıca şansıma 10 entry i tamamladıktan sonra bekleme sürem fazla olmamış. yazar olmak gittikçe zorlaşıyor.

ama kimi haklı kalifiye insanlar lazım sözlük e..
0
dambil
(06.11.08)
olan biten yerine hatalı entry örnekleri başlığını okuyun falan dese daha doğru olurdu bence. olan biten'de bir sürü alakasız duyuru var. kim okumuş onların hepsini de yeni çaylaklar okuyacak?
0
386 dx
(06.11.08)
Çaylaklar için yazarlardan farklı kurallar zaten var. Modlog'u incelerseniz çaylakların, sadece bakınızdan veya dedirtenli tanımlardan dolayı da entryleri siliniyor. Noktalama kurallarına uyulması gereği şaka mı yoksa ciddi mi bilmem ama gerekli bir önkoşul. Çünkü toplamda zaten 10 tane entry yazmaları gerekiyor. O on entryde dahi özen göstermemiş birinin yazar olduktan sonra da özenli olmadığı sonucu çıkaırlabilir. Çeşitli atraksiyonlara girmeden kısa tarafından salt kelime tanımı yaparlarsa onlar için çok daha sağlıklı olur gibi. Ben onlarca entry girdiğim için 8 ay bekledikten sonra ancak miferdibi ile yazar olabilmiştim. Yapmayın:)
0
gulden kale
(06.11.08)
noktalama işaretinden sonra boşluk bırakmak çok temek bir bilgi. bence garip bir talep değil.
0
cereal killer
(07.11.08)
soyle demek isterim:acikcasi,noktamala isaretlerinden sonra bosluk birakmamak okunurlugun icine eden bir sey.sizce de oyle degil mi?yani baksana,boyle bitisik bitisik.acayip oluyor ve bence kimi'nin dedigi dogru...
0
compumaster
(07.11.08)
adet döneminde o normaldir biter yakında.
0
noliy
(18.01.09)
(6)

yeni çorabın içinden çıkan kağıt niye var ?

deahy
evet her yeni çorap alışımda çiftin tekinin içinden hışırdayan bir kağıt çıkıyor ve her seferinde aklıma takılıyor, ayağımı sokacağım bir şeyin içine neden kağıt koyup da satarlar ?buyrun efendim aydınlatın lütfen:
evet her yeni çorap alışımda çiftin tekinin içinden hışırdayan bir kağıt çıkıyor ve her seferinde aklıma takılıyor, ayağımı sokacağım bir şeyin içine neden kağıt koyup da satarlar ?

buyrun efendim aydınlatın lütfen:
0
deahy
(05.11.08)
çok basit gelebilir ancak çorap buruşmasın diye. o kadar basit bir kağıt parçası mı tutacak koca çorabı diye düşünmek beyhude, sinek de küçüktür ancak mide bulandırır.
0
co2s2
(05.11.08)
ambalaj o. güzel güzüksün, tok dursun, kendisini göstersin, kaliteli dursun diye. başka bir anlamı yok.
0
mea maxima culpa
(05.11.08)
kirismasin diye.
bazi ayakkabilarin icine de cokmesin\yuzeyi bozulmasin diye kalip koyarlar.
0
lejant
(05.11.08)
kırışma değil onun gerekçesi kırışmayı engelleyecek bişi değil zira. çoraba karşı direnebilecek bir yapıda değil bildiğin incecik kağıt.

hadi şimdi benim de kafama takıldı...
0
agk
(05.11.08)
asıldığı zaman dik dursun diyedir belki de. yapılmadık spekülasyon da kalmadı zaten başka.
0
babatema
(05.11.08)
bir süre çorap sektöründe çalışmış birisi olarak mea maxima culpa'ya katılıyorum.
0
insanimsi
(06.11.08)
(5)

Kambu Çayı nerden bulunur?

asden
Bir arkadaşımın annesi kanser. Bir yerden duymuş Kambu çayı diye bir şey iyi geliyormuş. Konuyu bilen var mı? hakikaten iyi mi gelir yoksa safsata mı? İstanbul'da nerden bulunur?
Bir arkadaşımın annesi kanser. Bir yerden duymuş Kambu çayı diye bir şey iyi geliyormuş. Konuyu bilen var mı? hakikaten iyi mi gelir yoksa safsata mı? İstanbul'da nerden bulunur?
0
asden
(05.11.08)
kambu cayı hakkında hic bir fikrim yok, ama kanserde hastanın psikolojisinin ve iyilesmeye inancının coook onemLi oLdugunu gayet iyi biLiyorum, bunun olumlusuna da olumsuzuna da ornek tanıdım.

bence gidin aktardan tadı tanıdık olmayan bir cay alın, kambu çayı diye verin...
hatta kambu cayı hakkında uydurma makaleler yazıp, hastaya gosterin fln.

etkiLi olacaktır .)
0
zillosh
(05.11.08)
iğrenç ekşi kokulu bişey o, biz de bi ara merak saldık ama içemedik hiç :( arkadaşın söylediği gibi moral en büyük ilaç, bol bol kitap okusun gezsin eğlensin ve kanseri düşünecek vakti olmasın. kendimizden biliyorum yengem bu yöntemle turp gibi oldu valla:))
0
yazbitmesinsipidikterlikdolabagirmesin
(05.11.08)
hocam, arkadasinin annesine gecmis olsun öncelikle.

Her ne kadar dogada hemen herseyin tedavisi olsa da, maalesef hepsini bilemedigimiz icin bitkisel tedavilere süpheyle yaklasmak gerekir. Nolcak bitki deyip gecmemek lazim, en güclü toksinler bitkilerde var.

Kanser denen sey sadece vucüt ile alakali degil, zihinsel de bir olgu oldugundan ötürü, bu kombuydu brokoliydi limondu patatesti bunlar ancak plasebo etkisi yaratir yani icince iyi olacagini düsünmekle ilgili. Ha aktif maddelerinden biri iyi geliyordur onu bilemem. Moral ve siki medikal takip cok önemli, bunlari bir kere astiktan sonra farkli arayislara girilebilir.
0
the man who hears deepest inquisitions
(05.11.08)
kambu çayı maddesini alıyorsun ve kefir gibi kendin üretiyorsun. bu maddeyi suya koyuyorsun birkaç günde oluyor. bu maddeden bulup yapmanız lazım. aktarlarda bulunur mu onu bilemiyorum. bence bir sorun aktara, veya olmadı kambu çay olan birisinden bir miktar madde alacaksınız.
0
mea maxima culpa
(05.11.08)
kambu çayı temin etmeniz için msn adresim : [email protected]
not:msn eklemeden önce mail yoluyla ulaşmanız tercihimdir.
0
kambu şifası
(25.12.08)
(23)

ailevi problemler (ustte kalirsa bir muddet, super olur)

saramara
konu biraz uzun ve karisik, elimden geldigince tum detaylari anlatmaya calisacagim. ben 21 yasinda bir kizim. 22 yasinda askerligini yeni yapmis bir kuzenim var. bu kuzenim cok kotu bir aile ortaminda hicbir zaman dogru duzgun bir yonlendirme gormeden buyudu, liseyi devamsizliktan bitiremedi, alkoll
konu biraz uzun ve karisik, elimden geldigince tum detaylari anlatmaya calisacagim. ben 21 yasinda bir kizim. 22 yasinda askerligini yeni yapmis bir kuzenim var. bu kuzenim cok kotu bir aile ortaminda hicbir zaman dogru duzgun bir yonlendirme gormeden buyudu, liseyi devamsizliktan bitiremedi, alkolluyken arabu kullanip birisine carpti vs. Ama aile icinde onun hep cok zeki ve iyi kalpli olduguna, icinde yetistigi sartlar yuzunde boylesi davranislara yoneldigine inanildi. askerligini bitirip donunce, benim aileme yaptigim baski sonucu kuzenimi universite sinavlarina hazirlanip hayatini bir duzene sokmasi, o aile ortaminda uzaklasmasi icin istanbul'daki evimize cagirdik. kuzenim o doneme kadar orta anadolu'da gayet tutucu bir kentin gayet tutucu bir ilcesinde yasiyordu.
normalde cok sabirli ve hosgorulu bir insan degilim, ama ona elimden geldigince anlayisli olmaya calistim. dersanesi baslamadan kitaplar alip ben calistirmaya basladim, kendi arkadas grubumla tanistirdim, normalde odama kapanip film seyredip kitap okumak gibi seylerden hoslanirken onunla vakit gecirmek icin ozellikle caba sarfettim. ozellile diyorum cunku hic ama hicbir ortak noktamiz yok (abartmiyorum) ve onu 5 senedir filan gormemistim zaten. bu surede gosteridigi ve bana cok ters gelen, butun arkadaslarima bunun saci uzun, bunu kupesi var diye bir kulp bulmasi, yeni erkek arkadasimin yaninda eski erkek arkadasimdan surekli onunla gorusuyormusum ve onun hakkinda konusuyormusum gibi bahsetmesi, ben msn'de yazisirken gelip yazdiklarimi okuyup yorumlar yapmasi gibi davranislara da bunlarin yanlis oldugunu ogrenecek bir ortamda buyumemis diye ses cikarmadim. normalde bu tur macoluklara sinir olmama ragmen isanbul'da bulunan diger kuzenime hemen erkek arkadasimdan bahsedip "ifadesini aliriz" seklinde konusmasina da iyi niyetli oldugunu dusunerek gulup gectim.
ramazan bayrami arifesinde baska bir ilde oturan amcamin yanina gidecegini soylerek babama otobus bileti aldirdi, ertesi gun ogrendik ki bursa'a kiz arkadasiyla bulusmaya gitmis once. donuste de dogrudan eve gelmek yerine yine eskisehir'e gidip kiz arkadasiyla bulusup sonra istanbul'a gelmis. bizi bu sekilde salak yerine koymasi, gozumuzun icine baka baka yalan soylemesi acikcasi bana cok koydu. kizdigim bir diger nokta ise ben ogrenci olmama ragmen aileme yuk olmamak icin calisip kendi parami kazanirken, kuzenimin babamdan aldigi paralarla gidip kiz arkadasiyla gonlunu eglendirmesi. butun arkadas ortamindan kopup tek basina hic bilmedigi bir yere, hic bilmedigi insnalarin arasina geldi, eskiden kafasina gore takilirken kati kurallari olan bir ev ahalisinin arasina karisti diye dusunerek yaptiklarini kendime maruz gostermeye calistim.
ama bu olaydan sonra kendisinden baya sogudum. kendisiyle ilgili baska kimi problemlerimiz de var. mesela bizim eve iki paket cikolata alinmissa ve ben birini yemissem oburunu muhakkak kardesime birakirim ya da nezaket geregi yemeden once iizn alirim. bazilarina bu gereksiz ya da aile icinde olmamasi gereken bir sey gibi gelebilir ama bizim evde alistigimiz duzen bu. babam mesela parasini kendisi odemis bile olsa bizim kitaplarimizi bizden izin almadan alip okumaz. oyle olunca onun dan diye odama dalip kafasina gore bir sey almasi, babamin parfumunu izinsiz kullanmasi gibi seyler sesimizi cikarmasak da baya tuhafimiza gidiyor. annemin yaptigi hicbir yemegi begenmiyor (adam domates, icinde domates olan yemekler, patates, herhangi bir sebze, tarhana corbasi, hatta genel olarak corba,salata yemiyor. bunlar ilk aklima gelenler, durumun zorlugunu takdir edersiniz) ve hatta 'bu ne bicim sey yenir mi be' diyerek annemin kalbini kiriyor. bu sebeple de sadece sucuk, kasar, muz ve cevizle besleniyor. gecen gun diger kuzenim bizdeyken annem yine 'hic yemek yemiyor' diye dertlenirken mesela, benim gordugumun farkinda olmadiigindan annemle alay ediyordu. oss'ye hazirlansin diye burda ama sabahtan oglene kadar dersanede, ogleden aksama kadar uyuyor ve aksamdan sabaha kadar da kiz arkadasiyla telefonda konusuyor, yani ders calismak icin ekstra bir gayreti de yok, odevlerini bitirdiginden bile emin degilim. halbuki durumu cok kotu, carpim tablosunu bile bilmiyor, ben de matematik nazisi gibi surekli pesinde ogrendin mi ogrendin mi bak beraber calisalim diyorum ama kendisi bir gayret gostermezse aklina akitamam herhalde 7*4'u.
bizim evde herkes her gun dus alir, kuzenime pazar gunu artik bir yikansan dendiginde daha sali yikandim temizim diyor, evde o yuzden surekli agir bir koku var. onemsiz gibi gorunebilir ama surekli ya tirnak yiyor ya da disini karistiriyor ve benim de icim kalkiyor, sofra adabi rezalet. 22 yasinda kazik kadar adam oldugu icin bazi konularda kirici olmadan uyarida da bulunulamiyor, hepimiz rahatsiz rahatsiz susuyoruz yani.
iste basta anlattigim olay ve ev icindeki hali tavri yuzunden ben kuzenimden sogudum. karsilastigimizda nezaketen sordugum bir kac soru ve bazen oturutup calistirdigim matematik konulari haric hicbir iletisimimiz yok. arkadaslarla cikarken onu da davet ediyorum ve gelmesi icin israr ediyorum ama gorev duygusuyla. bazen ona daha iyisini dogrusunu gosterecek kimse olmadigi icin boyle, kendini onun yerine koysana, hic tanimadigin, aliskanliklari bambaska olan insanlarin arasina gidiyorsun ve annen baban aramiyor bile (uc aydir filan bizde kuzenim, annesi daha yeni yeni arayip halini hatrini sormaya basladi) diyorum kendime. beni sevdigini ve deger verdigini dusunuyorum ama ben iletisim icin bir adim atmazsam onun da atmadigi bir gercek. adil olmam gerekirse, bendeki isteksizligi sezdigi icin cekiniyor olabilir ama.

simdi durumlar boyleyken boyle. ben takintili bir insan oldgum icin onemsiz seyleri mi buyutuyorum ve daha anlayisli mi davranmam lazim, yoksa o verilen sanslari kullanamadi deyip artik ona yaklasmaya calismaya bosvermem mi?

her turlu fikir ve yorum makbuldur.
0
saramara
(05.11.08)
soyle ki aslında benimde benzer bir kuzenim var bende once esitlerin iliskisini kurmaya calıstım onunla ama olmadı benim suistimal dedigim baskalarının asırı samimiyet diyebilecegi durumlar olustu.
sonunda bende esitlerin iliskisi durumundan vaz gectim. artık onunla farklı oldugumu dusunuyorum. hatta bunu ona bir kac defa kırıcı olmak pahasına gosterdim.

burda onemli olan kimsenin hayatını kendisine ragmen degistiremeyecegini anlamak. sonucta bu adam 22 yasına yasına gelmis ve hala degismek istemiyorsa bırak istedigi gibi yasasın sende akrabalıgını surdur ama arkadas olma. hatta bi adım daha ileri gidip iddia ediyorum bu adamın hayatına mudahil olmak hakkın degil.
0
hellcaraxe
(05.11.08)
22 yaş, bir insanın yetiştirilmesi, değiştirilmesi için oldukça geç bir yaş. Belli ki karakteri bu şekilde oturmuş ve zorlamayla, dayatmayla değiştiremeyeceksiniz. Yetiştirilme tarzı -yetişme tarzı diyelim, pek yetiştirilmemiş- kendi memleketinde, kendi çevresinde yaşamasını gerektiriyor. İstanbul'da, sizin yanınızda kalmaya devam etmesi hem kendisinin hem de sizlerin kötülüğüne olur.
Yetiştiği şehire gönderildiğinde tamamen ilgisiz bırakın, terk edin demiyorum lakin her koyunun kendi bacağından asıldığını, bu günlerin onun geleceği için önemli olduğunu saygı duyduğu bir büyüğü uygun bir dille anlatırsa kendi kararını vererek üniversiteye gidip gitmeme seçimini yapacaktır. Üniversiteye gitmeye karar verirse girdiği yeni çevrenin etkisiyle iyi yönde şekillenecek, üniversiteye gitmediği takdirde yine çevresinin etkisiyle farklı yönde şekillenecek ve olgunluğun vermiş olduğu havayla iyiye gidecektir.
Her ne kadar 22 yaş çok geç demiş olsam da artık çocukluktan çıkma yaşı biraz yükseldi. Şu anda yoğun gel-gitler yaşaması, etrafından gördüğü, televiyondan gördüğü hayatları kıskanması, taklit etmek istemesi gayet normal, askerliğini de yaptığına göre sosyalleşmekten artık korkmuyor ve dışarı daha rahat açılabiliyor. 2-3 sene içerisinde toplum içindeki kendi konumunu anlayacak ve buna göre hareket etmeye başlayacaktır.
Kendinizi yıpratmanıza gerek yok.
0
inshroud
(05.11.08)
universite sinavlarina girmek universiteye hazirlanmak kendi secimiydi bunu belirtmem gerek diye dusundum. ve bize gelmeden once cok sevdigi amcasindan, dedeme herkes onunla oturup konustu; kararli oldugunu, onunde uzanan zorluklarin farkinda oldugunu ve bunlari goguslemeye hazir oldugunu kendisi defalarca soyledi, ondan bagimsiz alinmis bir karar degildi yani bu.
0
🌸saramara
(05.11.08)
sen şimdiye kadar gayet doğru ve güzel davranmışsın. arkadaş ise şımarık büyütülmesinin etkisi ile iyice yayılmış ve gemi azıya almış.

bence hiçbir gerginlik yaratma. üzerine de gitme. gerekirse onun olmadığı bir ortamda rahatsızlıklarını anne babana söyle. onların da çok üstüne gitme.

arkadaşla arana mesafe koy. sınırlarını belirle. hiç değilse seninle olan ilişkisinde haddini hududunu bilsin.

ancak bunu gerginlik yaratmadan yapacaksın. ve önemli olan sinirlenmeyeceksin.

onun dışında okulun var, arkadaşların var, erkek arkadaşın var. onlarla ilgilen, kendine meşgaleler bul.

dikkatini çocuk üzerinden çek. sonuçta anladığım kadarıyla sizde kalmaya devam edecek. sokağa atamazsınız, yani atmaz annenler.

çocuğu da düzeltemeyeceğine göre sen sinirlenmeyip, kaale almayacaksın. belki senin rahatsızlıklarını belirtmen üzerine annenle çocuğu bir hizaya çeker ama takılma bunun üzerinde.
0
mea maxima culpa
(05.11.08)
bence yollarınızı bir şekilde ayırın. neticede siz elinizden geleni yapıyorsunuz. bu olay tedaviyi kabul eden veya tedaviyi reddeden bir hasta gibidir. ya fişinin çekilmesi gerekir, ya da tedaviyi daha da sürdürmek.

şu anda kendi hayatınızı başkası için yaşar moda girmişsiniz, planlarınız, bütçeniz, pek çok şeyiniz kuzeniniz üzerine kurulu, neden? yani 10 yıl sonra pişmaniyet duyacağınız bir şeyi, en güzel zamanlarınızı neden böyle harcıyorsunuz? eğer bunun vicdani bir yanı varsa, yazdıklarınıza göre yeterli vicdani sınırları geçmişsiniz.

bu tip insanlarda, rest çekimi genelde işe yarar. çekin konuşun. benim şartlarım tarzım bu, uyarsan uy, uymazsan kendi yolunu çiz demelisiniz. neticede 22 yaşında bir insan sokakta kalmaz, en kötü şey gider ailesinin yanına.
0
galahad
(05.11.08)
Kuzeninle ilgili sorunlarini onunla paylasmazsan degismesini bekleyemezsin ("Paylasirsan degisir" demiyorum). Sizin adetlerinize uymayan bir sey yaptiginda, "kuzen, boyle boyle yaptin ama bizde bu hos karsilanmaz, su sebepten dolayi. Onun yerine soyle yapar misin?" diyebilirsin. Bu arada sizin adetlerinizin de baska ortamlarda hos karsilanmayacak seyler olabilecegini fikrini aklinin bir kosesinde tut.

Anlattigin zor bir iliski. Verdigin caba da takdire edilir. Eger cabana devam etmek istiyorsan bahsettigim sekilde devam etmeni oneririm. Sabrinin sonuna geldiysen kibar ama kesin bir sekilde iliskini kesmen en iyisi olur.
0
wpi
(05.11.08)
Kuzenin senin anlattigin haliyle degerlendirirsek yuzsuzun teki gibi gorunuyor... Yani insan en azindan minnet duyar... Velev ki kuzenin amcanin ogluysa ve o amcan vaktiyle babanin himayesinde buyuduyse falan anlarim ama oteki turlu ise siz zaten yeterince katlanmissiniz... Iki sorum olacak -ucuncu soru da yukaridaki cumlede gizli: "Amca oglu mu, amca yukaridaki gibi mi?"-
soru 1:
Kuzeninizin kardesleri var mi? Varsa onlar da oyle mi?
2:
Alkollu olarak kaza yapinca pismanlik duydu mu? Duyduysa ne kadar surdu, kalici etkileri oldu mu?

Eger yukaridaki sorular isiginda cevaplanabilecek kisimlari saymazsak; kuzeniniz yanci, belesci, yuzsuz ve pis (hijyenik olarak)... Yani tek kelimeyle "katlanilmaz!"... Katlanamamaniz cok, cok dogal...
0
thunder thunder thunder thundercats
(05.11.08)
Terbiyesizlik sınırları dahilindeki hareketleri, kuzeninin iyi niyetli olmadığını açıkça gösteriyor. Sadece akrabalık bağınız olduğu için onunla ilgilenmeniz, iyiliğini istemeniz, her türlü terbiyesizliğine, densizliğine, patavatsızlığına katlanmanız sizin müthiş derecede iyi niyetli olduğunuzu gösterdiği gibi, onun bunlara layık olmak için hiçbir çaba sarfetmemesi de kötü niyetini çok açık ortaya koyuyor. Sonuçta bu adam dağdan gelmedi, sizin yaşam tarzınızdan daha önce hiç haberdar olmayan, anlam veremeyen birisi değil. Eğer gerçekten farklı bir yaşam tarzınız olduğunu anlayacak kapasitede değilse, afedersiniz ama zaten üniversiteye girebilmesi, girse de başarılı olması mümkün değil.
Ancak dediğim gibi, bence kendisi bunların gayet farkında ve kötü niyetinden dolayı o şekilde davranıyor. Hatta bence İstanbul'a gelmekteki amacı okumak felan değil. Üzgünüm ama adam sizi, ailenizi kullanıyor. Ve gösterdiğiniz iyi niyet ve serbestlikten güç alıyor. Bu tip insanlara karşı bir miktar baskı kullanmanın, azıcık korkutmanın ayaklarını yere basmalarını sağladığına şahit oldum çok defa. Unutmayın ki fevri bir hareketi başınıza dertler açabilir. Çektiğiniz sıkıntıya değmez.
0
mabl
(05.11.08)
bazi seyler soyleniyor kendisine yani sorunlar dile getirilmiyor degil, gerek annem gerek babam gerekse ben tatli dille mesela kiz arkadasiyla gunde 5-6 saat telefonda konusmanin bu donem icinde ona zarari olabilecegini, biraz daha derslerine odaklanirsa kizla iliskilerinin uzun vadede daha saglikli olacagini filan soyluyoruz (kiz universitede okuyor ve kizin annesi diplomasiz bu kizi sana vermem diye resti cekmis). yikanma konusunda da hadi bir gir yikan istersen rahatlarsin filan deniyor hayir ben yikanmayacagim dedigi zaman yapilacak bir sey kalmiyor.
@thunder thunder thundercats: amcamla o sekilde bir iliski soz konusu degil ve evet amcamin oglu. kardesi de sanirim onun gibi olma yonunde hizla ilerliyor. kazasindan sonra da bir uzuntu pismanlik benim bildigim kadariyla olmadigi gibi mahkemedeki umursamaz tavirlari, olayi ciddiye almayisi nedeniyle ekstra ceza yedi.
0
🌸saramara
(05.11.08)
bence ilişiğinizi kesecekseniz bile,bunu yapmadan önce kesinlikle kendisine; durumu,hissettiklerinizi ve düşündüklerinizi açıklayan net bir konuşma yapın. eğer bunu yapmadan pat diye bitirirseniz,zaten gerek insani gerek sosyal yönden eğitimini iyi alamamış bir insana,siz de aynı muameleyi yapmış olursunuz ve belki de ilerde vicdan azabı çekersiniz...

en azından sizin ne düşündüğünüzün ve niye böyle davrandığınızın sebebini bilmek hakkı. ha sonra yine adam! olmazsa o zaman istediğinizi yapın. ama öncesinde kesinlikle net bir konuşma yapıp herşeyi açık açık anlatın...

çünkü böyle arkasından üzülüp,ondan soğumaktansa, herşeyi açık açık konuşmak daha faydalı olacaktır.
0
brkylmz
(05.11.08)
bunu söylemek aslında ne denli acı bende farkındayım fakat durum şu ki "bu zamanda" bir akrabadan beklenmeyecek ölçüde sabırlı ve anlayışlı davranmışsınız. bahsi geçen arkadaş belli bir yaşa gelmiş olduğundan mütevellit bazı alışkanlıklarının değişmesi zor. aslında kimsenin kimseyi değiştirme gibi bi görevi de yok fakat burada, siz, bariz etkilenen tarafsınız. böyle birine tahammül etmek cidden zor. kendi hayat tarzını size uydurması yada başka tabirle bu şekilde evrilmesi gerekirken, size bazı dayatmalarda(erkek arkadaş, uzun saçlı, küpeli arkadaş vs.) bulunuyor ve bunu da gayet gamsızca ve fütürsuzca yapıyor. siz de direniyorsunuz ve bi kriz doğuyor.

kendimi sizin yerinize koyuyorum da ben olsam bu vakte kadar çoktan konuşurdum. 3 ay diyorsunuz, 3 ay ne demek? bahsi geçen konu ruh sağlığınızı etkilemiş durumda(lütfen yanlış anlamayın) ve sadece sizi değil aile içi ilişkilerinizi de zedeleyebilir git gide. alın karşınıza bi konuşun. böyle böyle deyin. bi süre gözleyin, tutumlarınızda siz edilgen değil, etken taraf olun. "kuzen kızma ama bu böyle" deyin, -abartmadan- dominant olmaya çalışın. yanlış/hatalı gördüğünüz davranışlarını anında-hemen uyarın. üstünden vakit geçmesin.

tabi tüm bunlarla birlikte kökten bi değişim beklemek biraz hayalci bi yaklaşım olur. dediğim gibi fazlasıyla iyi niyetli ve toparlayıcı davranmışsınız bu zamana kadar. kendinizi suçlamayın, "hiç tanımadığı şehirde, hiç tanımadığı insanlarla birlikte, olur böyle şeyler" demeyin. siz değilsiniz o kentin zaptiyesi. ne insanlar var taşradan gelip -karşısındakine hiç sıkıntı çektirmeden-uyum sağlayan.

öte yandan bu sınav süreci* öyle birilerinin dayatmasıyla olabilecek bir şey değil. siz üsteledikçe o boşlayacak, umursamayacaktır. siz, anneniz veya babanız, faketmez hiç, onun gözünde hepiniz -bu sınav sürecinde- bi otorite gibisiniz. siz çalış dedikçe kayda değer bi sonuç alamazsınız. ancak ve ancak kendi kulvarında biri, kendi ayarında bi arkadaş, bi sevgili onu yönlendirebilir. başka çaresi yok gibi bi şey ne yazık ki.

sözün özü, siz -bi akraba olarak-üzerinize düşeni fazlasıyla yapıyorsunuz. bu süreci bitirmek sizin elinizde, unutmayın ki kendi aile düzeninizden önemlisi yok. bi şekilde konuşun ve yollarınızı ayırın.
0
crayze horse
(05.11.08)
Ailecek gösterdiğiniz hoşgörü, empati, sabır ve yardım isteği takdire değer gerçekten.
Öte yandan bu kişi istanbula "güya" üniversite kazanmak için gelmiş ama bir çabasının olmamasından anlıyoruz ki bunu başaramayacak ve görünüşe göre böyle bir niyeti de yok. Şehirde yaşamak için üniversite sınavını bahane ediyor ve evinizi kullanıyor. Ekmek elden, su gölden. Üstüne yüzsüzlük var. Hem kaynaklarınızı hem ev huzurunuzu kendi keyfi için tüketiyor. Bu kaynakların tükeneceğini farkettiği durumda muhtemelen biraz agresifleşecek ve sizin kontrol edemeyeceğiniz ve hem kendisi hem başkaları hem de sizin için tehlikeli olabilecek yollara sapacaktır. Çocuk olsa birisi 24 saat özveri ile üzerine eğilebilir ancak bu yaştan sonra çok güç, üniversite de okuyamayacağına göre ve şehirde kalmak için böyle bir yol uydurduğuna göre bunu devam ettirmek için gerekli maddi kaynağı bir dönemde "yaratmaya" çalışacaktır. İki adım sonrasını pek düşünmez bu tipler, prototipleştirmek istemiyorum ama çok görüyoruz.

Benzer bir durumda olan ve olması gerektiği gibi yaşayan kişileri de gördüm. Bir aile dostumuz 3 sene önce Van'da rastladığı 8 çocuklu imkansızlıklar içinde yaşayan bir ailenin en küçüğünü istanbulda yalnız yaşayan birinin evine yerleştirdi, çocuk yemedi içmedi kendini derslerine verdi, okulunu kazandı ve birincilikle devam ettiriyor. Tek hayali de önce kendine sonra da doğduğu topraklara yardımcı olabilmek. Bu süre zarfında şehir hayatını öğrendi ve sosyal faaliyetlerde şehirde doğup büyümüş benden bile daha uygun davranışlar sergilemekte. Bu süre zarfında artık okuma şansı olmayan iki abisi daha buraya getirildi çalışmaları için ve canlarını dişlerine takarak hem de birbirlerine destek olarak burada hayatlarını sürdürüyorlar.

Bu kişilik ile alakalı bir şey, belli bir yaştan sonra pek düzeltmenin mümkünü yok. Üniversite sınavının nasıl bri sınav olduğunu hepimiz az çok biliyoruz. Ders çalışmıyorsa, sadece kursta oturup (ki bunu acaba yapıyor mu gerçekten?) sınavı kazanması pek mümkün değil, ki çarpım tablosundan biel bihaber diyorsun. Eğer üniversite kazanmak gibi bir niyeti yok ise ve istanbulda kalmak için sizin kaynaklarınızı yalanla dolanla sömürmeye devam ediyorsa, siz bu duruma iyi niyetle karşılık verdiğiniz sürece o da "iyi o zaman" deyip aynen devam edecektir. Çünkü davranışını mükafatlandırıyorsunuz bir nevi. Ve biraz daha uzun vadede başınıza daha büyük işler bile alabilirsiniz.

Şimdi tanımadan etmeden bu yorumları yapıyorum ama, ben anlattığın durumda olsam tecrübelerime göre bunları düşünerek hareket ederdim. Açık açık söylerim, böyle üniversite falan kazanamazsın, ve böyle bir niyetin yoksa yol verelim sana derdim. Büyük ihtimalle "aa yok olur mu çalışıyorum ben kazanıcam" falan der, tamam dersin, aynı halin devam ettiğini gözlemlersin, bu konuşma bir daha tekrarlanır, ondan sonra da başının çaresine bakar.
0
kurukafa
(05.11.08)
Troll kokusu alıyorum...
0
sheba and the albino girls
(05.11.08)
troll kokusu derken bunlari uydurdugumu kast ediyorsaniz gercekten yaniliyorsunuz.
0
🌸saramara
(05.11.08)
bence öncelikle annenizle ve babanızla bu durumu konuşun. yemeği beğenmiyor diye anneniz boşuna kendini üzmesin örneğin. benim çok sevgili kardeşim bile bazen "ay şunu yemem ay bu iğrenç" diyordu ilk başta ama "ye nesi var" vs. diyorduk sonra "tamam sen bilirsin" diyip tabağı onunden almaya başlayınca, sonunda aç kalınca yemeye başladı. neyse beslenirse beslensin 22 yaşındaymış. sizinle beraber sofraya oturmaya bile zorlamayın.

sormadan eşyaları kullanıyorsa demek ki yetiştirilirken hiç görmemiş bazı şeyleri. ya da örneğin babanızın parfümünü vs. kullanması parfüm gibi şeylerden yoksun olarak büyüdüğünün de göstergesi olabilir. aslında bu bütün ufak tefak anlattığınız, yıkanmaması, paylaşmaması, izin almaması, parayı çarçur etmesi vs. sizi ne kadar sinir etse de o kadar büyük sorunlar değil aslında. doğru düzgün bir aile ortamında büyümediği için büyük ihtimalle sosyal davranışları zayıf. siz bazı konularda uyardığınızda da kendini ezik hissedip üste çıkmaya çalışacaktır. o yüzden en iyisi kendi haline bırakmak. ufak şeyleri siz de o kadar kafanıza takmayın. bunlar kardeşler arasında da sıklıkla olan şeylerdir.

arkadaşlar konusunda sizin arkadaş grubunuzla o kesinlikle uyuşmuyor anladığım kadarıyla. kendi arkadaş grubunu yavaş yavaş oluşturmasını bekleyin derim. yine o sizin arkadaşlarınızın yanında onların fiziksel ozelliklerini eleştirmesi ya da maço tavırlar sergilemesi kendini aşağı hissettiği için olabilir.

evet şımarıklık, terbiyesizlik vs. var ama bunların yanında kuzeniniz bence depresyon da geçiriyor olabilir. sürekli uyuması, etrafına ilgisizliği, kendini aşağı hissettiği durumlar, yalan söylemesi gibi şeyler bunun da belirtisi olabilir. bir süre uyarıda bulunmayı bırakın ve üstüne gitmeyin. iyi günlerinde napalım bugün ne yapmak istersin gibi onun fikirlerini alın ve daha çok onun yapmak istediği şeyleri yapın. hoşuna gidecek ufak tefek hediyeler alın arada örneğin en sevdiği şarkıcının albümünü ya da telefon için kontör vs. gibi. karşılığında birşey beklemeyin. sizin onu önemsediğinizi belki de ilk defa hayatında birinin onu önemsediğini hissetmesi lazım.

ona açılın. sanki çok yakınmışsınız gibi. çok kişisel sorunlarınızdan bahsedin, dertleşin bakalım nasıl tepki verecek. yavaş yavaş bir süre sonra o da içini açmaya başlayabilir ama burda korkmuş bir kişilik var en dipte bence o yüzden sabırlı olmanız gerekiyor.

bir de illaki uyarmanız gereken ya da söylemeniz gereken şeyler olduğunda. odanı topla, yıkan, ders çalış gibi emir cümleleri yerine düşüncelerinizi belirten cümleler kurun ve sen ne düşünüyorsun diye karşılık bekleyin. kendi planlarınızdan bahsedin ve senin planların ne gibi onun düşüncelerini önemsediğinizden bahsedin. öss dersane test test test diye onu daha çok germeyin. arada aslında üniversite okuyorsun da ne oluyor, üniversiteyi kazanmamak yolun sonu değil bir arkadaşım vardı yine de başarılı oldu gibi şeyler diyerek bu gerginliği üzerinden almaya paylaşmaya çalışın.

yalan soylemesini de çok kişisel algılamayın. sanırım kuzeniniz 22 yaşında olmasına rağmen hala ergenlik problemleri yaşıyor. yalan soylemesi de size sorup izin vermeyeceğinizi düşünmesi öyle ortada bir durum olmamasına rağmen bunu kafasında büyütmesi sonucu olmuş olabilir. bu tür yalanlar bir çok insanın kendi ailesine bile söylediği yalanlardır. nasıl tepki verdiğinizi bilmiyorum ama bir daha böyle birşey olduğunda yakaladığınızda düşünmeden tepki gösterip kızıp alınmayın. neden söylemedin ki, söylesen izin verirdik gibi yalan söylemesine gerek olmadığını ve ona güvendiğinizi anlamasına çalışın.

en önemlisi de güven işte. kendine güvensiz, siz de ona güvenmiyorsunuz bunun bir çıkış yolu yok. önce siz ona güvendiğinizi hissettirmelisiniz. kuzen de olsanız ailenizin bir parçası olduğunu hissettirmelisiniz. üzerine gitmeden, abartmadan, ona açılarak yapabilirsiniz bunu. katı kuralları olan bir ev ahalisi diyorsunuz. bu kuralları biraz esnetin. yoksa kuzeninizin davranışları herkesin canını sıkmaya ve huzuru bozmaya daha beter neden olacaktır. ondan ekstra şeyler beklemeyin. para konusunda asla ben çalışıyorum sen yiyorsun paraları gibi bakmayın olaya. onun da zamanı gelecektir. ya da durumun farkına varması için durumunuzun iyi olmadığına dair ufak sinyaller verin. ya da ailenizin kuzeninize aylık belli miktar bir harçlık vermesi ve bununla idare etmesi gerektiğini söyleyin. arada da senin harçlık azalırsa bana gel ben yardım ederim gibi açık kapı bırakın ki onu düşündüğünüzü anlasın.

ailenizle bu konuda neler hissettiğinizi eğrisi doğrusuna konuşun ve onlardan da yardım isteyin. örneğin anneniz ona özel bir yemekte sucuklu yumurta yapsın, babanız kendi oğluymuş gibi bir berbere gidelim desin ya da bir işi için yardım istesin ve sonra "aferin" desin. siz ona yardım etmek yerine yardım taleb edin. onun varlığının önemli olduğuna ve başarabileceği katkısı bulunabileceği şeyler olduğuna inandırın. biraz yüreklendirerek davranış bozukluklarını çözebilirsiniz diye düşünüyorum. adım adım.

tabii bu bir tercih meselesi. beni ilgilendirmez ben onun için bu yaştan sonra çaba gösteremem vs. demek de sizin seçiminiz. ama eğer onu kazanabilirseniz bence bu sizin hayatınızda da önemli bir yer tutacaktır. farklı olmanızdan korkmayın. herkes farklıdır birbirinden. herkesin sevdiği yemekler, renkler, müzikler, hobiler farklıdır. bu farklılıkları paylaşmayı deneyin ve onun kendiniz gibi olmasını beklemeyin. siz onu değil o kendini değiştirmeli. bu da ancak empati kurarak olabilir.
0
random blonde
(05.11.08)
@saramara,

"yikanma konusunda da hadi bir gir yikan istersen rahatlarsin filan deniyor hayir ben yikanmayacagim dedigi zaman yapilacak bir sey kalmiyor" demissin.

Bu, yikanmasini onermek icin yanlis bir yol bence. Onun yerine, "kuzen, daha sik yikanmak temizlik acisindan iyi bir aliskanliktir. Kisi kendi farkina varmasa bile 1-2 gun sonra kokmaya baslar. Bak biz ve cevremizdeki bir suru insan da boyle yapiyor. Sen de boyle yap lutfen" demek daha cok ise yarayabilir. Bunu denedikten sonra "lutfen daha sik yikan, kokuyorsun ve kokun cevrendikleri rahatsiz ediyor" diyebilirsin.

Kuzenin cok farkli bir ortamdan geliyor, senin de belirttigin gibi. Sizin ona yeni dunyasini anlatmaniz lazim. Kisiligi, davranis bicimleri, aliskanliklari hep yetistigi yerden geliyor. Simdi bambaska bir yerde ve yeni aliskanliklara ihtiyaci var. Bircok aliskanligini birden degistirmek cok zor. Degismek gerektiginin farkina varmak daha da zor. Bu konulari bu sekilde onunla konusmayi da deneyebilirsin.

Bir sonuc cikmayabilir. Ama bence dogruya en yakin yollardan biri bu.
0
wpi
(05.11.08)
ailenin kurallari kesinlikle onu icin esnetiliyor, bana ve kardesime gosterilmeyen hosgoru ona gosteriliyor (bunu kiskaniyor ya da bundan rahatsiz oluyor degilim). kendisine hicbir sekilde ders calis vs gibi baski uygulanmiyor hatta mesela annemle okey oynayacaksak bak iki saattir odandasin gel biraz kafan acilsin deniyor, onun ailece yapilan her etkinligin bir parcasi olmasi konusunda ekstra caba gosteriliyor, yemek konusunda da dedigim gibi gayet rahat, sevmedigi hicbir seyi nezaketn de olsa agzina koymuyor zaten, gidiyor kendisine sucuklu yumurta yapiyor, annem mesela o yesin diye sadece onun sevdigi hicbirimizin yemedigi seyler yapiyor yine de yaranamiyor. hicbir hobisi ve ilgisi de yok, beraber sinemaya filan gittigimizde de bu ne bicim filmmis diye soyleniyor genelde.
kisisel meselelerimi gerekmedikce en yakin arkadasima bile acmam, sirf o kendini bana yakin hissetsin diye yukarida belirttigim gibi eski erkek arkadasimdan vs bahsettim ve az kalsin simdiki erkek arkadasimdan ayriliyordum, onun o tavri yuzunden bize oturmaya gelen cocuk resmen evi terketmisti. babamin oyle seylerden hoslanmadigini bildigi halde babamin yaninda x'le mi konusuyorsun selam soyle ehehe seklinde tavirlari da cabasi.
kendi parfumu yoktu, maddi sikinti cekti gibi bir durum da yok, onu ailesinin durumu bizimkinden oldukca iyi. yine de ailesiyle arasi bozuk oldugu icin harcligini babam veriyor ama gunde 6 saat kiz arkadasiyla cep telefonunda konustugu icin yetiremiyor. diger amcamlardan filan istiyor bu sefer. maddi konulardaki rahatsizliklarimi burada dile getirsem de ne ben ne de ailem asla va asla kendisine yansitmiyoruz.
yine de yeterince anlayis gostermedigimizi dusunuyorsaniz biraz daha denemeye calisirim ama gelen diger ogutler haddinden fazla taviz verdigimiz yonunde sanki?
0
🌸saramara
(05.11.08)
yani taviz diye düşünmemek lazım işte. bazı şeyler zaman alır. neredeyse erkek arkadaşınızdan bu yüzden ayrılmanız da gereksiz geliyor bana. erkek arkadaşınızın sizin yanınızda olması lazım, bu kadar kolay siniri bozulmaması lazım. isterse kavga etsinler, atıyorum kuzeniniz üstüne atlasın falan. sizi anlaması lazım. bence bu konu yüzünden zaten kuzeninizden ayrı bir soğumuşsunuz. ortada bir sorun yok aslında sizi bu kadar gerecek.

sinemaya gidince bu filmi beğenmediyse beğenmeyebilir. nezaket göstermesini beklemeyin. herkes kibar olmayabilir. ailesinden hiç görmemiş demek ki. ne kadar süredir birliktesiniz bilmiyorum ama böyle bir insanın önceki aile hayatı kötü olduğu için şu an böyle bu insan. hiç kimse anne karnından böyle doğmaz. seçim sizin ya buna alışıp yavaş yavaş değişmesini bekleyeceksiniz ya da taviz diyorsanız bu işe ne yapmayı düşünüyorsunuz. onu geri göndermeyi falan başka çözüm yok o zaman. bu da ne değiştirecek?

bırakın kendi halinde yaşasın biraz. bu kadar gözünüze batmasın. ev arkadaşınız olabilirdi bu insan daha beter de olabilirdi. psikolojisinin normal olmadığı belli. para dertse dediğim gibi harçlık verin ve fazlasını istiyorsa bişekilde de buluyorsa bulsun o zaman. telefonda 6 saat konuşuyorsa tek bir insanla daha uygun tarife birşeye geçmesini önerin. tek kişiyle tüm gün beleş konuşulabilen sabit faturalı hatlar var. hem ona daha fazla harçlık kalır. hayır yani telefona para harcıyormuş bi sanki. klasik olacak ama içkiye kumara kötü alışkanlıklara para harcıyor mu? zaten bunun gibi şeylere harcarsa o da başka bir sorun ya. para da çalmıyor sanırım. kötünün kötüsü değil şuan yani. babanıza erkek arkadaşınızı ispiyonlayabilir. bunu kardeşiniz bile yapabilir. bunlar çocukça şeyler, bunu yapmak da çocukça bunu kafaya takmak da çocukça.

kuzeniniz kapalı bir ortamdan geldiği için sizin yaşantınız ona çok acayip geliyor olabilir. ve cehaleti yüzünden her zaman sizin yaşantınızı eleştirecektir. ancak bu şekilde iletişim kurabiliyor aslında bence. bu da birşeydir.

ailesiyle arası kötü diyorsunuz. görünüşte kabalığı kini kötülüğü bu yüzden ama ben kişisel bir kötü olma çabası göremiyorum. ailesine olan hıncını sizden çıkarıyordur belki de. karşılıksız ilgi göstermek çok zor değil. çok daha kötü art niyetli insanlar var ama tercih sizin, sizin hayatınız bence dayanamayacak gibiyseniz ve aile huzurunuz giderek kötüye gidiyorsa o zaman onu geri gönderin dicem ama bu onun yaptıklarından daha beter olur gibi geliyor bana.

bir de ya aileniz hepinize aynı davransın ya da kimseye özel kuralları esnetmesin. ne ona sizden daha farklı olduğunu hissettirin ne de şımartın. hem kardeşinize gösterilmeyen şeyler ona müsamma ediliyor diyorsunuz. bu kardeşinizi de üzebilir. aileniz elinden geleni yapıyorsa devam etsinler ama yaranamıyor annem diyorsunuz. yaranmayı beklemeyin. binkez iyi olun bir kere karşılık bekleyin. ve zaman tanıyın.

ben biraz bu tür olaylara sabırlı bakma yanlısıyım biraz dalaylama sabırı =) çünkü başka yöntemler daha büyük sorunlara neden olabiliyor zamanla. bir de gerçekten inanılmaz büyük anlaşamamazlıklar göremedim ben ama bu bana göre olabilir belki sizin hayatınızda çok önemlidir bunlar. önce kendinizi bir dinleyin...
0
random blonde
(05.11.08)
@saramara burda sizden çok ailenizin çocuğa karşı tavirları önemli. onlar ne düşünüyor? böyle devam mı edecek çocuk?

eğer anne baban her halukarda sonuna kadar çocuğu destekleyelim diyorlarsa çaresiz sen biraz görmezden geleceksin.

ama çocuğu biraz hizaya çekmek lazım. ne demek annenin pişirdiği yemeği yememesi. dolapta sucuk, muz vs bulamasın aç kalsın, bakalım bir daha yapıyor mu böyle bir şeyi.

kendi anne babası ile arası bozuk bir insana annenlerin iyi davranması çok zararlı. ailecek (kendi ailesi, amcanlar ve siz) bütünsel olarak disiplinli davranmak lazım. yani kendi anne babasından yüz bulamazsa seninkilerden buluyor, olmadı amcanlardan buluyor.

bu böyle gider yani. annenlerle konuş bence.
0
mea maxima culpa
(05.11.08)
cok tesekkur ederim random blonde, benim icin sagduyunun sesi oldunuz adeta:)
0
🌸saramara
(05.11.08)
"takintili bir insan oldgum icin onemsiz seyleri mi buyutuyorum" demşsin ya hah işte ondan. bu duyuruya harcadığın eforla bir kısa öykü ya da deneme çıkartırdın bir de. muhtemelen yazılmış en uzun duyuru bu olsa gerek.

bir de şu paragraf işine alışamadınız bir türlü. yediniz bitirdiniz yorgun gözlerimi.
0
blackdog
(05.11.08)
saramara, sen detay verdikçe ben burda çileden çıkıyorum, sinire strese giriyorum. evlat olsa sevilmez dicem ama, zaten evlat olarak sevilmemiş.
random blonde'un tavsiyeleri gerçekten sağduyulu, ve sizin sağduyu, hoşgörü ve sabrınız da onu yola getirmeye yetecek gibi görünüyor. inşallah başarılı olursunuz da ben de sabır ve hoşgörüyle insanların yola getirileceğine inanmaya başlarım.
hak hukuk dağıtmak bana düşmez tabi ama, bu kadar ilgiyi hakeden, hakkını verebilecek milyon insan varken haketmeyen birine bu kadar enerji harcanması zoruma gidiyor.
0
mabl
(06.11.08)
Derslere ilgisizliğinden, kız arkadaşıyla daha fazla ilgilendiğinden, daha çarpım tablosunu bile bilmediğinden bahsetmişsiniz. Bence de üniversiteyi kazanması bu şartlarda hayal gibi... Ayrıca anlattıklarınızdan anlaşıldığı kadarıyla siz ev sahibi/sahibesi olarak elinizden geleni yapmışsınız/yapıyorsunuz. Kendinizi suçlamanız yanlış.
Ancak Allah size kolaylık ve sabır versin diyebilirim...
0
mim
(09.11.08)
(6)

Ğı ğü

ermanen
Ğı ğü kelime midir? Turkce anagram ararken diger anlamli kelimlerle birlikte ciktilar..edit: link'i de verim ayip olmasinhttp://project.orsada.com/anagram/burda "çığöşü" sorgulayin mesela
Ğı ğü kelime midir? Turkce anagram ararken diger anlamli kelimlerle birlikte ciktilar..

edit: link'i de verim ayip olmasin
project.orsada.com

burda "çığöşü" sorgulayin mesela
0
ermanen
(04.11.08)
türkçede ğ ile başlayan kelime yok diye biliyorum
0
patricia teyze
(04.11.08)
kelime midir bilemiyorum da türkçe olmadığı kesin. türkçe'de ğ kelime başında bulunmaz.
0
robin crusoe
(04.11.08)
Ben de oyle biliyorum, o yuzden sasirdim, birseyin okunusu diye yazilabilir mi yine de?
0
🌸ermanen
(04.11.08)
ğı?

tdk sözlükten bakarsın, kelime ise yazar orda.
0
mea maxima culpa
(04.11.08)
yok canım neyin okunuşu olabilir ki. türkçe olmayan bir sözcüğün okunuşunu temsilen yazılmış desek, fonetik alfabe diye birşey var, veya bir sözcüğün değil başka bir sesin yazılarak temsili söz konusuysa o da yansıma sözcük olur zannediyorum. ama türkçe bir kelime olmayacağı kesin.
0
robin crusoe
(04.11.08)
yumuşak ge ile başlayan kelime olmaz. Türkçede böyle bir kelime yoktur, var olduğunu savunanlar hayal görmektedir. zira "ğ" harfi arapçadaki "gayın"(ğayın) harfinin karşılığıdır. Tdk'da bile aratıp buldurursanız, o kurumun güvenilirliğini sorgulayacak bir koz elde etmiş olursunuz.
0
trawmatolog
(04.11.08)
(13)

Nemlendirici Aranıyor

kahvegibi
Selamlar,cildime uygun nemlendiriciyi bir türlü bulamadım. kozmetikçilerdeki tipler de eczacı kalfaları da tatmin edemedi beni. çünkü genelde daha yüksek komisyon aldııkları ürünleri satmaya uğraşııyorlar...cildim karma denilen tipte. yani t bölgesi (alın burun çene) yağlı hatta hafif siyah noktalı,
Selamlar,

cildime uygun nemlendiriciyi bir türlü bulamadım. kozmetikçilerdeki tipler de eczacı kalfaları da tatmin edemedi beni. çünkü genelde daha yüksek komisyon aldııkları ürünleri satmaya uğraşııyorlar...

cildim karma denilen tipte. yani t bölgesi (alın burun çene) yağlı hatta hafif siyah noktalı, yanaklarım kuru. bunların arasında birşey bulmak istiyorum. her türlü tavsiyeye açığım.

teşekkürler
0
kahvegibi
(03.11.08)
her türlü tavsiyeyi yaparız da bütçe önemlidir.

:)) eczacı kalfalarını geç. kozmetikçilerde de sevil parfümeriye gidersen her markanın kendi uzmanı var, kendi ürünlerini satmak isterler. tekin acarda ise markanın çalışanları yok, sadece mağazanın elemanları var. orası daha iyi o açıdan.

önereceğim makyaj malzemesi de yapan markaların ürünlerini almaman. sadece cilt bakım ürünü yapan markalar daha ciddi yaklaşıyorlar işe. (örneğin la colline, la praire gibi)

hatta daha bir kalitelileri özel olarak güzellik ve esterik merkezlerinde satılıyor. ordaki estetisyenler tavsiye ediyor. ben böyle bir yerden amerikadan gelen bir markanın ürünlerini alıyorum.
0
mea maxima culpa
(03.11.08)
benim cildim de sizinkine benzer

ben babe aloe gel kullanıyorum
www.farmasaglik.net
aha şurada gorduğunuz reklam gibi olmasın ama. bir kere hem güneş sonrası için hem de genel nemlendirme için inanılmaz. çok az miktarlarda çok uzun süre gidebiliyor. asla yağlı bir his bırakmıyor. onun yanında temizleme vs gibi şeyler için de neutrogena şimdiye kadar en memnun kaldığım marka. alcohol-free toner la da mükemmel bir üçlü oluyor.
0
random blonde
(03.11.08)
nivea visage young serisinin control it nemlendiricisi baya iyi idi
0
sleep may be the enemy
(03.11.08)
shiseido - skincare serisi. pahalı ama yüzyıllarca gidiyor.
0
pyro clustic flow
(03.11.08)
aynı cilt yapısına sahibim, daha dün akşam diadermine'in bi nemlendiricisini aldım. su bazlı bir nemlendiriciymiş. bir kere kullandım bu sabah ilk izlenim güzel..
www.pinokozmetik.com
0
girl in a coma
(03.11.08)
aynı cildin extradan hassasına sahibim. Clinique - 2.nolu cilt tipi için olan seriyi kullanmaya başladım, memnunum. nemlendiricisi hafif ve güzel.
0
islakkedicorbasi
(03.11.08)
excipial hydro'yu denemenizi tavsiye ederim. kozmetik değil, medikal su bazlı bir nemlendirici bu. yüzünüz de dahil olmak üzere tüm vücudunuzda kullanabiliyorsunuz. eczanelerde 4-5 liraya filan satılıyor olması lazım.
0
kıpkızıl
(03.11.08)
pahalıca ama bence la roche posay'ın effeclair'i güzel, bi de dermalogica active moist. yurt dışından tanıdık varsa stila tinted illuminating moisturizer ın üstüne hiçbişi yok ama bu dünyada - gündüz için muhteşem.
0
zkurmus
(03.11.08)
ben de clinique 2 numaralı seriyi kullanıyorum, nemlendiricisi çok hafif.
@kıpkızıl;excipial hydro'yu cilt doktorları vucut için veriyorlar genelde, belki yüz için de kullanılır bilmiyorum ama kokusu fenadır:)
0
think martini
(03.11.08)
l'occitane, creme de miel. çok hafif tabaka yapmıyor ve doğal malzemeden üretiliyor.senelerce heves edip aldığım kremlerin hiçbirini bitiremedim, bozuldu attım. üç yıldır bunu kullanıyorum. neredeyse mükemmel.
0
synick
(03.11.08)
eğer yağlı bölümlerdeki parlamalara da engel olsun ama kuru yerleri de nemlendirsin diyosanız kesinlikle shiseido!

www.cosme-de.com linkinden satın aldım ben, türkiyeye ücretsiz gönderiyo hemi de.
0
charm
(03.11.08)
bir de ben bulaşayım hepten kafanız karışsın:)
la roche posay veya avene iyidir, kokusuz ve antiallaerjiktir. ne çok pahalı ne de çok ucuz segmenttedir. bunlardan bağımsız olarak, 50ml'lik bir nemlendirici kullanım sıklığına bağlı olarak 6 ile 1 yıl arası kullanılabilmektedir.
0
susannah
(04.11.08)
avène cleanence emulsion muhteşem bir nemlendirici. t bölgesini yağlandırmadığı gibi kuruyup irrite olmuş yanak ve burun kenarlarını da yatıştırıp nemlendiriyor.
0
sare
(22.11.08)
(5)

Blender Temizligi

ermanen
Blender nasil temizlenir? Cam surahisi var, dip kisminda tortu birikiyor hep. Bulasik deterjani kullaniyorum, iyicene calkaliyorum falan, olmuyor yine de...
Blender nasil temizlenir? Cam surahisi var, dip kisminda tortu birikiyor hep. Bulasik deterjani kullaniyorum, iyicene calkaliyorum falan, olmuyor yine de...
0
ermanen
(02.11.08)
sıcak su doldur ve içine bulaşık deterjanı koy, kirleri yumuşasın. sonradan yine sıcak su altında temizle.
0
mea maxima culpa
(02.11.08)
içinde suyla bekletirken birkaç damla da çamaşır suyu koyun. özellikle cillitbang tavsiye ederim.
0
kahvegibi
(02.11.08)
cok iyi yikayin yoksa zehirlenirsiniz.
0
compumaster
(03.11.08)
Cam veya plastik olsun, surahinin alt kismi cikiyor olmali. Alt kismini ayirinca da istediginiz gibi temizlersiniz guzelce bulasik sungeri ile.
0
wpi
(03.11.08)
sıcak su ve deterjan koyduktan sonra yerine takıp çalıştırmak da elle çalkalamaktan iyi sonuç verir.
0
kibritsuyu
(03.11.08)
(3)

adam smith, cantillon, william petty, physiocratslar

passion rules the game
ekonomi tarihi almış, tepediklerle ilgili "aha en önemli özelliği şudur!" diyebilecek var mı..oku ezberle bıktım ama bu adamlar en çok hangi noktalarla hedefi vurmuşlar?
ekonomi tarihi almış, tepediklerle ilgili "aha en önemli özelliği şudur!" diyebilecek var mı..oku ezberle bıktım ama bu adamlar en çok hangi noktalarla hedefi vurmuşlar?
0
passion rules the game
(02.11.08)
Var, ama kıllığına söylemiyorum. : ) Bu kadar da hazırcı olmayın yahu.. Gülten Kazgan'ın iktisadi düşünce tarihi üzerine çok güzel bir kitabı vardı, onu tavsiye edebilirim. Olmadı google'a girin, wiki'yi ziyaret edin, yığınla bilgi vardır..

İktisadi Düşünce tarihi (bunu kastettiğinizi sanıyorum, yoksa ekonomi tarihi başka bir alandır) şeker gibi ders halbuki. Uzun okumalar gözünüzü korkutmasın. Ayrıca uzun metinler içerisinden önemli yerleri, keyword'leri filan çekip çıkarabilmenin önemli bir özellik olduğunu düşünüyorum; bu vasfınız da gelişir hem bu sayede, fena mı?
0
atomic punk
(02.11.08)
problem şu ki 100 sayfa okuyup 11 sayfa not çıkarttım ama atladığım bir detay var mı kontrol etmem lazım, klasik bilgiler dışında hocaların anlattığı önemli noktalar gibi şeyler lazım..
0
🌸passion rules the game
(02.11.08)
ben de yazdıklarını okuyunca dondum kaldım valla.

100 sayfa okumak ne ki? genç nesil çok tembel olmuş, onu söyleyeyim.

ayrıca adam smith iktisat tarıhi dersinin konusu değil, iktisadi düşünce tarihi, iktisat kuramı gibi bir dersin konusu olabilir ancak. iktisat tarihi dersi almasak yicez yani :))

ayrıca ekonomi tarihi değil, iktisat tarihi.

daha ne diyeyim.

ha bu kadar kolaycıysan öncelikle wikipedia'ya bak derim. birçok konuda güvenilirdir. özet bilgi bulursun.

ayrıca aha en önemli özelliği şudur: ezberleyerek olmaz. çalışıp anafikrini anlamak lazım.
0
mea maxima culpa
(02.11.08)
(3)

Öğrenci Affı basitçe nedir?

late viper
Burada farklı farklı sorulmuş:http://getir.net/ylrO sorularda yönlendirilen http://www.ogrenciaffi.org/ adresi ise çok karışık.ilgili kanun şurada:http://rega.basbakanlik.gov.tr/eskiler/2008/10/20081028M1-1.htmHatta bizim okulun duyurusu da şurada:http://docs.google.com/View?docid=dcwm4rdn_0cf462wf4
Burada farklı farklı sorulmuş:
getir.net
O sorularda yönlendirilen www.ogrenciaffi.org adresi ise çok karışık.
ilgili kanun şurada:
rega.basbakanlik.gov.tr
Hatta bizim okulun duyurusu da şurada:
docs.google.com

Benim merak ettiğim; bu aftan faydalanınca okulun normal öğrencisi mi olunuyor? Yani derslere, arasınavlara, finallere giren öğrenci mi olunuyor? Yoksa bu af ile kalan derslerden geçebilmek için sınav hakkı mı veriliyor?

Not: Verdiğim resmî gazete linkinde sınav hakkından bahsediyor ama çok uzun ve karışık geldi. Kısa yanıtını aramaktayım.
0
late viper
(02.11.08)
ilginçtir ki öğrenciaffi.org sitesini her gün okuyorum ve senin sorduğun soru ile kaç kere karşılaştım. niye böyle bir karışıklık yaşıyorsunuz onu da anlamıyorum. o sitede defalarca açıkladım, tekrar açıklayacağım.

herkesin okuldan ayrılma veya atılma nedenleri farklı. bir kısım herhangi bir sebepten dolayı öylesine bırakmış durumda. yani her hangi bir sınıfa kaydını yaptırmış, sonra bırakmış. veya yazın bırakmış. sınavlara filan girmemiş.

ikinci kısım ise okullarının ders geçme yönetmeliklerinde bazı koşulları yerine getiremedikleri için ör. not ortalaması, örneğin alt sınıftan kalan dersleri verememeleri gibi sorunlardan okuldan atılmış durumdalar.

af ile dönünce elbette ki herkese aynı muamele yapılmayacak. ne yapılacak? okuldan ayrılma veya atılma sebebin ne ise ona göre uygulama yapılacak.

uygulamalara geçersek kendiliğinden normal bir şekilde ayrılmış, derslerden kalma durumu olmayan öğrenciler direkt ve normal olarak sınıflarına gidip derslerine başlayabilecekler. (ancak bu okulların uygulamalarına göre 2. dönem olabilir. çünkü birçok okul 2 ay başvuru süresi geçsin de öyle bir değerlendirme yapıp açıklama yapalım diyor.)

birkaç dersten kalıp da okuldan atılanlar için ise bu dersleri vererek normal sınıflarına dönebilmeleri için bir "intibak" süresi veriliyor. kaldıkları derslerden geçebilmeleri için her ders için 4 sınav hakkı tanınıyor. ancak bu dersleri verdikten sonra okulda derslere girebilecekler.

bu olay bu kadar basit. uzun ve karmaşık değil.

neden karıştırılıyor onu hiç anlamıyorum.

artı kanunlar basit ve kısa olur. o kanunun uygulanması daha sonra ilgili bakanlık veya kuruluşların hazırladığı yönetmeliklere göre olur. ayrıntılı uygulama ve açıklamalar uygulamayı yapacak kuruluşların yönetmeliklerinde olur. kanun çok kısa açıklama yok demek abesle iştigal sevgili arkadaşlar.

okullar başvuruları aldıktan sonra senatolarını toplayacaklar ve başvuran öğrencilere göre nasıl uygulama yapacaklarına dair yönetmelik ve kurallar hazırlayacaklar.

bu her zaman böyle, okulların sınıf geçme yönetmelikleri, tez hazırlama yönetmelikleri vs o okula özeldir. kanunla belirlenen maddelerdeki hususlar çerçevesinden okullan yönetmelik hazırlar. bazı okullarda sınıfta kalmak varken, bazı okullarda dersten kalmak vardır. falan filan.
0
mea maxima culpa
(02.11.08)
Öncelikle çok teşekkürler...
Ancak savımın halen arkasındayım, zira dediğim gibi karışık bir site değilse neden benim sorduğum soru ile defalarca karşılaşılsın ki? Bence af hakkında ilk akla gelen soru bu olacaktır, o zaman sizin verdiğiniz gibi bir açıklamanın anasayfada kolayca farkedilecek ya da ulaşılabilecek bir yerde olması gerekmez miydi? Naçizane fikrimdir...
0
🌸late viper
(03.11.08)
valla ordaki arkadaşlar kendi çabaları ile biraraya gelmiş, siteyi kurmuş, meclise defalarca gidip milletvekili ve bakanlarla görüşüp af sürecini epey hızlandırıp kapsamı genişletmiş insanlar.

bunun için para almıyorlar. ellerinden geleni yapıyorlar. o yüzden öyle olmalıydı, böyle olmalıydı gibi laflar anlamsız. istersen onlara yaz siteye ekleme yapsınlar.

forum alanında da herkes birbirine yardım ediyor. oraya yazıp sorabilirsin. önceki aflardan yararlanan tecrübeli insanlar var.
0
mea maxima culpa
(03.11.08)
(20)

acı. kızarık göz. sakinleştirici.

darkprin
güzel bir ilişkiyi bombok ettim ve bitti her şey. şimdi çok kötüyüm. iş yerindeyim ve gerek oturduğum yerde, gerek wc de, gerek bilumum metrekarelerde ağlayıp duruyorum. suratım kıpkırmızı. üstelik acı çekiyorum. kalbim çok yanıyor. vicdanım da tabi.sakinleşmem lazım. ağlayıp durmamam lazım. şu ara
güzel bir ilişkiyi bombok ettim ve bitti her şey. şimdi çok kötüyüm. iş yerindeyim ve gerek oturduğum yerde, gerek wc de, gerek bilumum metrekarelerde ağlayıp duruyorum. suratım kıpkırmızı. üstelik acı çekiyorum. kalbim çok yanıyor. vicdanım da tabi.

sakinleşmem lazım. ağlayıp durmamam lazım. şu ara doktora filan gidemem. bana ağır olmayan rahatlıkla alabileceğim bir sakinleştirici lazım.

sakinleştirici+öneriler de lazım tabi.

off. ben bu adamı nasıl yapsam da geri döndürsem. bok ettim her şeyi. şu hale bak.
0
darkprin
(02.11.08)
geçmiş olsun. durumunuzu anlayabiliyoruz. hepimizin başına geliyor bu olaylar.

öncelikle sakinleşmeniz lazım. sakin kafa ile neler yapacağınızı düşünün. eğer erkek arkadaşınız sizi seviyorsa düzeltebilirsiniz bunu unutmayın. onunla samimi bir şekilde konuşursanız sizi dinleyeceğine eminim.

bu arada biraz sakinleşmek için arada mümkünse dışarı çıkın temiz hava alın, pencereyi açın içeri temiz hava girsin.

ben pek sevmem ama bazı bitki çayları iyi gelebilir sakinleşmek için.

ayrıca bence hemen makyaj yapın. yüzünüze biraz renk gelsin. toparlayın. tekrar ağlarsanız göz makyajı bozulabilir ama yüzünüzü toparlarsınız.

eve gittiğinizde güzel bir banyo yapın, kendinize bakın.

üzüntünüzü anlıyorum ama sakin bir şekilde düşünmeye çalışın. moral bozukluğu ve bir çeşit vicdan azabı ile kendinizi üzmekten başka birşey yapamazsınız. üzülmek ve suçlamak da kendimize yapabileceğimiz en kötü şey. hatanız varsa onu görmeye, anlamaya ve kabul etmeye çalışın. bunun için gerekiyorsa özür dileyin ve bir daha yapmayacağınızı söyleyin. dediğim gibi eğer sizi seviyorsa samimi konuşmanızdan sonra size bir şans daha verecektir.

ve eğer telafi edilmeyecek bir şeyse, sizin dinlemek istemiyorsa filan üzülmeyin, canı cehenneme. böyle insanlar için üzülmeye değmez.
0
mea maxima culpa
(02.11.08)
çok paniklemişsiniz birazcık sakinleşin eğer geri döndürmek istiyorsanız sürekli ağlayarak iyi bir plan yapamazsınız yapabileceğiniz şey sadece ağlayarak aramak karşısına cıkmak konuşmaya çalışmak falan olur ki aman aman sakın uzak durun o tarz eylemlerden. unutmayın herkesin başına gelebilir böyle şeler. çok çocukca gelebilir şu an size ama " bi daha yapmıcam" olayı gerçekten sizi seviyorsa işe yarayabilir ama bunu bile etraflıca düşünmeniz lazım,terkedilmenin etkisiyle vicdanınıza ve kendinize çok yüklenmeyin yazıktır, zaten ayrılmanın acısı var bi de suçluluk psikoljisi ile eziyet etmeyin kendinize.önce kendinizi toparlayın düzgün bir halde düşünmeye bir şeyler bulmaya çalışın bulamazsanız burdan yardım isteyin :). önce eve gidin güzeeeel bir duş alın sonra vurun kafayı yatın saatlerce uyuyun hafif bir müzik koyun arka fona hatta. uyanınca biraz daha sakinleşirsiniz belki.
0
sleep may be the enemy
(02.11.08)
benzer şeyler yaşamış biri olarak, 10 mglık laroxyl tavsiye ediyorum. azıcık uyku getiriyor ama tüm endişeyi ve o yoğun ağlama isteğini alıp götürüyor.

o günlerde insan sağlıklı ve sakin düşünemiyor ama üzerinden biraz zaman geçtikten sonra sonuç ne olursa olsun, hiç bir şeyin ve hiç kimsenin insanın kendisini bu kadar yıpratmasına değmeyeceğini anlıyorsun. tez zamanda geçer işallah...
0
kizillik
(02.11.08)
geçmiş olsun :( içinde bulunduğun ruh halini ve şu an hissettiklerini anlayabiliyorum, çok hafiftir ama bence Passiflora al. Bir kaşık pek tesir etmez ama birkaç kaşık alırsan belki biraz olsun sakinleşebilirsin. Uzun zamanlı bir çözüm değil tabii benim bu söylediğim, anı kurtarabilir sadece. Eve gidince de biraz bitki çayı ya da bir kaç kadeh bir şey içip vur kafayı yat derim ben. Düşündükçe kafayı yiyiceğini unutma, o yüzden çalışıyor olman aslında senin için bir avantaj. Sakin olmaya çalış, belki de gerçekten yolun sonuna gelmemişsinizdir, kendine ve ona biraz zaman ver.
0
think martini
(02.11.08)
sakinleştiri ilaçları şu an düşünme derim. onun yerine vitamin al, bol bol meyva ye, çünkü şu an yaşadığın stres yüzünden zaten büyük ihtimalle uykun altüst olmuştur ve metabolizmanın işleyişinin, düzenin bozulması psikolojini de daha beter yapar. sakinleşirici ilaçların çoğunun etkisi geçtikten sonra aynı duruma geleceksin ve hatta vücudun dışarıdan bir müdahale olduğunu farkedip uyum sağlamamak için daha da saçmalayabilir. alışkın değilsen ilaçlara ki hiç aklına gelmemesinden bunu anlıyorum zaten alma. güzel bir yemek ye, kendine iyi davran zaten ilaçlar da bu işe yarıyor. hem ilaç aldığını fln bileceksin bu seni daha melankolik bir hale de sokacaktır eminim.

işteyim demişsin bu halde işte olman zor tabii. hasta olduğunu söyleyip, rahatsızlandığını söyleyip bir süre işe gitme, izinlerini kullan eğer şansın varsa. şansın yoksa da işte de kendini kasma o kadar. herkes sevgilisinden ayrılabiliyor, kavga edebiliyor, gayet insan davranışları ve tecrübeleri bunlar. kimse sana deli bu ay yazık fln gözüyle bakmayacaktır. işten arkadaşların destek bile olabilir.

bu süreyi de kendine ayır ama yalnız kalma. arkadaşlarınla ol ama ilişkini konuşmayın kafa dağıtacak birşeyler yapın yeter. daha sonra sağlam kafa olduğunda olan biteni tane tane gözden geçir, objectif olarak bakmaları için en yakın arkadaşlarından çok fazla tanımadığın insanlara bile anlatıp fikir almayı deneyebilirsin.

bir hatayla bütün bir ilişkiyi mahvetmek de zordur. biraz durulsun ortalık. eğer suçun sende olduğunu düşünüyorsan arayıp kibarca özür dilersin ve neden hata yaptığını kendince açıklamaya çalışırsın. o da kendi savlarını söyler ve bir süre daha düşünürsünüz. iki tarafta kafasında günün sıcaklığını geçiştirdikten sonra eğer ortada sevgi aşk dostluk arkadaşlık da varsa anlaşarak konuşarak halledebilir sorunu. acele etme daha da beter olur, söylemek istemediklerini söylersin, duyarsın.

şimdi işten çıkmışsındır heralde. arka arkaya sabun filmler izle biraz, kitap oku, arkadaşlarını vs. davet et eve kahve içip eğlenceli bir film seyredin. ay nooldu diye soran olursa da sonra konuşuruz de geçiştir. hemen ne kendi ne de onun üstüne gitme.

ağlamak istiyorsan da ağla at içinden. ağlamak kötü birşey değildir. stres altındasın, bu stresin etkilerini ne kadar azaltabilirsen azaltmalısın. ağlaman sağlıklı bir bünyen olduğunun habercisidir. bilincin stresi boşaltmak için ağlamanı istiyor, biraz uy ona ve onun istediklerini yap.
0
random blonde
(02.11.08)
hepinize minnettarım.
çok güzel şeyler yazmışsınız.
dün de bir arkadaşımla buluştum hemen ve uzun uzun konuştuk. o da benle benzer bir durumda.

benim çıkmazlarım daha fazla ama. yaş farkı, evli olması vs vs vs. bunlar içimi yeterince acıtıyor zaten. evet dediğiniz gibi o hataları yapmaya beni iten şeyler vardı. yalnızdım, o her akşam karısının yanına giderken ben yalnızdım. ne kadar tapsa da sevse de sonuçta akşam o eve gidiyor işte.

onun da hataları var. bunu görmeye başladım. dünkü kadar kendimi suçlamıyorum.
bütün gece kabuslar gördüm. sabah kalktım ve aradım. sakin bir sesle onunla konuşmak istediğimi söyledim. ki ben telini açmasını bile beklemiyordum çünkü birbirimizin hayatından tamamen çıkmıştık ve gördüğün yerde beni tanıma diyordu dün. ne garip..
1 saat içinde gidicem konuşmaya. iki taraf da yanlışlarını hatalarını dökmeli diycem, yani böyle olmadı hadi kaçalım birbirimizden demekle olmaz ki..

hep benzer şeyler yaşıyoruz aslında değil mi? aldatma, evli biriyle beraber olma, söz verme, söz tutmama.
dün arkadaşım bir şey söyledi.ki çok güzeldi. "her şey çok basit aslında. sana aşıksa seni seviyorsa kalkıp sana gelir. her şey çok basit inan. ve bunun böyle olduğuna inanınca her şey çok kolaylaşıyor."

hep aynı şeyleri yaşıyoruz. sadece isimleri, konumları, görünüşleri değişiyor.

minnettarım hepinize.
0
🌸darkprin
(03.11.08)
arkadaşım, adam evliyse nasıl güzel bir ilişki olabilir ki?

bence hemen bırak onu. bir daha da arkana bakma.

zamanını harcama böyle birisi ile. sonra çok ama çok pişman olursun. ancak giden zaman ve gençliğin geri gelmez. :((

kendini bunları yaşamaya mı layık görüyorsun? senin de düzgün ve özgürce bir ilişki yaşamaya hakkın yok mu?
0
mea maxima culpa
(03.11.08)
terk edilen hakaret edilen ben oldum yine.
şimdiyse beni hayatından tamamen çıkaracakmış. yüzümü dahi görmek istemiyormuş ve en çok içimi acıtan da karısını -vurguluyorum- BENLE aldattığı için çok iğrençmiş. telafi edecekmiş bunu.
içim çok yanıyor. içim çok acıyor. tamam bir sürü haksızlıklar yaptım ama ben hep 2.kadındım. hep ödün verilen taraftım.
çok kötü hissediyorum. çok kötü. kalbim çok acıyor. bu acı geçer mi? ya da nasıl geçer? anılar beynimde dönüp duruyor. kendimi suçlayıp duruyorum.
bu acı nasıl geçecek?
0
🌸darkprin
(03.11.08)
evli bir adamın seni terketmesine üzülmeni anlamıyorum.

sevinmen lazım. hatalı bir ilişki içindeydim, bir şekilde kurtuldum şükür demen lazım.

bence adam bir başkasını bulmuştur. anladığım kadarıyla rahat bir insan.

lütfen biraz kendine gel. adam tabii ki sana hakaret eder. evli bir adamlar beraber olmayı kabul ediyorsun, ikinci kadın olmayı kabul ediyorsun. bu ilişkiyi daha da sürdürmek istiyorsun.

niye kendine böyle bir ilişki layık gördün??? dünya üzerinde milyonlarca evli olmayan, aklı başında düzgün insan var. bunlarla neden beraber olmak istemiyorsun.

karısını aldatan bir insan sana saygı mı duyacak. bunu bekleyemezsin.
0
mea maxima culpa
(03.11.08)
başkasını bulmak değil de sadece benim yaptığım hataları gördü. bir keresinde yakın bir akrabam "istediğinle birlikte olursun ne var ki. evli o!" dedi.
bu adam beni sevdi. sevdiğine inanıyorum ama mutluluk, coşku, keyif hayatında yeniden beliren bütün güzellikleri ona ben açmışım. yani sırtıma öyle bir yük bindirdi ki ezildim büzüldüm.
dün canımı çok acıttı. evet sayende anladım ki ben eve (karıma) çok iğrençlik yaptım. hem de seninle birlikte olarak yaptım. bunu düzelticem, dedi. çok canım yandı.
farkında diil miydi bunca zamandır yani. ben senleyken karımı aldatmış gibi hissetmiyordum. çünkü sevgiye ihtiyacım vardı ve sevgiyi sende bulmuştum ama sen bana bir sürü yalanlar söyledin söylediklerinin %99.5'i yalan dedi.
kendi açımdan içim çok rahat. şimdi yüzünü bile görmek istemiyorum. seni hayatımdan tamamen kazımalıyım. dedi. bana dair her şeyi yok ediyor hayatında. ben bunu hak edecek ne yaptım? allahaşkına ne yaptım?
her akşam eve koşmasına göz yumdum, bana 2 günlük tatili çok görürken karısını tatile götürmesine göz yumdum, bir türlü gerçekleşmeyen buluşmalarımıza ve öğle aralarına sıkışan buluşmalarımıza göz yumdum.

ben bunu hak edecek ne yaptım?
şimdiyse sanki herkes yalan söylüyormuş, herkesin ilgisi sevgisi sahteymiş gibi geliyor. sanki korkunç bir girdap dünya. ben o noktadayım işte. beni o noktaya getirdi.
0
🌸darkprin
(04.11.08)
@darkpin yazdıklarını okuyorum, ama pek birşey anlamıyorum. karman çorman yazmışsın.

bir kavram kargaşası içindesin. bence otur bir kafanı toparla. gerekirse psikoloğa git. bişiler yap yani.

ahlakçı birisi değilim, başkasını rahatsız etmedikçe herkes istediğini yapsın ama evli bir insanla olmaz. adam ikili bir hayat yaşıyor. bunlar sana söyledikleri, peki eşine ne söylüyor acaba?

bir de çok ciddi bir ilişkiniz yokmuş ki? adam her gün muntazam evine gidiyor, hafta sonu evine gidiyor, ailesi ile tatilini yapıyormuş. seninle de iki arada bir derede görüşüyormuş.

niye kendine böyle bir hayatı layık görüyorsun??? evli ve yalancı bir adamla birlikte çarpık bir ilişki içindeydim demiyorsun da ay benim ne hatam varmış, ben fedakarlık yaptım, niye ayrıldı filan diyorsun. hayretler içindeyim.

böyle bir hayata devam etmek mi istiyorsun? yarım yamalak ve yalan dolu.

o zaman tutmayalım...
0
mea maxima culpa
(04.11.08)
(öncelikle kusura bakmayın belki biraz ağır olacak ve hatta çok da haddim değil ama yine de yazayım dedim) sürekli ben katlandım ben ettim ben bekledim o geceleri karısına gitti demişsiniz ne bekliyordunuz böyle bir adamın kafasından "eveet bu çok çekti çok katlandı yav" diyip size hak vermesini mi? e açıkcası zaten asıl olması gerektiği yer karısının yanıydı adamın, ya da karısından ayrılıp sizin yanınızdı... ikinizi birden idare etti ve siz bilincinde olmanıza rağmen göz yumdunuz, şimdi de sizin canınızı yakmak için böyle cümleler kuruyor umarım farkındasınızdır. doğru düzgün olan bir adam böyle yanlış bir ilişkiden ayrıldıktan sonra bile karşısında bir şeyler paylaştığı birine böyle şeyler demez...kendisi sütten cıkmış ak kaşık olmayan bir insanın karşınızda oturup bunları rahatca söylemesi canınızı baya yakma isteğine dalalet bence işte alın size bu adamın bu ilişkinin yanlış olduğuna dair başka bir örnek. arkadaşınızın dediği de gayet her şeyi açıklıyor eğer sizi seviyorsa size gelirdi... açıkcası ne diyelim bence başından beri hataymış bu ilişki şimdi de yaşadınız gördünüz bence hariika bir şekilde yabaş yavaş geçmişe sünger çekin, bundan sonra da ilişkinizi özgürce yaşayabilceğiniz geceleri yanında uyuyabileceğiniz birilerini hayatınıza alma kararı alın.
0
sleep may be the enemy
(05.11.08)
bütün söylediklerinizde haklısınız. ben "normal" bir ilişki gibi görüp ona göre hatalarımı doğrularımı tartmaya çalışıyordum. bunu anladım.
ama ilişkinin her tarafı eğri. biz birbirimizi çok sevdik. ben en çok onun tarafından sevildim ve korundum şimdiye kadar. sevildim ama sevilmekle olmuyormuş sadece. ne kadar sevse de bırakıp bana gelemedi.
bizim gittikçe ciddileşen bi ilişkimiz vardı ve ciddileştikçe geçmişte yaşadığı deneyimleri "aman şunu yapma aman bunu yapma" diyerek bana yükledi. ezildim. yapmamı korktuğu şeylerin ve bana yüklediği misyonların altında ezildim. ama en çok da karısının ağırlığı altında ezildim. kaç kere söyledim o kadını hayatımda istemiyorum diye. ama noldu? her seferinde olduğu gibi hiç!
bir haftadır her gün konuşuyoruz hala. hala bana karşı suçlamaları devam ediyor. üstelik bununla da sınırlı kalmadı. hakaretlere varan sözler ve attığı iftira da cabası. yapmadığım bişeyi sırf kendi mantığı öyle olması gerektiğini söylediği için yapmışım gibi davranıyor.
kızgınlıktan sinirlenmekten ilişkinin yasını tutamadım daha. şuan yas tutacak halim de yok. her gün bağırış çağırış her gün öfke her gün hakaretler.
ben neyi isteyip neyi istemediğimi görmeye başladım artık. söylediği gibi belki de onun kadar seven ve koruyan birini bulamam kim bilir ama en azından sadece benim olan birini bulabilirim. sinemaya gidebileceğim, saat 6 dan sonra da görebileceğim, sadece bana bakan, benimle olan birini bulabilirim.
daha umutluyum. geçen haftaya göre çok daha fazla umutluyum. bu da hem sizlerin hem de bu bir haftadır yaşadıklarım sayesinde. bana çok şey gösterdiniz. kör olan gözlerimi açtınız, en umutsuz anımda aslında salt hatanın bende olmadığını gösterdiniz.
şuan ne kadar minnettarım anlatamam. eğer vaktinizi ayırıp bunları yazmasaydınız, ben hala onun peşinde sürünüyordum. hem de onca hakarete, onca iftiraya ve küfre rağmen.

@sleep may be the enemy: inan yazdıkların hiç ağır değil.aksine benim görmeye çalışıp da göremediğim her şeyi yazmışsın. hem de en güzel şekilde. benim canımı acıtmak istiyor evet. benim canımı -iftiralarla, suçlamalarla- acıtmaya çalışırken, "evet işte o sahtekar yalancı ve şeytan" diye düşünerek kendini de rahatlatmaya çalışıyor. çünkü benden vazgeçmesi için bunlara inanması lazım. benden vazgeçemediğini hala söylüyor. kaç sefer de vazgeçemedi zaten. bana ettiği tüm hakaretler, iftiralar, suçlamalar zaten kendini rahatlatmak için. eskiden olsa yalvar yakar çürütmeye çalışırdım iddiaları. ama artık yok. artık güçlüyüm ve o ne kadar iğrençleşiyorsa karşımda, ben de onun karşısında o kadar iğrençleşiyorum ve altta kalmıyorum.
yeter artık di mi?

mea maxima culpa, snowflake, sleep may be the enemy ve diğer yorum yazan arkadaşlar..
size olan minnettimi ve borçlu olduğum teşekkürü burya ne kadar yazsam da anlatamam.. insan başkalarına ahkam keserken kendine yardım edemiyormuş. ben bunu yaşadım kendimde. ama sayenizde güçlüyüm yeniden. sakinleştiriciye de ihtiyacım yok valla ;)
çok sağolun.....
0
🌸darkprin
(06.11.08)
@darkpin yazdıklarını okudum da görüyorum ki biraz kendine gelmişsin. inşallah yakın zamanda kendini toparlarsın.

kimsenin ilişkisi hakkında birşey söyleyip yorum yapmak haddimize değil, ancak bir taraf evliyse ve karşı tarafı resmen kullanıyorsa bu sağlıklı bir ilişki değil. kadınlar için bu ömür törpüsünden başka birşey değil. erkekler ne yazık ki kadınların bazı zayıflıklarından yararlanarak böyle bir ilişkiyi sürdürüyorlar. karılarını bırakmayı kesinlikle düşünmemelerine rağmen işte ben karımı sevmiyorum, ayrılcaz zaten diyorlar ama eşinden ayrılanların sayısı üçtür, beştir.

ben şu an seni yargılayıp kötülemiyorum. çünkü böyle bir ilişkinin içine girip kendini kaptırınca artık değer yargılarımız karışıyor, doğru ve yanlışı ayırd edemiyoruz. yaşarken göremiyoruz.

o yüzden sana o adamla konuşmayı bırak. bir kafanı dinle. kendine zaman tanı diyorum. zaten saçma bir ilişkiye kendini kaptırmışsın, şimdi de adam kendini ve dejenere yaşantısını haklı çıkartmak için üstüne geliyor ve sana kendini suçlu hissettirmeye çalışıyor. lütfen onu dinleme artık. dinledikçe batarsın.

hem onunla konuşmaya devam ederek ne elde edeceksin ki? koca bir hiç. kafanı karıştırıp sinirini bozmaktan başka bir şey geçmez eline. adam kendini belli etmiş. karısını bırakmayacak, şimdi de kendini haklı çıkartıp rahatlamak için abuk subuk konuşuyor seninle.

lütfen onunla konuşmayı bırak. zararın neresinden dönersen kardır.

ben evli birisi ile ilişki yaşamadım ama saçma şeyler yaptığım değersiz insanlara çok değer verdiğim oldu. ve yaşadıklarımdan biliyorum ki insan böyle saçma bir ilişkinin içinde olduğu zaman kendini kaptırıyor, ne yaptığının farkına varamıyor,değer yargıları karışıyor. ancak sonraları yahu ne yapmışım ben, nasıl kendimi böyle kaptırmışım. aptal da değilim, nasıl oldu diyor.

lütfen kendini de suçlama. kendini kaptırmışsın. adamın hastalıklı sevgisini gerçek sevgi sanmışsın. o kadar çok sevgiye ihtiyacımız var ki böyle sahtekarlara inanıyoruz.

ve lütfen herşeyin en güzelini hakettiğini bil. hiçbir zaman değersiz insanları hakettiğini düşünme. herşeyiyle sana denk, doğru dürüst bir insanı iste. etrafta milyonlarca insan varken böyle birisiyle neden beraber olmayasın.
0
mea maxima culpa
(06.11.08)
valla çok çok daha iyi durumda olmanıza çok sevindim. Adamın gerçek yüzünün farkına varmanız da çok güzel bundan sonra olması gereken bir tek şey var kazandıklarınızı,çıkardığınız dersleri yanınıza alın ve tamamen o adamı hayatınızdan silin ona ait şeyleri de ayrıca. ararsa açmayın cevap vermeyin görüşmeyin hatta en güzel tabirle "muhattap bile olmayın" yaptığı hataların ağırlığını güya sevdiğini iddaa ettiği kadına yıkmaya çalışan bi herifle daha ne kavganız olabilir ki? fakat dikkatli olun siz de demişsiniz benden vazgeçemez diye, korkum şudur ki siz ilişiğinizi kesince cıldırması daha çok arayıp sorması "aman da nerdesin neden cevaplamıyorsun" diye üstünüze düşmesi. bu vazgeçememe durumu başınıza ilerde dert açmadan böyle bir belayı tekrar başınıza sarmadan güzel ve özgür günlere yelken açın ve kendisini silin sonuçta sizin hayatınız ve ne güzeldir ki hatalar da sizin hatalarınız onun bu kısımlara karışmasına izin vermeyin. sizi kimsenin daha çok sevemeyecek olması fikrine gelince... güldürmesin yahu böyle bir şey kendi içinde çelişiyor, size iftira atarken küfrederken kavga cıkarıp saldırırken nerdeymiş o büyük sevgisi? ya da akşam karısının yanına gittiğinde o büyüüük sevgisi de yanında mıymış allah aşkına... kendisi sanırım hayatına heycanı katmış falan şimdi de sucu size yıkmaya kötü kadınmışsınız gibi görmeye göstermeye çalışıyor.Kadınların aşık olunca yaptıkları hatalar çok çeşitlidir elbet yani
mea maxima culpa ya sonuna kadar katılıyorum bu adamın hastalıklı sevgisi ya da karısı dışında güzel bir şeye sahip olup onu şekillendirme dürtüsünü gerçek sevgiyle karıştırmışsın bence.son olarak dediğim gibi benim önerim kendinize büyük bir iyilik yapmakla başlayın ve bu adamı hemen yok edin, bırakın sizin kötü olduğunuz fikrine kaptırmaya devam etsin küçük dünyasında ve hayatında inandığı şeyleriyle ve yerlerde sürünen değerleriyle ve hergün yalan söylediği zavallı karısıyla mutlu olsun... size bundan sonra bu adamın sahip olacağından çok daha güzel günler düşüyor emin olun... güzel ve özgür aşk(lar) dileğiyle kendinizi üzmeyin...
0
sleep may be the enemy
(06.11.08)
valla sayenizde çok çok iyiyim.
hani bir an gelir, ne konuda olursa olsun "eeeh" dersiniz ve o andan itibaren çabaladığınız önemsediğiniz her ne ise boşverirsiniz. gözünüzdeki değeri kaybediverir. bir eşikten atlarsınız sanki. hah işte ben henüz o eşikte değilim bunu anladım. yani "eeeh" deme noktasına gelmedim henüz.
ama şunu anladım ki artık daha az tahammüllüyüm. yani o bağırıyorsa ben daha çok bağırıyorum ve artık sinirden nerdeysekendimi kaybediyorum. susuyor, bekliyor. sonra arıyor iyi misin diye. bu da bir gelişme.
düşüncelerim değişmedi. sayenizde depresyondan kurtuldum. bunalımdan kurtuldum. bugün güleryüzlüysem, keyifliysem sizin sayenizde.
çok sağolun....
0
🌸darkprin
(11.11.08)
haklıymışsınız. her şey söylediğinizden eksik değilmiş hatta fazlaymış. ama hani o "eeeh" deme noktası var ya..
evet şimdi o noktadayım. çünkü yine hakaret etti 3 kere uyarmama rağmen ağır küfretti, ardından küfrünü haklı çıkarmaya çalıştı özür bile dilemedi.
sonra artık konuşacak hiçbir şeyimiz yok deyip beni suçladı yine.
yine yine ve yine..
ve ben en son o kadar çıldırmışım ki, siktir git! diye bağırıp telefonu kapatmışım. o kadar kendimde değildim ve o kadar bunalmışım.
kendime yeni bir yol çizmem lazım.
ilk olarak da kendime sevdiğim bir yemek ısmarladım. bugün gidip canım yeğenimi görücem ve ardından akşam yazdıklarınızı tek tek bir daha okuycam.
aslında her şey bu kadar basitmiş işte. yok evli ama beni seviyor, seviyor ama bırakamıyor filan gibi şeyler sadece işi karmaşıklaştıran şeylermiş..
0
🌸darkprin
(13.11.08)
lütfen bu adamlar görüşmeyi kesin artık. nasıl şirret ve terbiyesi olmayan birisiymiş ki hala arıyor, sizi küfür ettirecek kadar hala sinirlendirebiliyor.

lütfen biraz kafanızı dinleyin artık. onunla görüşeye devam ettikçe yine aynı şeylerin içinde debeleneceksiniz.

kendinize biraz zaman verin, yani o insan mükemmel ve normal birisi bile olsa arada insanın kendisine biraz zaman vermesi, kendisini dinlemesi gerekiyor. durun bir kendinizi dinleyin.

hayatta ne istiyorsunuz, ne yapabilirsiniz bir bakın.

değişik şeylerle ilgilenin. o adamla ilgili, onu hatırlatacak şeylerle uğraşmayın. hatta ufak bir tatile çıkın hafta sonu. şehir içinde veya şehir dışına. iyi geleceğine eminim.

daha fazla yazmıyorum. gerisi kendi bileceğiniz iş.
0
mea maxima culpa
(13.11.08)
o "eeeeh" noktasına gelmeyi neden bekliyorsunuz yahu o noktaya gelmek sizin çok daha yıprandığınızı gösterir ki beklemeyin eğer bi gün yine o noktada olmadığınızı düşünürseniz yani. artık bırakın o adamla görüşmeyi o hesap böyle konuşarak kapanmıyor demekki görmüş oldunuz. boşverin gitsin... lütfen.
0
sleep may be the enemy
(13.11.08)
şimdi her satırı tek tek okudum tekrar. ağlayarak kimi zaman, kimi zaman fonda "siktir git. sahhhhtekar! yalancıııı!" sözleriyle.
yine aynı terane. biz hala kopamadık. bu güçsüzlüğümden mi, çok mu seviyorum, yoksa bağımlılık mı bilemiyorum.
üstelik bu sefer birini eve aldığımı filan iddia ediyor. oysaki telefon kayıtlarını filan alsak kanıtlıycam.
ama ne şerefsizliğim, ne kaltaklığım, ne iğrençliğim kaldı.

ben bilmiyorum bu halden, bu ilişkiden, bu adamdan kurtulabilir miyim..
artık zaten ona inancım yok ama kendime de inancım yok. bi yandan özlüyorum bir yandan kızıyorum bi yandan söyledikleri ve iftiralarını sindiremiyorum, bir yandan da eziliyorum. her lafına hala susup hala "ben bir şey yapmadım. kanıtlayabilirim" diye iddia ettiğim için.
param olsa psikoloğa gidicem. gücüm cesaretim güvenim olsa karşısına çıkıcam. yok.. hiçbiri yok.
10 gün sonra ufak bi yurtdışı seyahatim var. o güne kadar daha iyi olmam kafamı toplamam lazım.

ama benim kendime artık hiç inancım yok.
0
🌸darkprin
(06.02.09)
(9)

Bordo Ruj

quinza
Koyu, mat, kalıcı ve uzun ömürlü bir bordo ruj arıyorum. hangi marka (ve hangi numara) en iyisidir?
Koyu, mat, kalıcı ve uzun ömürlü bir bordo ruj arıyorum. hangi marka (ve hangi numara) en iyisidir?
0
quinza
(02.11.08)
tarif ettiğiniz renk bu sene moda renklerden. birçok markada var. misal ben dior aldım. ama gidip bakmanız ve bizzat denemeniz lazım. cildinize yakışan rengi deneyerek alın.
0
mea maxima culpa
(02.11.08)
ben de maybelline in ruju var. çok kalıcı olduğunu söyleyebilirim. çok mat değil, hafif bir parlaklığı var. yemek yiyip, bişeyler içsem dahi çıkmıyor.
0
noxell
(02.11.08)
sırf şunu sormak için login oldum, cevapla alakalı;

hani ruj deneniyor ya, o iş nasıl oluyor? kadınlar birbirinin dudağına değen ruju denemekten çekinmiyor mu? ya sizden önceki böyle ağzına burnuna sürmüşse ruju, böyle pis pisse ruj? ıyy rujsa? yoksa herkese özel tek kullanımlık ruj mu var oralarda? yoksa rujda olmaz mı öyle şey?

şimdi işim olmasa çıkıp makyaj malzemecisiye gidicem, o derece.
0
oldu görüşürüz
(02.11.08)
@oldu görüşürüz güldürdün beni epey. makyaj malzemeleri satılan yerlerde bütün rujların deneme ürünleri vardır. ve bunları herkes kullanabilir.

bir kere denemekten birşey olacağını sanmıyorum ben. ayrıca genellikle ordaki makyaj uzmanı eşliğinde deniyorsunuz, kimse suyunu çıkarmıyoru işin yani. ayrıca makyaj uzmanı o ruju fırça ile sürüyor dudağınıza, o fırça da sık temizlendiği için pek sorun olmuyor sizin düşündüğünüz gibi.

ama marketlerde filan bulunan deneme rujlarında sizin bahsettiğiniz sorun olabilir.
0
mea maxima culpa
(02.11.08)
@mea maxima culpa
thank you very much. hep uzaktan görmüşüm demek ki ya da artık markette mi gördüysem ne yaptıysam, aynanın karşısında dudağına ruj süren kadınlar düşündüm, vardılar. yanılmışım. bir sonraki hayatımda kadın olmak istiyorum artık.

@quinza
mühendislerimiz araştırdı ve size alix avien öneriyorlar. ama çok bordo olmasın. trabzonsporun bordosu gibi olsun. siyah gibi bordo değil baya normal bordo yani.
0
oldu görüşürüz
(02.11.08)
@oldu görüşürüz gerçekten güldürdün.

kadın olmana gerek yok, ünlü makyaj uzmanlarının çoğu erkek. makyaj uzmanı olabilirsin.

maddi durumlar uygunsa ben kaliteli rujları tavsiye ediyorum. dior, sisley, lancome, yves saint lauren gibi. özellikle dior'dan çok memnunum. koyu renk ruj kaliteli ise iyi durur ve bozulmaz.
0
mea maxima culpa
(02.11.08)
hemen onereyim, biraz daha uygun fiyatlı olsun derseniz body shop ya da sephoranın kendi rujları. sephoranınkiler ozellikle baya kalıcı ve istediğiniz gibi mat bi de mis gibi kokuyor. daha kaliteli bir şey alabilirim derseniz givenchynin lady pulp diye bi ruju var, fırçalı bi ruj ama mat. o da gayet kalıcı. mac de alabilirsiniz ama onlar pek kalıcı değil malesef. azıcık parlak olabilir derseniz de smashbox onerebilirim. diordan ben memnun kalmamıstım hatta baskasına verdim, diorun bi cok ürünü çok simli oluyor. mat malzeme olayının en iyisi givenchy bence.
0
likeinme
(02.11.08)
lancome diyorum daha da bişey demiyorum=)
0
f1
(02.11.08)
ben birçok makyaj malzemesinde lancome'dan çok memnunum. özellikler kapatıcı, rimel, göz farı, allık vs gibi ürünlerde. rujda ise zaman zaman renkler önemli olabiliyor. size uyan renk o markada olmayabiliyor.

her zaman denemekte hatta full makyajda bir görmekte fayda var. sevil parfümeri veya tekin acar gibi yerlerde zibilyon tane makyaj uzmanı oluyor, biraz şirinlik yaparsanız size seve seve full makyaj yapıyorlar. bu çok faydalı bir şey. profesyonel makyajda birçok şey öğrenebiliyorsunuz. herkese tavsiye ederim.

bu arada a şu ruj ve şu far güzel oluyormuş diye bir tane kalem almaya gitmişken benim gibi bi sürü şey alıp sonra iflas edebilirsiniz :)
0
mea maxima culpa
(02.11.08)
(27)

Gece mezarlığa girmek

nickini vermek istemeyen suser
Şimdi ben samhain/halloween dolayısıyla 31 ekim gecesi tek başıma veya bir arkadaşımla (edit var burda) Karacaahmet mezarlığında dolaşmak istesem;1. Karacaahmet'te kaç bekçi vardır?2. Bekçi(veya bekçiler) tarafından görülme ihtimalim nedir? (ses, ışık olmayacak)3. Yakalanma ihtimalim nedir? (hızlı k
Şimdi ben samhain/halloween dolayısıyla 31 ekim gecesi tek başıma veya bir arkadaşımla (edit var burda) Karacaahmet mezarlığında dolaşmak istesem;

1. Karacaahmet'te kaç bekçi vardır?
2. Bekçi(veya bekçiler) tarafından görülme ihtimalim nedir? (ses, ışık olmayacak)
3. Yakalanma ihtimalim nedir? (hızlı koşarım ama gece bekçinin fener avantajı var)
4. Yakalanırsam ne olur?

Ayrıca Karacaahmet'e gitme, x mezarlığına git türü önerilere de açığım. (Anadolu yakasında olmak kaydıyla)
x = yakalanma tehlikesinin az olduğu gotik bir mezarlık.
0
nickini vermek istemeyen suser
(31.10.08)
tek basina mi?

edit: ben gece ve yagmur yagarken gitmistim, hicbir heyecani yok:)
0
ermanen
(31.10.08)
valla orda bulunma sebebinizi bekçilere açıklayabilecekseniz gidin.
0
rectoa
(31.10.08)
@boilteau: Bana çok uzak kalıyor orası, neden daha heyecanlı olacağını düşünüyorsunuz?
0
🌸nickini vermek istemeyen suser
(31.10.08)
karacaahmet çok büyük karanlıkta yönünü kaybedersen zor çıkarsın oradan ayrıca da bir sürü başıboş köpek var. yani dünyevi sıkıntıların daha çok olur. bekçi falan olduğunu zannetmiyorum.
0
synick
(31.10.08)
@ermanen: Hani samhain gecesi olduğundan hayalet zombi falan görürüz belki, ben mezarlığa gitmenin heyecanlı olabilme ihtimalini seviyorum :P

@synick: İyi oldu söylediğiniz, pusula alayım yanıma. Köpekler şimdiye kadar pek bir şey yapmadılar bana, bu saatten sonra da yapmazlar herhalde.. Yapmazlar di mi? :(

@boilteau: geceyarısına doğru girip sabaha doğru çıkmayı planlıyoruz, ama olur da sıkılırsak gece 3 te küçükyalıdan dönemeyiz :/
0
🌸nickini vermek istemeyen suser
(31.10.08)
neden halloween gecesi?

peki halloween gecesi ise neden müslüman mezarlığı?

madem öyle ecnebi mezarlığına git.
0
mea maxima culpa
(31.10.08)
@mea maxima culpa: müslüman mezarlığında bonus olarak cin, evliya çıkma olasılığı var. hem türk islam sentezi frp de oynarız belki.

halloween'i samhain'in yaygın olarak bilinen ismi olduğu için kullandım, yoksa amaç cadılar bayramı partisi vermek değil, birçok inanışa göre ölüler dünyasının yaşayanların dünyasına en çok yaklaştığı geceyi mezarlıkta, ölülerin yanında geçirmek.
0
🌸nickini vermek istemeyen suser
(31.10.08)
sahrayicedid te bi mezarlık var ya, ona git,

hem yola da yakın tırsarsan hemen koşarsın. :)

ne yapcanı halen anlamadım gerçi ben de, neyse.
0
thefirstfbli
(31.10.08)
kusura bakmazsan epey bir özenti ve çocukça buldum.

artı uzun süre spiritüel çalışmalar yapan birisi olarak hiç de tavsiye etmiyorum. başına ne geleceğini bilemeyiz.

cin, hortlak dediğin çizgi film karakteri değildir.
0
mea maxima culpa
(31.10.08)
En iyi şu adresten cevap alabilirsin, ayrıntılarıyla açıkla talebini. Eminim yardımcı olacaklardır.

ANADOLU YAKASI HİZMET BİRİMLERİ
Anadolu I. Bölge Müdür Yardımcılığı :
Adres : Nuhkuyu Cad. Karacaahmet mezarlık alanı girişi Zeynepkamil– Üsküdar / İSTANBUL
Kadıköy, Ümraniye, Üsküdar, Beykoz ilçelerine hizmet vermektedir.
Santral Tel : 0 216 651 55 55-56-57-58-63
Faks:651 55 60S
0
gulden kale
(31.10.08)
boşver mezarlığı orda hayat 0.
0
mortifera
(31.10.08)
@thefirstfbl: yola yakın olması kötü ya, izole bir ortam lazım bana.

@mea maxima culpa: kusura bakmıyorum, kulağa özenti geldiğinin farkındayım ama amacım yalnızca güzel bir gece geçirip merakımı gidermek. başıma gelebilecek en kötü şey de köpek ısırması olur sanırım.

@boilteau: oraya da bakayım o zaman, teşekkürler bilgi için :)

@gulden kale: yardımcı olacaklarını sanmıyorum açıkçası :D
0
🌸nickini vermek istemeyen suser
(31.10.08)
valla ben ciddi bir şekilde yazdım yazdıklarımı. şaka filan yapmıyordum.

başına hiç bir şey gelmeyebilir. ama bazı şeyler de gelebilir. cin hortlak dediğin şeylerin şakası yoktur. eğer ki onları görmeye gidiyorsan.

artı mezarlıklarda tinercisinden sapığına tecavüzcüsüne herkesin de bulunabileceğini hatırlatır, satırlarıma son veririm.
0
mea maxima culpa
(31.10.08)
büyük mezarlıklarda kesin sorun olur. bekçi yakalar, satanist damgası yersiniz... polis yakalasa esrarkeş damgası yersin anlatamazsın derdini. daha küçük local bir yer bul derim çok girmek istiyosan. lisedeyken atraksyon olsun diye arkaşlarla bulunduğumuz semtteki(feriköy) mezarlığa girmişliğimiz vardır ki tırsma katsayısı epey yüksek bi eylem. el feneri alın derim. ha bide ne gereği var derim git bi çay demle otur evinde...

ha bide gothic mezarlık ayağına azınlık mezarlığına girmeyi deneyip yakalanırsanız ismail türüt le aynı kefeye konma şansın var. plan yapmayun plan!
0
la grande
(31.10.08)
sabahlayacaksanız eğer yiyecek bişeyler düşünün ekmek arası yaptırın. ac acına gidme a oğul!
0
crystalsoul
(31.10.08)
@mea maxima culpa: dikkate alacağım uyarılarınızı, teşekkürler :)

@la grande: hah buydu asıl sorduğum. uzun saçlı olduğumuzdan kolayca satanist damgası yiyebiliriz sanırım :/
feriköy güzel yer ama karşıda olduğundan gidemeyiz.

@crystalsoul: yiyip çıkarız artık :D
0
🌸nickini vermek istemeyen suser
(31.10.08)
yani asıl önemli ihtimali atlamışsınız, ya orada bi tinerci veya serseri size zarar verirse? o tenha yerde size bişey olsa yardım edecek kimse yok. mortifera'ya katılıyorum, ölüleri boşverin onlarda hayat yok. ne demiş şair, "bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden // bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden".
0
tom riddle
(31.10.08)
istanbulda değilim ama onun kadar olmasada büyük bir kentteyim. önceki evimiz mezarlığın yakınında idi. mezarlıkla ilgili çok rüya gördüm. bilmiyorum belkide hergün yanıbaşında olduğum içindir. çocuktum o dönemlerde. şuanda bile (time 02:16) tırsık modundayım.
herşeye rağmen bu atraksiyonunu kutluyorum. gönül isterdiki madden bir olay olmayacağı garanti olsun ve yalnız dal mezarlığa ama köpeğinden tinercisine vs. bir çok tehlike olduğu için yalnız girmen sakıncalı olur. bekçi konusuna gelirsek ben sanmıyorumki seni farkettiğinde yakalamaya çalışsın, peşinden koşsun. büyük ihtimalle görmemezlikten gelir. en fazla düdüğünü çalar. unutmayınki onlarınki de can. bu sebep dolayısıyla bekciyi kafana takma. istanbul u bilmediğim için tinerci ve köpekler hakkında yorum yapmayacağım. istanbul da olsaydım bende eşlik etmeyi isterdim sana.

not: akıl verecem iyi dinle beni. burda gideceğin yeri filan yazma sakın ya da herkese söyleme eşşek sakasına kurban gidersin kalbin dayanmaz sonra.. bizide üzersin diğer sevdiklerinide. anlıyosun diimi beni?
0
ciddi sallıyorum bak
(31.10.08)
benim asıl korktuğum ise ertesi günü gazetede bir haber okumamız. sabah mezarlıkta şuursuz olarak bulunan genç bakırköy akıl hastanesine kaldırıldı. gencin mezarlığa nasıl geldiği ve orda ne yaptığı bilinmemektedir. tanıyanların bilenlerin polise başvurması rica olunur.
0
mea maxima culpa
(31.10.08)
rentts
(31.10.08)
bekciye falan rastlamadim Karacaahmette
ben hiç tinerciye de rastlamadim ama kedi ve köpegi boldur
Karacaahmet o kadar büyük ki
istersen Çicekci tarafında bir yerlerde sansini dene zira aksi her hangi bir sey olursa yola yakın
hem en güzel mezarliklardan da biridir kendisi Eyüp Sultandan sonra
gece mearlik mezarliktir, güzeldir
hem sanilanin aksine bence yüksek boylu agaclarin az oldugu mezarliklar daha ürpertici
her sey kabak gibi ortada, hic düsünme sansin yok ay da tepede nefis valla
Cekmeköy mezarligi
iyi eglenceler
0
gdduman
(31.10.08)
karacaahmet'in arkasinda oturuyorum, bekci falan hayatta gormedim seneledir. cicekci tarafina gelmen en mantiklisi cunku hem kimse olmaz hem de kacabilmen rahat olur. (bu otobuslerin kapiagasi duragi olan yerden giriceksin misler gibi) yalniz 3 4 sene once teksas gibiydi oralar, baya bir gasp oluyordu simdi durum oyle degil sanirim, bir de deli kopek olur walla.. bisey gorebilirsen haber ver cok merak ettim :)
0
kenarortay
(31.10.08)
aman diyim
(bkz: eyüp mezarlığı)
(bkz: deli fuat)
0
cedilla
(31.10.08)
sahrayı cedit mezarlığı. süperdir.
0
insanimsi
(31.10.08)
tarlabaşı'yı deneyin, halloween geceleri çok cool tarlabaşı'nda.
0
annem bana kiz bul evlen dedi
(01.11.08)
merak ettim, naptınız gittiniz mi mezarlığa?

bu arada tarlabaşı yorumu süpermiş :)
0
tom riddle
(02.11.08)
gittik evet :) kafamız güzel olduğundan hayli heyecanlı ve atraksiyonlu geçti fakat cin hortlak falan göremedik.
0
🌸nickini vermek istemeyen suser
(05.11.08)
(8)

Sokak kedisi - Kuduz ihtimali -2

kutuyusuk
daha önce bir sokak kedisi tarafından tırmalandığımı belirtmiştim. bir infeksiyon uzmanıyla konusştum. bana kediyi 10 gün boyunca gözlememi önerdi. ben de dışarı çıkıp kediyi aramaya başladım kediyi ararken aynı kedinin birkaç kişiyi ısırdığını öğrendim. nihayetinde kediyi buldum ve bir kutuya koyup
daha önce bir sokak kedisi tarafından tırmalandığımı belirtmiştim. bir infeksiyon uzmanıyla konusştum. bana kediyi 10 gün boyunca gözlememi önerdi. ben de dışarı çıkıp kediyi aramaya başladım kediyi ararken aynı kedinin birkaç kişiyi ısırdığını öğrendim. nihayetinde kediyi buldum ve bir kutuya koyup gözlem altına almaları için belediye ekiplerine teslim ettim. bu arada kediyi yakalamaya çalışırken elimi ısırdı (daha önce sadece tırmalamıştı) bu ısırık çok sert olmadı. ısırdeğı yer kanamadı. kedinin kuduz olma ihtimali üzerinde duruluyor. benim yine sözlükteki değerli kedi uzmanlarına sormak istediklerim var.

kedi kuduzsa diş geçirmediği yerden kuduz bulaşma ihtimali var mıdır? (ısırdı ama kanatmadı)

hayvan yanına yaklaşanlardan kaçmıyor. ayağının biri hafif sakat zira. insanlardan kaçmaması kuduz olma ihtimali açısından nasıl bir gösterge olabilir?

hayvan kuduz olsa da olmasa da kuduz aşısı olmalı mıyım?

not: kedi eskişehir şehir merkezinde yaşamakta.
0
kutuyusuk
(31.10.08)
kuduz aşısı olmalısın zira olmamakla yüklendiğin risk aşının sana bir zararı olması riskinden fazla.
0
kara kadife
(31.10.08)
lütfen olun ve eğer bu kadar tedirgin oluyorsanız lütfen sokakta tanımadığınız hayvanlarla haşır neşir olmayın.
0
zen spider
(31.10.08)
Kuduz kanla veya zedelenmiş deriden bulaşıyor.
Kaçmamasının da kuduzla alakası olduğunu sanmıyorum.
0
inugard
(31.10.08)
kuduz aşıları artık öyle göbekten yapılmıyor hem aşı olmaktan korkuyorsanız bir devlet hastanesine gidip kuduz aşısı olmak istediğinizi söylüyorsunuz normal grip aşısı gibi koldan yapılıyor size bir kart veriyolar sanırım ilk başta 2 gün arayla daha sonra 3 gün arayla toplamda 5 yada 7 aşı oluyorsunuz.(kuzenimi kedi ısırdı)
0
buffy de vampir sayilir
(31.10.08)
yazdıklarını okuyunca çok üzüldüm.

durup dururken bir kedinin hayatı ile oynamışsın. zaten sokaklarda zor durumda yaşayan kediyi almış rezil etmişsin. hem de sakatmış.

kedinin tek suçu insanlara sokulmasıymış. cana yakınmış ki onu yakalayabilmişsin. sokak kedisini tutup kutuya filan sokmaya çalışırsan ısırmasın da ne yapsın zavallı?

ona yaptığın eziyetle yetinmeyip bir de belediye işcilerine teslim etmişsin. iki gün sonra o kedinin başına neler gelir kimbilir. ölüsünü atarlar bir yere.

sakat ve insanlara dostça yaklaşan bir hayvanı belediyeye teslim ederken vicdanın sızlamadıysa birşey diyemiyorum.

kedilerden de böylesine nefret ediyor ve kuduz olmaktan korkuyorsan ne diye sokaktaki hayvanla oynuyorsun.

hayvanın hayatına maloldun. tebrikler yani.

niye bunları yazdın dersen belediyenin o yetkili dediğin kişilerinin ne kadar çok kedi ve köpek öldürdüklerini okuyorum ben her gün onlarca mailde.

ek olarak hayvanlarla haşır neşir olan bizlerin yazdıklarını da kaale almamışsın, bugün tekrar yazıyorsun. kaale almayacaksan niye yazıyorsun?

sakat hayvan insanlardan kaçmıyor diye kuduz mu olması lazım yani???

öncelikle bir veterinere git mahallende ve sor eskişehirin merkezinde sokak kedileri arasında kuduz var mı diye ondan sonra gidip kediyi belediyeye teslim et.

ben hergün hayvanlarla ilgili bir sürü mail okuyorum mail gruplarında hiçbir kuduz vakası yok? sen nerden kafandan kuduz diye uyduruyorsun anlamadım ki?

ya ne kadar kolaymış bir canı harcamak.
0
mea maxima culpa
(31.10.08)
şu duyuruda kendi adıma kuduzla ilgili hiç yoksa iki üç uzuuun cevap yazmışımdır "kedi ısırdı kuduz olur muyum" tarzı sorulara.
soru sormadan önce, bi arama yapsanız , aklınızdaki "her" soruya cevap bulacaksınız.ama sorup sorup cevap alıp , yazılanları uygulamamak size zevk veriyorsa onu bilemicem tabii.

ayrıca kediyi belediyeye teslim ettiğiniz için tebrik ederim sizi.
hayalinizde ,kedilerin geniş otlak alanlarda koşup oynadığı öpe koklaya bakıldığı güzel barınaklar varsa, ve belediyenin kediyi buralara götürdüğü gibi bir hayal dünyasında yaşıyorsanız,sizi gerçeğe davet etmek isterim. kuvvetle muhtemel , size kendisini sevdirmekten ve tehlike anında kendisini koruma maksatlı tırnaklarını kullanmış olmaktan başka hiç bir günahı olmayan bir hayvanı itlafa gönderdiniz.

iki kere kuduz aşısı oldum. biri , tellere takılmış bir kediyi kurtarmaya çalışırken oldu. hayvan can havliyle ısırdı. gittim paşa paşa oldum aşımı.
diğeri de aç kedileri beslerken olmuştu. mama kapma yarışına girmiş kedilerden biri yanlışlıkla tırmalamıştı elimi. gayet sağlıklı hayvanlardı ama aklımda soru işareti kalmasın diye gidip yine olmuştum aşılarımı.
belediye çağırmadan , hayvanları yakalayıp kutulara tıkmadan , itlaf ekiplerine teslim etmeden.

siz de madem bu kadar pipiriklisiniz , "kuduz ihtimali 18" gibi bir başlık açmadan gidin olun aşılarınızı. bir daha da hiç bir sokak hayvanını "sevmeyin" lütfen. allah aşkına sevmeyin.
0
hickiran karasinek ve uyuyan karinca
(31.10.08)
değerli kedi uzmanları diyorsunuz ama bu uzmanlardan ya da kedi hayvanını tanıyan hiçkimse sizin yapmış olduğunuz hareketi önermedi neden acaba? olun kuduz aşısı da cümle alem rahatlasın bence. o kadar da uzun uzun hepimiz yazdık ben dedim 10 gün gözleyin falan diye enfeksiyon uzmanını bırakın yani. o ısırılan insanları ne zaman ısırmış mesela o insanlar hala yaşıyor mu o insanları neden ısırmış? sizi neden ısırmış? bunları hiç düşünmeden belediyeye teslim etmek inanılmaz. bir de belediyeye yani. bi hayvan barınağına en azından ya da birsürü hasta sokak kedisine gonullu bakan veteriner var, goturmeden direk belediyeye. ne anlıcak acaba belediye. sakatmış diyorsunuz belki de hayvanın biyeri acıyordu siz ilk hayvanı severken de o yüzden tırmalamış olabilir. ısırdığına da inanmıyorum benim iki tane azınca çok daha vahşi olabilen kedim var ısırınca kedi kanrevan içinde kalırsınız oyle dişleme gibi kanatmadan bişey yapıyorsa o ısırmış denemez ki! bence hemen hayvanı götürdüğünüz yere gidip ilgilenin. kuduzsa hemen kan orneği alıp kuduz mu diye öğrenmek çok basit bişey ilk iki günde anlaşılması zor sadece ki o günlerde geçmiş. hayvan eğer! hala yaşıyorsa ve kuduz değilse de hayvanı tekrar ait oldugu ortama salın. birçok hayvan barınağında bedavaya aşısını ve tedavisini yaptırabilirsiniz. veterinerlik fakultelerine vs gidip. madem bu yolu seçtiniz artık borcunuzdur bu bence...
0
random blonde
(31.10.08)
ayrıca kuduz bir hayvan eğer hastalığın son aşamasına gelmiş ve artık tedavi edilemezse (ki tedavisi artık mümkün hayvanda da!) o hayvan yine de öldürülmez, ne yazıkki ölmesi beklenir kapalı bir ortamda. ama gidin belediyelere diin her hangi bi hayvanı götürüp ay bu kuduz gaaalba diye ilk işleri öldürmektir. test bile yapmadan. zaten onlara hayvanı getiren kişinin de onlardan genelde farklı bir düşüncesi olmaz. hayvan düşmanları ve belediye iletişim içinde bugunlere kadar geldik. hemde öyle ilaçla falan uyutarak da öldürmüyorlar. bunu aşınızı olurken uzun uzun düşünün böyle. hangi yöntemi uygulayacaklar acaba diye...
0
random blonde
(31.10.08)
(2)

İstanbul Devlet Tiyatroları

peki
DT websitesinde ekimde olduğu gibi kasım ayı için de AKM'de temsil görünmüyor. Tadilat var sanırsam gişe de kapalı. Nedir AKM'nin akıbeti bilen-eden var mı?
DT websitesinde ekimde olduğu gibi kasım ayı için de AKM'de temsil görünmüyor. Tadilat var sanırsam gişe de kapalı. Nedir AKM'nin akıbeti bilen-eden var mı?
0
peki
(30.10.08)
akm yıkılmıyor muydu?
0
mea maxima culpa
(30.10.08)
2 sene boyunca tadilat var. o da minimum sure.
0
la traviata
(30.10.08)
(4)

sözlüğe giremiyorum...

arpaci kumrusu
sözlük sayfası açılmıyor, açamıyorum, yapamıyorum, edemiyorum...bağlanmıyor, ne firefox'da ne de ie'de...bazen "HTTP1.1 SERVER HTTP/1.1 SERVER TOO BUSY TOO BUSY" diyor, bitek ben miyim, sorun bende midir ?aynı dertten müzdari olan başkaları da var mı?ya da ne bileyim "lan kafana taktığına bak, şöyle
sözlük sayfası açılmıyor, açamıyorum, yapamıyorum, edemiyorum...
bağlanmıyor, ne firefox'da ne de ie'de...

bazen "HTTP1.1 SERVER HTTP/1.1 SERVER TOO BUSY TOO BUSY" diyor, bitek ben miyim, sorun bende midir ?
aynı dertten müzdari olan başkaları da var mı?
ya da ne bileyim "lan kafana taktığına bak, şöyle şöyle yap, böyle böyle yap çiçek gibi açılır sözlük" diyen var mı?
0
arpaci kumrusu
(30.10.08)
yapcak bi şey yok server acaip yavaş, bende de baya bekleyince açılıyor..
0
erostrada
(30.10.08)
sanırım ddos atagı falan var
eger oyle biseyse onlemi falan yok uyanık webmaster nameserverdan surekli ip degistirerek kurtulmaya calısır.

ama kesin bi onlemi yok bildigim kadarıyla
0
hellcaraxe
(30.10.08)
ben ara ara görüntülüyorum. öğlenden beri ancak 5-10 tane entry yazıldı. hep aynı başlıklar duruyor saatlerdir. çok komik.
0
mea maxima culpa
(30.10.08)
nazar değmesin düzeldi galiba.
0
mea maxima culpa
(30.10.08)
(6)

Sokak kedisi - Kuduz ihtimali

kutuyusuk
bu soruyu sorduktan tam 48 saat önce sokakta gördüğüm bir kediyi mıncıklayıp sevme dürtüsüyle tahmin edebiledceğiniz gibi kediyi mıncıkladım. sevdim okşadım hatta tırnaklarımla sokak kedisini kaşıdım... neredeyse ısırıcaktım kediyi. hatta severken içime sokasım geldi. neden yaptım bilmiyorum. ama ya
bu soruyu sorduktan tam 48 saat önce sokakta gördüğüm bir kediyi mıncıklayıp sevme dürtüsüyle tahmin edebiledceğiniz gibi kediyi mıncıkladım. sevdim okşadım hatta tırnaklarımla sokak kedisini kaşıdım... neredeyse ısırıcaktım kediyi. hatta severken içime sokasım geldi. neden yaptım bilmiyorum. ama yaptım işte.

şimdi ben bu kediyi severken kedi çok garip hareketler yapmaya başladı. özellikel ellerime odaklandı. patileriyle ellerimi yakalayı ısırmaya çalıştı. ısırdı mı hatırlamıyorum. ama patileriyle ellerimi tırmaladı. tırmalarken kan falan göremedim. ama acıttı diyebilirim.

kediyi sevdikten sonra ellerimi sabunladım. tırnakarımı kesmekse 24 saat sonra aklıma geldi. kedinin hareketlerinin garip olması kedini kuduz olma ihtimalini aklıma getirdi. (kedi hareketlerinden hiç anlamam) acaba kedi kuduz olabilir mi? eğer kuduzsa bana bulaştırmış mıdır? kuduz kesin öldürür mü?

tüm bunlar 2 gündür kafamı inanılmaz meşgul etmekte. birkaç saat önce çıktım dışarı kediyi aradım oralarda mı diye bulamadım. bulsam da aynısından sokaklarda yüzlerce olma ihtimali var. şu paranoyak acize bi yardım edin. ne yapayım şimdi ben?
0
kutuyusuk
(30.10.08)
kanamadıysa bulaşmaz yüksek ihtimal. kuduz değil fiv vardır belki kedide.
0
mortifera
(30.10.08)
beni de gecen gun cirmaladi kedi. kanatti, boyle tirnaklarini gecirdi elime, kendimi zor kurtardim hayvandan :)

bi sey olmadi yani, bak hala burdayim ehehe
0
osuruklu
(30.10.08)
ormanlık arazide falan yaşamıyorsanız, mıncıkladığınız yaban kedisi falan değilse kedinin kuduz olma olasılığı çok düşüktür. bazı kediler fazla mıncıklanmayı sevmiyor, önceleri hoşlarına gitse de sonradan sinirlenip tırmalayabiliyorlar, ilk hedefleri de eller oluyor. bazen bunu oyun amacıyla da yapabiliyorlar.
ellerinizi sabunlayıp yıkadıysanız bir sorun yok.
0
zen spider
(30.10.08)
ne gibi garip hareketler? sadece bu saydıklarınız ise normal kedi hareketleri çünkü.
0
leylak sarabi
(30.10.08)
@leylak şarabına katılıyorum. normal hareketler onlar.

siz onu çok sevince o da oyun oynamaya başlamış sizinle. aha bakın benim elim de tırmık ve diş izi dolu. küçük yavru kedim yaptı az önce.

özellikle şehir merkezlerin kedi ve köpeklerde kuduz hemen hemen hiç yok. o yüzden veteriner kedilerime her yıl yapılması gereken kuduz aşısını yapmaya bile gerek görmüyor.

endişe etmeyin. zaten ısırmamış bile.
0
mea maxima culpa
(30.10.08)
kanamadıysa hiçbirşey olmaz. fiv de kediden insana bulaşan bir virüs değildir. 7 yıl boyunca fiv hastası bir kediye baktım. kedi büyük ihtimalle oyun olarak o hareketleri yapmıştır gibi geliyor bana 2 kedim var daha vahşiler. sokakta 20 ye yakın kedi bakıyoruz artık bakmadığım ellemediğim değişik hastalıklı kedi kalmamıştır. kuduz olan hayvanlar oyle hikayelerdeki gibi bianda delirip ısırıp çılgın gibi saldırmazlar ilk başta yanına yaklaşmanız bile mümkün olmazdı zaten. o saldırgan aşamada olunca hastayken zaten fiziksel olarak çok kolay ayırt edilir salya, gözlerin bugulanmış olması, düzgün yürüyememek vs. Bir ihtimal hani o da var kedi kuduz olmustur daha belirtileri başlamamıştır o zaman sizi ısırırsa olabilir. kediyi 10 gün gözlemlemek tavsiye edilir o zaman. ama tırmıkla bulaşması oldukça zor kuduzun. bir de nerede oturduğunuzu bilmiyorum ama büyük şehirlerde kuduz vakasına artık çok nadir rastlanıyor hatta uzun zamandır duymadım. anca ısırarak ve kanatarak olur zaten. en kötü boyle derisine inecek şekilde sevdiyseniz mantar kapılabilir bir sokak hayvanından o da zaten ertesi gune kabartı şeklinde ellerinizde vs hemen görülürdü olsaydı. korkulacak birşey de değildir bir ilaçla 24 saatte geçer. buraya aklıma gelen her detayı yazdım ki içinizde birşey kalmasın diye. paranoya yapmaya gerek yok, kedileri mıncırmaya devam ama dikkatli dikkatli =)
0
random blonde
(30.10.08)
(12)

eski sevgili suali - gerçekten ne kadar orjinal bir mevzu!!! -

kafamdaki tilkiler
Şimdi bu sualim "gönül mevzusu" kadar basit bir konu gibi gelecek ama aslında pek öyle değil. Ekşi duyuruya girip başka rumuz aldıracak kadar hayatımı etkilemekte.Bundan 1.5 sene kadar evvel 3+ sene beraber olduğum kız arkdaşımdan sadece kendi hatalarım nedeniyle (epey büyük hatalar) bir daha bir ar
Şimdi bu sualim "gönül mevzusu" kadar basit bir konu gibi gelecek ama aslında pek öyle değil. Ekşi duyuruya girip başka rumuz aldıracak kadar hayatımı etkilemekte.

Bundan 1.5 sene kadar evvel 3+ sene beraber olduğum kız arkdaşımdan sadece kendi hatalarım nedeniyle (epey büyük hatalar) bir daha bir araya gelemeyecek şekilde ayrıldık. O kendi hayatına devam etti, 1 seneye de yakın ne görüşüyoruz ne konuşuyoruz.

Arada kendi hatalarımı anladım, çok pişman oldum. Ama dönüşü yoktu (bundan eminim) Bitti gitti yani.

Zaten zor bir sene geçiriyor olmamın etkisiyle -afedersiniz- kafayı hafiften de çizdim. Ana mevzu bu olsa da, yanına eklenenler sağolsun, 6 ay boyunca (epey)ağır ilaç ve psikiyatr tedavisi gördüm. Sonrasında psikiyatrı ve ilaçları yavaş yavaş kendi isteğimle bıraktım, ki zaten büyük bir faydası olduğunu sanmıyorum.
Unuturum, unuturum diye bekledim. Olmadı. Kendimi artık eskisi kadar fazla öldüresiye suçlamasam da, yine bir köşede hep kaldı. (Eşek kadar da adamım, öyle 17-18 yaşında da değilim, kendime bile garip geliyor.)

Gün içinde eskisi kadar çok düşünmüyorum. Her saniye aklımda değil. Günlük hayatıma devam edebiliyorum, lakin neredeyse her gece hala rüyamda görüyorum;

Normal ve ufak bir sorunmuş gibi gelebilir de, sabah kalktığımda hakikaten şaftımı kaydırıyor bu benim. Zaten rüyalardan fazlasıyla etkilenen bir tipim, rüya ile gerçeği birbirinden ayırt edemediğiniz o 3-5 dakika bazen günümün yarısını yiyebiliyor.

Yeni bir ilişkiye başlayamıyorum. Bu şekilde zaten başlanmaz.
Arkadaşlarıma anlatamıyorum. Çünkü -afedersiniz- kafalarını aylar boyunca fazlasıyla siktim. Bana bu konu hakkında bir şey sorduklarında "oooo, bitti gitti yahu..." tarzında cevap veriyorum genelde, iyiyim diyorum.

Psikolog veya psikiyatr ile artık işim olmaz. Bunlar biraz seçenek dışı. Ama yani, artık en azından, her gece rüyamda görmek istemiyorum. Bilinçaltımdan çekip çıkarmak, olmamış gibi devam etmek, silip atmak istiyorum. (ve bunu da ilaç kullanmadan yapmak istiyorum)

1 seneyi geçti hala hala hala aklımda. beraber olmayacağımıza da eminim bir daha, öyle bir umudum da yok. kafayı yiyeceğim. her gece her gece rüyada...

var mıdır bir yolu? neredeyse her şeye açığım? normalde zırvalık olarak göreceğim şeyler bile mantıklı gelecek şu an yani.

(daha 1 saat önce uyandım ve yine rüyamdaydı, buna istinaden gaza gelip soruyu yazabildim)
0
kafamdaki tilkiler
(29.10.08)
bi geyik vardır ya, birini unutmak için birlikte olduğunuz sürenin yarısı kadar zaman geçmesi gerekir diye. çok da geyik diyl aslında.
hem sayılı gün çabuk geçer :)

bence insanlardan size "e bi daha deneyin?" gibi bir tavsiye gelmesini beklemeyin. yani eğer bilinç dışı olsa da böyle bir düşünceniz varsa, ki olabilir, doğaldır, ama ne yazık ki sağlıklı olmaz. denenmişi denemek pek bi işe yaramıyor ne de olsa.

üstelik diğer taraftan yaşadığınız gayet normal bir süreç. 1 sene çok da uzun bi süre sayılmaz yaşadığınız ilişkinin uzunluğu ve yoğunluğu söz konusu olduğunda. ancak saplantı haline gelmememesi için kendinizi şartlamanız gerek. bittiğine inandırmanız, başkalarıyla birlikte olabileceğinize inandırmanız, dünyada gerçekten size uygun ve aynı ya da daha güzel bir ilişki kıvamını yakalayabileceğiniz başkaları olabileceği fikrini kabul etmeniz. boktan bi durum evet. minimum hasarla nasıl atlatabilirim sorusunun cevabı ise aslında sadece sizde. zihni meşgul etmek ise tabi ki en iyi şey. üstelik zırva da diil. bakınız: (bkz: amigdala/@insensitive) beyninizi biraz oyuna getirin kısaca :)
0
insensitive
(29.10.08)
çözüm bizde değil sende. ne desek boş. ya yeni kız, ya da yoğunlaşabileceğin bir hobi bul. kelebek etkisi, itörnıl sanşayn of dı sıpotles maynd izle iyice moralin bozulsun.
0
cha
(29.10.08)
belki de sadece bir takıntı olmuştur artık kendisi senin için. zira aşk, sevgi, tutku gibi duyguların bu kadar uzun ve bu kadar yoğun yaşanacağına inanmıyorum.

ben olsam, sorunun üzerine giderdim. kendisi ile konuşma, görüşme şansın varsa konuş, görüş derim hatta. yeniden bir ilişkiye başlayın demiyorum, zaten bence de olmaz. ama en azından ara sıra vakit geçirince, takıntı yapmaya değmeyecek biri olduğunu anlayabilirsin.

geçmiş zaman oldu, bi keresinde ayrıldığım sevgilim ile bir kaç kez görüşmüştüm de ayrıldıktan sonra. hala seviyordum ve fakat en son gördüğümde artık sevmediğime karar vermiştim mesela. böyle bir aydınlanma anı yaşarsın belki de, kimbilir?
0
mavikedi
(29.10.08)
bu rüya mevzu çok kötü. insan feci etkisinde kalıyor.

psikoloğa gitmem artık, arkadaşlara da anlatamam, sevgili de hikaye oldu diyorsunuz ve pek seçenek kalmıyor.

o zaman öncelikle bir hobi bulacaksınız. misal resim dersi, misal dans dersi bunlar güzel şeyler. evden çıkmanızı sağlar.

bir de puzzle öneriyorum. 1000lik, 1500lük bir puzzle alın. feci şekilde beyni boşaltıyor, insan dünyayı unutuyor yaparken.

benzer şeyler bulabilirsiniz.

veya haftanın uygun bir günü çocuk esirgeme kurumuna gidin, ordaki yavrulara yardım edin. biraz çıkın bu çemberin içinden.
0
mea maxima culpa
(29.10.08)
neyle geçer bilmem de 1000lik puzzle ile geçeceğini sanmam pek.
0
mortifera
(29.10.08)
bir erkek olduğunuzu varsayarak yazıyorum,

madem aradan 1,5 sene geçmesine rağmen unutamadınız, madem yaptığınız hataların farkına vardınız eski sevgilinizi bundan haberdar edin derim. yalnız telafi etmek gibi bir niyetiniz varsa arayın tabi ki. sadece konuşup, kendinizi rahatlatacak ve belki aynı hataları yapmaya devam edecekseniz bu işleri daha da berbat eder. ilk önce iyi niyetle kabul edilecek olan görüşme teklifiniz, aynı sorunlar devam edecek olursa mutlaka laf sokmalara karşılıklı birbirini yıpratmaya dönüşecektir.

tabi burada kızın bu 1,5 sene içersinde neler yaşadığı, hayatına birinin girip girmediği de çok önemli. eğer böyle bir durum yoksa, ne olursa olsun mutlaka görüşme teklifinizi kabul edecektir. başka hiç bir sebebi olmasa bile meraktan kabul eder insan. ve bir erkeğin hatasını anlayıp telafi etmeye çalışması bir kadın için her zaman önemli bir referanstır. o zamanlarda yaşadığınız kötü durumları anlatırsınız, üzgün olduğunuzu söylersiniz ve bundan sonrasında çaba harcayacağınıza ikna edersiniz. denenmişi denemek evet akıl karı bir iş değil genelde ama istisnai durumlar her zaman vardır. denemeye değer bence...

diyelim ki, tekrar yapamayacağınıza karar verdiniz sonuçta. konuştuğunuz için rahatlayacak, en azından ileride hala yapabileceğiniz bir şeyler varken yapmadığınız için pişman olmayacaksınız.

son olarak "hayır benim niyetim kesinlikle tekrar denemek, telafi etmek değil" diyorsanız, bol bol film izlemenizi ve kitap okumanızı öneririm. dizi de olur. maksat gerçek hayattan soyutlanmaksa ard arda izlenen filmler diziler bunda gayet başarılı olmanızı sağlıyorlar.

geçmiş olsun ve kolay gelsin.
0
kizillik
(29.10.08)
Hipnoz ile unutulur mu ki? Tam bilgim yok bu konuda ama bilinçatlından silmek falan deyince direk o geldi aklıma...
0
inugard
(29.10.08)
bir daha beraber olma umudunuz olmasa da en azından içinizi dökmek amacıyla konuşmayı deneyin bence. ayrıldıktan sonra yaşadıklarınızı duygu sömürüsü yapmadan anlatın (şu an yapıyorsunuz diye demiyorum yanlış anlamayın arada çok ince bir çizgi var da ondan söyledim). onun neler yaptığını, mutlu olup olmadığını, hayatında bir insan olup olmadığını vs. öğrenin, konuşun yani her şeyden. tabi tekrar bir araya gelmek ikiniz için de makul bir çözüm olursa o da ayrı bir güzel olur ancak öyle bir beklenti olmadan uzun uzun konuşmak iç dökmek bence bir nebze yardımcı olur diye düşünüyorum.

konuştuktan sonra da güzel şarkılar eşliğinde hayaller kurarsınız, geleceğinizle ilgili iyimser hayaller, bir hobi olsun iş olsun kendinizi yoğunluğa kaptırırsınız biraz, bi süre sonra bi bakarsınız her şey yoluna girmiş. umarım bir an önce olur, kolay gelsin.
0
thejester
(29.10.08)
@thejester önerisi güzel.

rica edin karşılıklı oturun konuşun. belki söylemeyip içinize attığınız şeyler yüzünden bu kadar çok rüya görüyorsunuzdur. bunları ifade edince ortadan kalkabilir.

rüyalar sonuçta yaşanmamış şeyleri yaşamak için görülür. gerçek hayatta eksik kalan şeyleri tamamlamak için.
0
mea maxima culpa
(29.10.08)
insan bir şeylerle ilgilenince hakkaten acısı hafifliyor. ya kız arkadaşını karşına al bi konuş, derdini anlat. en azından vicdan azabın hafifler ya da reddederse olmayacağını iyice görürsün. ya da hiç konuşma ve hobiler bul. ne bileyim dans kursuna git, tiyatroya git, konserlere git, evde yalnız kalma yani.
senin kadar olmasa da ben de kötü dönemler yaşadım. vidan azabı+kötü olaylar üst üste geldi. bu süreçte çalışıyor olmasaydım eminim kafayı yerdim. ama işte olmam çok fayda sağladı.
hobi bul, bir şeylerle ilgilen. hiç olmadı alışverişe çık.
0
oceano
(29.10.08)
kafanızı meşgul ederek en azından gün içinde onu düşünmekten kendinizi alıkoyabilmeniz mümkün tabii. Gece rüyalarınıza girmesi bence gün içinde farkında olmadan onu düşünmeyi geri plana atıyor olmanızdan olabilir, mesela ben etkilendiğim ancak fazla dile getirmediğim olaylarla çoğunlulla rüyamda boğuşurum, sabah kalktığımda fark ederim aslında ne kadar çok kafama takıldığını.
Hobi bulmak, spor yapmak, arkadaşlarla bol bol takılmak vs. en azından başka şeylere kanalize eder sizi ancak tamamen unutabilmenin kesin bir çözümü yok tabii. yukarıda söylenen "eski kız arkadaşınızı karşınıza alıp konuşun" önerisi iki ucu keskin bıçak gibi. İyi ihtimalle onu görür, onunla içinizden geçenleri paylaşınca belki içten içe çektiğiniz vicdan azabı ya da pişmanlık da hafifler, söyleyecek bir şeyiniz kalamadığında da kafanızdan silinebilir her şey. Ancak onun hayatında biri varsa, ya da gördüğünüzde tekrar ondan etkilenir, onu hala sevdiğinizi filan fark ederseniz işiniz daha zorlaşabilir. Bazı insanlar işi son noktasına getirince arınırlar. Sizin için de bu konuda işin son noktası onunla asla olamayacağınızı görmek, ama burada "birlikte olamamak"tan kastım artık ona karşı eskisi gibi bir şeyler hissetmediğinizi anlamanız ya da değiştiğini, artık aynı dili konuşamadığınızı fark etmeniz demek. Bu durumda tamamen aklınızdan çıkartabilirsiniz onu ancak eğer görüşürseniz ve hiçbir şeyin değişmediğini, onun hala sevdiğiniz kişi olduğunu anlarsanız daha fena:)
Kendisinden ne kadar haber alabiliyorsunuz bilmiyorum ancak hayatında biri var mı yok mu, mutlu mu değil mi bilmeden bu görüşmeyi yapmak cesaret ister. Keşke hiç "bir dahası olmaz" durumunuz olmasaydı ama madem var, o zaman üstesinden gelmek için kendinizi zorlayın. Rüyalarınıza giriyorsa girsin, karşınıza yeniden aşık olacağınız biri çıkmadan eski kız arkadaşınızı tamamen silmeniz mümkün değil bence. "Gidin başkasını bulun" çok sığ ve anlamsız bir öneri, dolayısıyla hiç bu konuya girmicem, şanslıysanız karşınıza yeni bir başlangıç yapmanızı sağlıyacak biri çıkar, ama bu da bekleyerek ya da umut ederek olmuyor. En olmadı sakin sakin oturup içinizden, aklınızdan geçenleri kağıda dökün. Bir sayfa, üç sayfa, on sayfa neyse. Bilinçakışı ile aklınıza bu konuda gelen her şeyi yazın, belki farkında olmadan geriye atmaya çalıştıklarınız da çıkar ortaya ve bir nebze rahatlarsınız. Hemen herkes böyle süreçlerden uzun ya da kısa zamanlı olarak geçiyor, bence en önemlisi kendinize bu hakkı vermeniz, saçma sapan gün geçirme çabaları ile kendinizi daha da yormamanız.
0
think martini
(29.10.08)
ne unutmak ne de hatırlamak zorunda degilsin ama
sanirim daha fazla da bununla birlikte yasamak da stemiyorsun diye algiliyorum yazdiklarindan
sadece ama sadece kendini affetmek icin eski kiz arkadasindan af dile ve artik kendini affet
yaptiklarini bir daha yapar misin düsün
pismanliktan, takintiya dogru yol alma
unutamadıgın ne ya da sürekli hatırladıgın sey
hayatinin tama merkezine koymani saglayan duygu ne
yoksa gercekten içinde patlayacak gibi görünüyor
zira sadece gönül mevzusundan uzaaaak duruyor buradan bakinca
istersen buraya yazmaya devam et
istersen baska yerlere ama iyice irdele kendini
yoksa ben de uzunca bir süre unutmadim, unutmayi da pek denemedim (rüyalar,anilar,sarkilar tam bir melankoli,ani ağlama krizlerifalan filan)
ama yine de hayatima kattiği dayanlmz ağirliktan kurtulmayi da istedim ama daha fazlasina izin vermedim
sen daha derinlerinde baska yerlere de sizmasina izin vermissin
0
gdduman
(30.10.08)
(4)

dermatolog olayı

cy7
Şimdi arkadaşlar durum şöyle: 1.Karma bir cildim var, işte T bölgesi yağlı(oldukça), yanaklar kuru. Genelde hep küçük sivilceler oluyor alnımda, arada da 4-5 büyük sivilcem çıkar. Sırtımda bir türlü geçmeyen sivilcelerim var, saçlarım da yağlı, hergün yıkamak zorunda kalıyorum. Doktora gitmek istiyo
Şimdi arkadaşlar durum şöyle:
1.Karma bir cildim var, işte T bölgesi yağlı(oldukça), yanaklar kuru. Genelde hep küçük sivilceler oluyor alnımda, arada da 4-5 büyük sivilcem çıkar. Sırtımda bir türlü geçmeyen sivilcelerim var, saçlarım da yağlı, hergün yıkamak zorunda kalıyorum. Doktora gitmek istiyorum ilaç kullanmak için ama giden arkadaşlarım(özellikle roaccutane vs kullanan), ne işin var, o kadar değil, abartıyosun, boşuna gitme falan diyorlar. 25 yaşında hala sivilceli olmak da güzel bişey değil ama. Doktora gitsem gerçekten sallamaz mı beni?
2.Yaz-kış çok terlerim. Hergün duş alsam da, devamlı deodorant vs. kullansam da, deotak vs dahil herşeyi denedim, devamlı terliyorum. İşin kötüsü her giydiğimi yıkamak zorunda kalıyorum.Nasıl kurtulsam bu dertten?
0
cy7
(29.10.08)
kendi tecrübelerimden yazıyorum sana şimdi.

benim de hassas ve alerjik ve de tarif ettiğin üzere karma bir cildim var.saçlar da aynen dediğin gibi.

doktora gittim ben zamanında içinde antiibiyotikli ilaç olan eczanede yaptırılan solüsyon vermişti, bir süre kullandım iyi geldi. ama o kısıtlı bir süre kullanılabiliyor.

cildin için piyasadaki uyduruk markaları kullanma derim ben. misal ben clinique kullanarak cildimi kötü duruma getirmiştim. sonradan güzellik merkezinde cilt bakımı artı özel ürünle uzun sürede düzeldi.

kaliteli bir güzellik merkezinde 2 ayda bir filan cilt bakımı yaptır. ve onlarda olan özel ürünler var, onları kullan. mesela ben amerikadan gelen bir ürün var onu kullanıyorum. dermatologic cosmetic laboratories ismi.

bunun dışında sadece cilt bakımı için üretilmiş ürünler var, biraz pahalılar ama tekin acar-sevil parfümeri filan oralarda bulunan, ordaki uzmanlar tavsiye ediyor. onlardan al derim. yani böyle makyaj malzemesi üreten markaların cilt bakımlarını değil, sadece cilt bakım ürünü üreten markaların ürünleri.

yağlı saç için yine doktorun tavsiyesini söylüyorum, ki ben çok faydasını gördüm. öyle her gün yıkamıcaksın. ne kadar çok sık yıkarsan o kadar çok yağlanıyor.

doktorun tavsiyesi üzerine ben o günden beri haftada 2 kere saçlarımı yıkıyorum. ilk başlarda çok zor oldu her gün yıkanmaktan 3-4 güne geçiş ama bir kere alıştıktan sonra saç yağlanmıyor artık.
0
mea maxima culpa
(29.10.08)
anlattakların dogruysa eger, cildin ile ilgili saglık sorunların var demektir. vakit kaybetmeden cildiye uzmanına gorun derim. anormal bir durum gibi geldi bana.
0
scp
(29.10.08)
karaciğerinde bi sorun olabilir mi? cok alkol tuketiyorsan falan. bence doktora git.
0
likeinme
(29.10.08)
alkol de pek kullanmam ama karaciğer falan diyip korkuttunuz beni şimdi :)
bi de kan testi falan ister mi her doktor? yaptırmasak olmaz mı?
0
🌸cy7
(29.10.08)
(2)

Hazır alfredo sos

question
Acaba istanbulda hazir (hani marketlerde sise kavanozlarda satilan makarna soslarindan) alfredo sos bulabilecegim yer var mi? amerika'da almistim barillaydi galiba markasi. ama turkiye'de barilla'nin alfredo sosu yok...
Acaba istanbulda hazir (hani marketlerde sise kavanozlarda satilan makarna soslarindan) alfredo sos bulabilecegim yer var mi? amerika'da almistim barillaydi galiba markasi. ama turkiye'de barilla'nin alfredo sosu yok...
0
question
(29.10.08)
gece gece yazarak canımızı çektirdiniz valla.

dikkat ettiğim en çok sos macro marketlerde oluyor.

bir de böyle bebek şarküteri filan gibi özel yerlere bakarsanız onlarda özel getirilmiş olabiliyor. aha buraya yazıyorum orda geçen türkiye'de artık satılmayan ferrero rafaello buldum aldım.
0
mea maxima culpa
(29.10.08)
macrocenter'a bakmistim yoktu galiba orada. belki dediginiz gibi yerlerde olabilir bakmak lazim. tesekkurler...
0
🌸question
(31.10.08)
(10)

Para temizlemek

yapyat
Bavulun içinde bir kısım paranın yanında duran diş macunu patlamış. Bu olay sonucunda elimde yüzeyinin neredeyse tamamı diş macunu kaplı bir miktar para var. En güzel nasıl temizlerim ben bunları? Sadece suyla temizlersem esnaf beni kalpazan diye damgalar mı?
Bavulun içinde bir kısım paranın yanında duran diş macunu patlamış. Bu olay sonucunda elimde yüzeyinin neredeyse tamamı diş macunu kaplı bir miktar para var.

En güzel nasıl temizlerim ben bunları?

Sadece suyla temizlersem esnaf beni kalpazan diye damgalar mı?
0
yapyat
(28.10.08)
parayı çok yıpratmadan biraz temizle. bankaya götür ve onlar merkez bankasına veriyorlar.
0
mea maxima culpa
(28.10.08)
yıka, nazikçe. bir şey olmaz.
sadece son tatilimde dalgınlık nedeniyle 5-6 defa parayla denize girmiştim, poroplem olmadı.
0
agk
(28.10.08)
ben pantolonlarımın cebinde çok unutuyorum paralarımı çamaşır yıkarken, hepsi pırıl pırıl ve sağlam çıkıyorlar makineden. bilinçli olarak yıkanınca da bir şey olmaz bence.
0
inkey
(28.10.08)
evet, pantolon cebinde çamaşır makinesine giren para (ne hikmetse) gıcır gıcır çıkıyor..
0
te cetveli dyr
(28.10.08)
bekle. bekle ki macun kurusun. sonra parayı buruşturunca hepsi dökülür. ya da hepsini bi pantolonun cebine koyup çamaşır makinesine at gıcır gıcır olsunlar. hangisi daha iyi sonuş verir diye merak ediyosan yarısını kurut yarısını da makinede yıka.
0
Poly
(29.10.08)
para kağıttan yapılan bir malzeme olmadığı için çok korkmanıza gerek yok. ama yine de kağıt değil lan bu pamuk demeyin nazikçe temizleyin.
0
deadstar
(29.10.08)
amerikan filmlerindeki gibi kuru temizleme makinalarında damgalı paraları yıkayarak temizleme yöntemini deneyin.
0
alkolik imam
(29.10.08)
denemiş değilim ama geceden suya basmak işe yarar gibi geliyor.
0
jangara
(29.10.08)
paraları gevşek bir şekilde toplayın. pamuk veya penyeden yapılmış bir kese veya t-shirt içine koyun ve sıkıca sarın -paralar dışarı çıkmasın-. çamaşır makinasının içine normalin yarısı kadar deterjan koyup en kısa programda 40 derecede yıkayın. Ütülemeyein, sıcakta rengi değişebilir :(
Denenmis ve garantili temizlik yöntemidir. Yine de sorumluluk kabul edilmez. Bankaya da -mantıklı ve kafası çalışan bir memur ile muhattap olmak kaydı ile- kalpazan veya kaçakçı muamelesi görme tehlikesini de göze alarak gidebilirsiniz.
0
paramedic
(29.10.08)
EK NOT: Banka Ziraat Bankası olmalı
0
paramedic
(29.10.08)
(9)

türkiye'den kullanılamayan internet siteleri

mea maxima culpa
merhabalar,türkiye'den kullanılamayan internet sitelerine giriş yapıp kullanmamızın imkanı var mıdır? örneğin pandora.com. sözlükte bir yol anlatılmıştı ama yapamadım gerçeği söylemek gerekirse.
merhabalar,

türkiye'den kullanılamayan internet sitelerine giriş yapıp kullanmamızın imkanı var mıdır? örneğin pandora.com.

sözlükte bir yol anlatılmıştı ama yapamadım gerçeği söylemek gerekirse.
0
mea maxima culpa
(28.10.08)
comptrol
(28.10.08)
denediğin yöntem bu mudur bilmiyorum ama, bu baya iyi. şu anda bende böyle bağlanıyorum. ama firefox lazım.

sozluk.sourtimes.org
0
asfalt
(28.10.08)
bu programı yükledim de, çalışıyor. bir garip oldu internet bağlantısı. çok yavaş bağlanıyor? nedendir? normal midir.
0
🌸mea maxima culpa
(28.10.08)
derdimi yanlış mı anlattım ben acaba?

yasaklı sitelere girmek değil amacım.

amacım şudur mesela bazı siteler var biz amerikadaki insanlara hizmet veriyoruz. copirayt, mopirayt diyorlar.
0
🌸mea maxima culpa
(28.10.08)
hotspot shield yükledim, pandora.com'a girdim.

ingiltere'den bağlanıyorsunuz, ingiltere'ye hizmet veremiyoruz diyor?

amerika'dan ip alamıyor muyuz?
0
🌸mea maxima culpa
(28.10.08)
şöyle bir şey var ama denemedim:
www.iprivacytools.com
ama ücretli meret...

Oradaki anahtarımız "IP Changer" sonrası size kalıyor.
0
late viper
(28.10.08)
@late viper teşekkürler.

paralıymış o program da.
0
🌸mea maxima culpa
(28.10.08)
@asfalt evet orda anlatılanı denemiştim, ama belki de bu konularda tecrübesiz olduğum için beceremedim.
0
🌸mea maxima culpa
(28.10.08)
senin icin upload ettim ve linkini mesaj ile gonderdim.
zamaninda kullandigim bir program. istedigin bir ülkeden ip alip kullaniyorsun.
umarim calisir. uzun zamandir kullanmiyordum cunku.
0
trimpot
(28.10.08)
(6)

(.bin) uzantılı dosyalar

goodbyecruelworld
hangi programla açabilirim?
hangi programla açabilirim?
0
goodbyecruelworld
(27.10.08)
iso okuyan programları dene derim tamamen kulaktan dolma bilgiyle.
0
teritori
(27.10.08)
Alcohol 120%, Nero... tabi *.bin demek binary dosyası demek, her şey için kullanılabilir. cd image dosyası değilse matlab ile filan da açabilirsiniz.
0
papado
(27.10.08)
bin dosyası farklı türlerde olabilir ama büyük ihtimal ile daemon tools açacaktır.
0
desdinova
(27.10.08)
geçen vlc player ile açtım ben. gayet güzel filmi de seyrettim.
0
mea maxima culpa
(28.10.08)
mea dosya zaten vlc iconu ile karşıma çıkıyor ama açılmıyor... codec falan mı istiyor nedir olay?
0
🌸goodbyecruelworld
(28.10.08)
sanal disk dosyası ise, daemon tools ile açabilirsiniz.
0
edge_nabby
(28.10.08)
(4)

minibüste ayakta durmak

enter saltman
sözlükteki minibüs entrylerinde ayak durmanın falan yasak olduğunu yazıyorlar bu yasak hala devam ediyor mu?
sözlükteki minibüs entrylerinde ayak durmanın falan yasak olduğunu yazıyorlar bu yasak hala devam ediyor mu?
0
enter saltman
(26.10.08)
minibüslerde tabela olur girişte yukarda ayakta ve oturan yolcu sayılarını belirten bu sayılardan fazla yolcu almak yasaktır.Küçük olan magirus marka sanırım olanlarda oturan yolcu dışında yolcu alması normalde yasaktır yani evet hala devam ediyor.
0
buffy de vampir sayilir
(26.10.08)
bu yasak var ama artık takan yok.
0
deckard
(26.10.08)
ayakta durmak yasak değil de ayakta yolcu almak yasak. yakalanırsan sana bişey olmaz :)
0
hububrad
(26.10.08)
o yasak Ankara'da geçerli :))

istanbul'da çok nadir.
0
mea maxima culpa
(27.10.08)
(9)

eski dergi aboneliği

bordeaux
böyle bir site vardı. duyuruda da görmüş olabilirim ama aradım bulamadım sitenin adını. eski sayılı dergilere (eski derken 1-2 ay geriden geliyordu) abonelik sağlayan bir siteydi. neydi?
böyle bir site vardı. duyuruda da görmüş olabilirim ama aradım bulamadım sitenin adını. eski sayılı dergilere (eski derken 1-2 ay geriden geliyordu) abonelik sağlayan bir siteydi. neydi?
0
bordeaux
(26.10.08)
Yaklaşık3-4 yıl kadar önce aboneydim bu sisteme.
İşleyişinden bahsedeyim ben de;
Dergiler 1 ay geriden takip ediliyorlar. Size bu ayın değil geçmiş ayın dergisi getiriliyor. Ve paket olarak abone oluyorsunuz. 5 dergi seçip sisteme bu şekilde dahil olabiliyorsunuz. Fiyatıda normal aboneliklerin %50 ile %60 fiyatı aşşağısında.
0
alkolik imam
(26.10.08)
e adres? bilgi?
0
brkylmz
(26.10.08)
feci karlı bişiymiş bu. bütün dergiler var mı? hemen abone olalım.
0
mea maxima culpa
(26.10.08)
davidian82
(26.10.08)
oha diyorum. aylık minimum 12 liralık bir abonelik yapmak gerekiyormuş.

daha neler hani kar edicektik?
0
mea maxima culpa
(26.10.08)
e kârlı işte yine de. yarı fiyatına, üstelik ücretsiz kargo. tek dergiye abone olma imkanı olsaydı kargo parasını müşteriye ödetirlerdi, bu durumda da bu iş karlı olmazdı...
0
yazark
(26.10.08)
ama işte bütün dergiler yok ki? misal sinema dergisi olsaydı en azından bir tane onu da dahil eder paketi tamamlardım. bir tane bile sinema dergisi yok.
0
mea maxima culpa
(26.10.08)
nasıl bir hevesle daldım. site daha açılmadan, express, roll, toplum ve bilim, tarih ve toplum, toplumsal tarih, doğu-batı hepiniz benimsiniz canlarım dedim. ama erken davranmışım. dandik dergiler varmış sadece!
0
tannhauser
(27.10.08)
@tannhauser ben de senin bahsettiğin dergileri istiyorum.

siteye mail attım. dedim dergi sayınız az. çoğaltma imkanı var mıdır?

cevap vermişler kopyalıyorum. ben de cevaben sinema, tarih dergisi filan olsun dicem. siz de yazın.
-----------------------------------------------------------------------------------------
Merhabalar,
Öncelikle önerileriniz için teşekkür ederiz.
Sistem Türkiye de çok yeni olduğundan tüm yayıncıların katılması doğal bir zaman alacaktır.
Şimdilik DB, Doğuş grupları ile başlanmıştır.
Abone olduğunuzda seçmiş olduğunuz dergileri değiştirme imkanınız bulunduğunu hatırlatmak isteriz.
İlginize teşekkür ederiz.
-----------------------------------------------------------------
0
mea maxima culpa
(27.10.08)
(6)

Çin işi

cumingsoon
Ey Bursalılar, Direk soruya daha doğrusu sorulara giriyorum hazır olun:1) Bursa'da çin restoranı ya da çin yemekleri yapan herhangi bir restoran var mıdır? Varsa nerededir?2) Çin restoranında ne yenmesi tavsiye edilir, hangi yemekler iyidir?
Ey Bursalılar,

Direk soruya daha doğrusu sorulara giriyorum hazır olun:

1) Bursa'da çin restoranı ya da çin yemekleri yapan herhangi bir restoran var mıdır? Varsa nerededir?

2) Çin restoranında ne yenmesi tavsiye edilir, hangi yemekler iyidir?
0
cumingsoon
(26.10.08)
2) noodle iyidir, güzeldir, başlangıç için idealdir.. ayrıca chop stick kullanmaya yeni başlayanları kastırmaz da zorluk olarak..
0
thefalloftekin
(26.10.08)
çin restoranında her şey yiyebilirsin. çorbadan tut, böreğe, pilava, erişteye, dana, tavuk ve balık yemeklerine kadar herşey vardır. tatlı ve salata da vardır.

korkmayın öyle tv deki gibi böcek kızartılmıyor çin restoranlarında. : ))onlar çindeki sokaklarda. bizdeki çin lokantasında bildiğin yemekler var.

sana değişik gelebilecek. tatlı ve ekşi soslu yemekler vardır. zaten bu da yemeğin adında bellidir nasıl bir yemek olduğu. tatlı soslu yemek sevmem dersen ısmarlama o yemekten.

tavuk yemekleri iyi olabilir, genelde bol sebzelidir. bademli tavuk güzeldir mesela. ama tabii bu yiyeceğin restorana da bağlı.
0
mea maxima culpa
(26.10.08)
general tso's chicken, tatlı ekşi tavuk filan çok çin yemeğine aşina olmayan insanlar için iyi. zaten bizim yediğimiz çin yemeğinin esas çin yemeğiyle alakası yok tabi de, neyse.
0
mortifera
(26.10.08)
çin değil ama japon ve tayland mutfağı için sui restaurant var. çekirge meydanına yakın. aşçıları iyi çocuklardır tanırım severim evlerine bol bol giderim :D ama hiç çin mutağı biliyorlar mı diye ayrıca sormadım.

noodle çine özgüdür ama genel olarak uzakdoğulular bayılır. tadı da güzeldir ama chop stick ile kullanmak konusunda aynı fikirde değilim beni zorlamıştı şahsen.

onun dışında restaurant'ta servisi var mı emin değilim ama tom yam (tayland çorbası) pek lezizdir, tavuklu olursa iyice güzeldir. hatta arada ben evde kendime yaparım.

çiğ et konusu size kalmış ilk seferde bulaşmazsanız daha iyi, zira wasabi ve soya sosu gerektirecek bir durum ve insanın damağı alışık olmayabilir her zaman.

bir de çin mutfağı fazlasıyla geniş, ilk önce tadını sevebileceğin tavuk benzeri şeylere yönel.

(bütün bunlara rağmen sui hafif kazıktır belirtmem gerekli)
0
alchoburn
(26.10.08)
Benim favorim çıtır ördektir. Crispy Duck. Her türlüsü yenir, şahanedir. Eğer restoran iyiyse tüm yemekleri güzeldir. Özellikle sosları güzeldir. Tatlı ekşi sos, sarmısak sosu, teriyaki sosu candır. Suşi ve türevleri (japon mutfağı oluyor orası ama çin restoranında da olur mutlaka) öyle herkesin seveceği türden şeyler değiller. Eğer açık büfe menü varsa en güzeli onu almaktır. Herşeyi denersiniz. Suşiyi de deneyin, tecrübe etmiş olursunuz. etrafında siyah şerit sarılı olmayan ve üzerinde somon balığı olanlar daha yenilebilir şeyler. suşi sosları wasabiyle zencefile dikkat etin çok acı ve yoğunlar.
0
neronas
(26.10.08)
pembe çarşının altında vardı eskiden.
0
theunforguven
(27.10.08)
(13)

ağzına kadar yemek, tatlı vs. dolu valiz havaalanında sıkıntı yaratır mı?

o s c a r
yarın bir haftalığına türkiye'ye geliyorum. dönüşte baklavasından, ezinesine sırf yiyecekten oluşan bir valizle dönmeyi planlıyorum. havaalanında sıkıntı yaratırlar mı ne bu böyle diye?erken soruyorum zira ben varır varmaz annem ile anneannem çalışmalara başlayacaklar:)şimdiden teşekkürler.edit: fra
yarın bir haftalığına türkiye'ye geliyorum. dönüşte baklavasından, ezinesine sırf yiyecekten oluşan bir valizle dönmeyi planlıyorum. havaalanında sıkıntı yaratırlar mı ne bu böyle diye?

erken soruyorum zira ben varır varmaz annem ile anneannem çalışmalara başlayacaklar:)

şimdiden teşekkürler.

edit: fransa'ya döneceğim.

@mea maxima culpa, önerin için teşekkürler.
0
o s c a r
(24.10.08)
hangi ülkeye sokmaya çalışacaksın bunları, onu da yaz, belki tecrübesi olanlar ona göre yazarlar.
0
mea maxima culpa
(24.10.08)
Zamanında Almanya'ya giderken ben yapmıştım :) Pek bir sorun çıkmamıştı.
0
alkolik imam
(24.10.08)
oldukça çok aktarmalı bir yolculukla, İstanbul'dan Los angeles'a kadar börek, beyaz peynir ve zeytin dolu bir valiz götürmüştük biz. Bazı ülkelerde "valizlerde bulunması yasak unsurlar" arasında yer alıyordu yiyecekler, ama olay şöyle gelişiyor: - valizinizde X, Y, yiyecek, Q, W var mı? - Yok! - Buyrun!

bence şansını dene en kötü havalanında bir ziyafet verirsin ;p
0
zillosh
(24.10.08)
bu konularda hiçbir tecrübem yok, ama naçizane şunu tavsiye edeyim. hani böyle yiyeceklerin havasını alıyor ambalajlıyorlar ya, ondan yaptır. şarküterilerde yaparlar herhalde. koku ve akma dökülme sorunu kalmaz.
0
mea maxima culpa
(25.10.08)
@zillosh, valla fransa nevi şahsına münhasır, kendine göre kuralları olan bir ülke. eğer "valizlerde bulunması yasak unsurlar" listesi diye bir şey varsa kimi ülkeler için, fransa'da kesin vardır ve büyük ihtimal yiyecek de listede yer alıyordur. size sorun çıkmaması güzel, lakin böyle bir listenin olabilme ihtimali düşündürücü:)

@mea maxima culpa, tekrar teşekkür ederim. benim aklıma sittin sene gelmezdi bunu düşünmek, ama herhalde bizimkiler** biliyorlardır, bir şekilde ayarlarlar.
0
🌸o s c a r
(25.10.08)
bi sıkıntı olacağını sanmıyorum. thy'de check in'ci olarak çalıştığımda alıyorduk öyle bagajları, kimse almayın demiyordu.
0
ravioli
(25.10.08)
italya'da erasmus yaparken 4 türk arkadaşımla beraber; ezine'sinden vişne suyu'na kadar onlarca çeşit yiyecek sokmuştuk italya'ya. hiçbir sorunla karşılaşmadık.
ancak;
yiyecekler kesinlikle akmamalı.(darbe alabileceklerini de düşün)
ve ağır bir biçimde kokmamalı. (belki koku yüzünden, şüphelenip, arama yapmaya kalkabilirler.)
onun dışında fransa'ya özgü bir yasak varsa bilemem.
0
gioberg
(25.10.08)
aslinda biraz da sansa bakar efenim. eger sansiniz varsa sizin valizinizi kontrol etmezler. bazen bu polislerin ipneligi tutuyor ve tum valizinizi dokuyorlar. o yuzden polislerle fazla goz goze gelmeyin hizli adimlarla havaalanini terketmeye bakin :P
0
hollandabocegiilesevismek
(25.10.08)
el cantanizda olmayan seyler nadiren sorun yaratir, takiliniz.
0
twodimensionprism
(25.10.08)
arkadaşlar alakadar olup cevap yazdığınız için hepinize teşekkür ederim. ben şansımı deneyeceğim valla, kafaya koydum;)

@ravioli, ben de thy ile döneceğim, verdiğiniz bilgi rahatlattı valla.

@gioberg, darbelere karşı paketleme, yiyeceklerin kokmamasını sağlamak gibi mevzulardan aile büyükleri sorumlu. valizi onlar yapacak, benim tek görevim valizi sağ salim burada kaldığım yere getirmek:)

@hollandabocegiilesevismek, hani yabancı ülkeye vardıktan sonra pasaport kontrolü bitiminde bekleyen iri kıyım adamları diyorsunuz değil mi?:) valla zaten valizi uçağa vermiş, ülkeye girmiş olucam. bunları sokamazsın derse 2-3 baklava verir hallederiz artık, eheh.
0
🌸o s c a r
(25.10.08)
fransa'yı bilmiyorum ama bu perşembe günkü san diego-chicago-istanbul uçuşumdaki bavullardan kilitli olan bir tanesi açılmış, içindeki çukulatalar (ki kesinlikle kapalı pakette, basbaya marketten alınmış bildiğimiz 4 paket hersheys çukulata) yok olmuş, bavulun içine de "bavulunuzu random kontrol ettik, kilidini kırdık kusura bakmayın" yazısı konulmuştu. yasak filan olmamasına rağmen kontrolcu arkadaşın canı çukulata çekmiş diye tahmin ediyorum. en kötü ihtimal alırlar orada çöpe attırırlar.
0
zkurmus
(25.10.08)
ben lokum ve turk kahvesi götürmüştüm fransa'ya, bir sorun olmadı. ezine falan demişsiniz cidden akıp dökülmeyecek şekilde paketlenmesine dikkat edin. almanya'dan turkiye'ye donerken ise çikolatalarım yok olmustu:)
her ulkenin standardı farklı. yıllar önce hilary swank yeni zellanda'ya girerken elma soktuğu için ciddi problem yaşamıştı. tarım hastalığı taşınır vs muhabbetlerinden ötürü. ama ben geçen ay makedonya'ya giderken bildiğin elma götürdüm yanımda. indiğimde alışveriş yapacak vaktim yok diye. avrupa ülkeleri için çok sert kurallar yok bldiğim kadarıyla.denemeye değer gibi geldi bana.
0
filtre kahve
(25.10.08)
herkese tekrardan ilgilenip cevap yazdıkları için teşekkür ederim.

20 kg'a yakın yiyeceği sorunsuz fransa'ya sokmuş bulunmaktayım. hiçbir sorun çıkmadı;)
0
🌸o s c a r
(04.11.08)
(15)

Depresyondaki anneme süpriz..hediye..

merope
Annem uzun bi suredir depresyonda, pek iyi degil.Dogum günü geliyor, çok mutlu olsun istiyorum. napsak?yazın tatile götürmüştüm o bile memnun etmedi diyim :(
Annem uzun bi suredir depresyonda, pek iyi degil.
Dogum günü geliyor, çok mutlu olsun istiyorum. napsak?
yazın tatile götürmüştüm o bile memnun etmedi diyim :(
0
merope
(24.10.08)
kalp şeklindeki bir kutuya kinder surprise doldurun.

hem çikolata, hem oyuncak. :) uzun vadeli hem de.
0
swallowed arsenic
(24.10.08)
onun için değeri olan, uzun süredir görmek istediği ama görüşemediği bir insanı alıp karşısına çıkarırsanız hoş bir sürpriz olur bence.
0
noxell
(24.10.08)
yapmayı sevdiği bi'şey, bi hobisi filan varsa onunla ilgili bi'şey alabilirsiniz.
ya da yapmak istediği ama yapmadığı bir şey bulup onun kursuna filan kayıt ettirebilirsiniz. hem sevdiği bi'şeyi öğrenmiş ve yapmış olur, hem de sosyalleşir.
0
insensitive
(24.10.08)
Kısa vadeli hediyeler; elbise, takı gibi şeyler geliyor benim aklıma ancak bunlar sıkıntısını alacak şeyler değil pek... Doğum gününde sevdikleriyle beraber güzel bir yemek/kutlama da o gün için işe yarayabilir.

Ancak, en iyi çözüm torun :)
Tabii ki doğum gününe yetişmez AMA uzun vadede en iyi çözüm bence :)

Ek olarak, anneniz yalnız mı? Eş veya arkadaş olarak? Eğer evetse bu açıdan da yardımcı olmayı düşünebilirsiniz. Arkadaş bulmasına vs...

Dans veya yemek yapma kursları falan var. Bunlara da -kendisine sorup şüphesiz ki- kaydettirebilirsiniz belki.
0
silhouette
(24.10.08)
lunaparka götürün. kafası dağılır, eğlenir. belki hiç gitmemiştir bile şimdiye dek, değişiklik olur.
0
opucuk baligi
(24.10.08)
bence yapmak isteyipte bir türlü fırsat bulamadığı şeyi bulup ona yapma imkanı sağla. bu seyahat olur, kurs olur, hobi olur... annem bu yaşında bilgisayar kursuna başladı ve gayet mutlu halinden.
0
la grande
(24.10.08)
tektaş pırlanta al, ne hayırlı evlat yetiştirmişim diye düşünsün.
(aklıma gelme sebebi gazetedeki ariş pırlanta katalogu olup, fiyatları 300 liradan başlamaktadır.)
0
whoosie
(24.10.08)
Cocukluguyla veya gecmisiyle ilgili birseyleri gozunde canlandirabilirsiniz, bu da noxell'in dedigi gibi uzun suredir gormedigi birisini karsisina cikarmak veya cocuklugundan kalma bir anisini tekrar yasatmak falan, ne guzel seyler... annemden uzagim degerini bil:(
0
ermanen
(24.10.08)
bence evdeki eski fotolardan ve anı olan herşeyden albüm tadında bişey yapın. özellikle beraber geçirdiğiniz zamanla ilgili olanlardan, hem üzerlerine konuşulacak çok şeyler çıkar, onun için nekadar önemli olduğunuzu ve onu nekadar sevdiğinizi bir kez daha anlar...
0
dinomazu
(24.10.08)
bir boğaz gezisi, rumeli kavağı'nda deniz kıyısında güzel bir midye-balık yemeği. deniz kıyısında yürüyüş. temiz hava. kediler, balıkçılar, çocuklar...

çok iyi gelir diye düşündüm.
0
mea maxima culpa
(24.10.08)
eğer ilgisi varsa ahşap boyama,seramik boyama falan gibi el becerilerini kullanıp kafasını dağıtabileceği,konsantre olabileceği birşeylerin kursunu falan ayarlayabilirsiniz.
0
karamell
(24.10.08)
çok teşekkürler..
annem evli evet babamla hehe :)
izmirdeyiz, gönül isterdi ki bogaz tavsiyesine uyalım. bakalım artık şu gönderdiklerinizden bişiler derlemeye cabalıcam :(
0
🌸merope
(24.10.08)
önerimi değiştiriyorum @merope.

foça'ya gidin ailecek. orda deniz kıyısında yürüyüş ve balık yiyin :))

nasıl öneri ama.
0
mea maxima culpa
(24.10.08)
0
neronas
(24.10.08)
sevgili merope; eger seviyorsa ona bir kedi yavrusu hediye et :) kucakta oksanan kedinin mırıltısı depresyona birebir.. mutlu ve uzun bir ömür dilerim anneciğe..
0
palyacopapi
(25.10.08)
(9)

Deodorant duş jeli

dorga
Yav bu marketler benim kafayı karıştırıyor hepten... dünya kadar marka, fiyatlar da aşağı yukarı aynı.. kendime şöyle temiz temiz kokan, t-shirtte iz bırakmayan deodorant alıcam, allah aşkına "axe" mı iyi "fa" mı iyi gilette mi, her üçünü de deneyeniniz var mı?
Yav bu marketler benim kafayı karıştırıyor hepten... dünya kadar marka, fiyatlar da aşağı yukarı aynı.. kendime şöyle temiz temiz kokan, t-shirtte iz bırakmayan deodorant alıcam, allah aşkına "axe" mı iyi "fa" mı iyi gilette mi, her üçünü de deneyeniniz var mı?
0
dorga
(24.10.08)
erkek deodorantı bakıyorsun sanırım. marka olarak bilemiyorum ama anti-perspirant (terletmeyen) özelliği olmayanından al. anti-perspirantların içinde pudra olduğu için t-shirtte beyaz iz bırakıyor genelde.
0
mea maxima culpa
(24.10.08)
Ferahlık duygusu ise aradığın Nivea Fresh Active'de dertlere derman olabilir. Ama amaç ferahlıktan çok koku ise Axe iyi bir seçim.
0
trocero
(24.10.08)
Rexona iyi.
0
wpi
(24.10.08)
Çok ürün kullandım. Çoğu balondur. Biotherm'den daha iyisini görmedim. Fiyatı biraz pahalıdır. Örneğin stick deodorantı 45ytl civarındaydı, fakat diğerlerinden daha etkilidir. Çok baskın bir parfümü olmasa da ter kokusunu bastırıyor. Tavsiyedir...
0
sheba and the albino girls
(24.10.08)
(bkz: axe nuevo) 6ytl.

axe'ın tek kötü özelliği parfüm kokunuzu bastırabiliyor.
0
kimlanbu
(24.10.08)
fa - 'aqua' ve 'sport' ve bulabilirsen 'cool dive' ki imkansiza yakin malesef; bi gorundu bi kayboldu (bildigin "davidoff cool water" gibiydi)hem deo hem du$ jeli olarak cvptir.

8x4 - 'energy'

mis mis.. : )
0
dolphingirl
(24.10.08)
En ucuzunu kullanın. Beğenmezseniz bir sonraki en ucuzunu deneyin.
0
386 dx
(24.10.08)
ben de bir şey sorayım. peki bu kristal deodorantları nerden bulabiliriz? süpermarketlerde falan satılıyor mu? bir de tavsiye ettiğiniz bir marka var mı ucuzundan?
0
lemmiwinks
(25.10.08)
@snowflake teşekkürler param olduğunda alacağım bir tane.
0
lemmiwinks
(25.10.08)
(11)

çoo..k yorgunum lan jale

orange coffee
son 1 haftadır fazla gezdim tozdum (aşırı) geç yattım üstüne birde dün maça gittim orada tepindim tabiki yine geç yattım. şu an işyerindeyim halsizim ayağa zar zor kalkıyorum sanki 20 değil 80 yaşındayım gözlerim kapanıyor açık tutmak için ciddi çaba sarfediyorum. açık tutunca da yanıyor bilgisayar
son 1 haftadır fazla gezdim tozdum (aşırı) geç yattım üstüne birde dün maça gittim orada tepindim tabiki yine geç yattım. şu an işyerindeyim halsizim ayağa zar zor kalkıyorum sanki 20 değil 80 yaşındayım gözlerim kapanıyor açık tutmak için ciddi çaba sarfediyorum. açık tutunca da yanıyor bilgisayar basindayim cunku. akşam üstü saat 6ya kadar dayanabilmem lazım. ne yapayım ben 6ya kadar nasıl dayaniyim? birşey yapmazsam klavyeye dayicam kafayı rüyalar alemine dalıcam.. ülker sütlü çikilata aldım belki açar beni diye daha da kötü yaptı iyice mayıştım.
imkanlarim: yemek yiyebilmek,bakkala gidebilmek,hava alabilmek,büfeye gidebilmek,sıcak su soğuk su (içmelik tabi ehe)
bana bir çare!
0
orange coffee
(24.10.08)
ara ara klavyenin üzerine kafayı koyup 10-15 dakika kestirmek iyi gelebilir. özellikle öğleden sonra.
0
mea maxima culpa
(24.10.08)
dayan motive et kendini
kahve gercekten ise yariyor böyle durumlarda
ne kaldi surada heralde idare edersin canim
haftasonu da iyice dinlenirsin artik
uyuma
0
gdduman
(24.10.08)
Gülmek benim uykumu kaçırır.

Webde biraz dolaşın bobiler.örg falan
0
dyna
(24.10.08)
dokunmuyorsa redbull falan içseniz..
0
metox
(24.10.08)
yapacak önemsiz ama konsantrasyon gerektiren bir iş bul, excel'de bir şeyler editle falan. zaman çabuk geçiyor öyle. hem de çalışıyor gibi görünürsün.
0
leylak sarabi
(24.10.08)
www.kongregate.com
0
tai
(24.10.08)
tuvalete gidip uyuyun.
0
insensitive
(24.10.08)
elma ye. en iyi uyku açıcılardandır.
0
dalamar
(24.10.08)
çikolata uykunu getirir. zira kan şekerini lank diye düşürür. senin çaren şekersiz acı kahve.
0
arnold schwarzeneger
(24.10.08)
uyuyor musun?
0
gdduman
(24.10.08)
yok uyumadim 3-4 kahve ictim yemek yedim tuvalette 5 dk kestirdim devamlı yüzümü yıkadom (azcuk bi makyaj vardı oda gitti:)) simdi dakikalari sayiyorum.. 1 saat 14 dk kaldi..

tişekkür ederim cevaplar için.. büyüksünüz..
0
🌸orange coffee
(24.10.08)
(7)

almanya ekonomisi

ali87
bitirme ödevi olarak ekonomik açıdan almanyanın ikinici dünya savaşından bugünkü pozisyonuna nasıl geldiğini makroekonomik olarak incelemem gerek. kaynak tavsiye edebilir misiniz?
bitirme ödevi olarak ekonomik açıdan almanyanın ikinici dünya savaşından bugünkü pozisyonuna nasıl geldiğini makroekonomik olarak incelemem gerek. kaynak tavsiye edebilir misiniz?
0
ali87
(23.10.08)
wikipedia.
0
sui
(23.10.08)
Üniversite öğrencisi olduğunu tahmin ediyorum. Öncelikli olarak konuya ilişkin bilimsel makale ve raporlara, kitaplara bir göz atmanı tavsiye ederim. Wikipedia'dan da faydalan ama bu öncelikli kaynağın olmasın. Ödevini okuyup değerlendirecek akademik şahıs, lisans seviyesinde olduğunun farkında olduğu için ödevi şekli kıstaslara göre değerlendirme eğilimdedir, bu yüzden atıf yapılacak, alıntılanacak kaynaklar önemli. O yüzden internetteki wiki gibi anonim kaynakları tercih etmemeni tavsiye ederim. İlla netten faydalanacaksan, Econlit, EconLib, RePEc gibi sitelerde nice makale var, oralaradan literatür taraması yapabilirsin ufak çapta. JEL kodu filan da girersin hocan ihya olur. : )

Tabii sen ödevi aldığın hocan kimse ona danış kaynakları.. Eminim yardımcı olacaktır.
0
atomic punk
(24.10.08)
ingilizce kaynaklar tavsiye edilmiş. acaba onlardan yararlanabilecek misin?

bir ödev yapmaya başlarken öncelikler ansiklopedilerden genel bilgi edinilir. eskiden kütüphanelere giderdik, şimdi internet var wikipedia'dan ve benzeri yerlerden yararlanıyoruz. ama wikipedia manipulasyonlara çok açık ve bütün yazılanlar akademik değil. bu yüzden wikipedia'dan yararlan ama burda yazanları kontrol etmeyi unutma.

ansikolopediler sana genel bir bilgi verir ve bibliyografyada yardımcı olur.

ansiklopediden elde ettiğin kaynaklardan sonra genel kitaplara geçeceksin. misal genel avrupa iktisat tarihi kitapları, veya almanya tarihi ile ilgili kitaplar.

artık birçok makale internette bulunabiliyor. google a girerek değişik anahtar kelimeler kullanarak aramalar yapacaksın. şaşıracağın kadar çok makale bulacaksın.

ama yayınların çoğu ingilizcedir.
0
mea maxima culpa
(24.10.08)
ingilizce, almanca veya türkçe kaynaklardan yararlanabilirim. lisans son sınıf öğrencisiyim.evet econlib de wirtschaftwunder ile ilgili bir çok makale buldum.tek siteye bağlı kalmak hoş değil tabi. zaten okul bir çok bu türlü makale sitesine ücretsiz erişim filan sağlıyor. eğer başka bu türde siteler varsa çok yardımcı olur.

ansiklöpedilere gelince, bu konu çok spesifik olduğu için ansiklöpedilerde bulmak maalesef mümkün değil.
0
🌸ali87
(24.10.08)
ansiklopediden bul demedik :)) ansiklopediden başlayarak çalışmanı geliştir diye anlattık.

makaleleri tek tek okuyacaksın. google'de anahtar kelimeyi değiştireceksin, ona göre kaynak bulursun.

nedir bunlar misal 2. dünya savaşı sonrası almanya, 20 yyda almanya, 1940 sonrası almanya falan gibi.
0
mea maxima culpa
(24.10.08)
marmara üniversitesi almanca işletme bölümü (anadolu hisarı kampusu)
ve
Yeditepe üniversitesi almanca işletme bölümü (kayışdağı )

bu 2 bölümün kütüphanelerinde yeterli kaynak bulabilirsin, ayrıca türk-alman işadamları derneği var, oranında kütüphanesinden faydalanabiirsin.
0
nema problema
(24.10.08)
(5)

turkish punch?

kofteburger
böyle bir laf varmış ingilizcede. ne oluyor acaba anlamı?
böyle bir laf varmış ingilizcede. ne oluyor acaba anlamı?
0
kofteburger
(23.10.08)
osmanlı tokadı olabilir mi (tamamen salladım)
0
buffy de vampir sayilir
(23.10.08)
Burdan geliyor:
en.wikipedia.org

benzetince:
karagoz punch oluyor
hacivat da judy oluyor

cevap:
Turkish punch = Karagoz
0
ermanen
(23.10.08)
Bi de Istanbul Twist var. Hala ne alaka derim.
0
mabl
(23.10.08)
karagöze punch denebilir ama hacivat judy olmaz ya.

sadece karagöz oyunu "punch and judy" ye benzer diye benzetilmiş. o da benzemez aslında ama böyle bir benzetme yapmışlar. punch and judy kukla şovu, karagöz gölge oyunu.
0
mea maxima culpa
(23.10.08)
yabancilar benzetmis bir kere
yoksa ben de tasvip etmiyorum boyle bir benzetmeyi...
0
ermanen
(23.10.08)
(7)

Ortaköy - Maslak

fredi
Akşam saat 5 civarı Ortaköy'den çıkıp -hayatında ilk defa- Maslak Ata Center'a gitmesi gereken kişi ne yapmalıdır acaba? Teşekkürler.
Akşam saat 5 civarı Ortaköy'den çıkıp -hayatında ilk defa- Maslak Ata Center'a gitmesi gereken kişi ne yapmalıdır acaba? Teşekkürler.
0
fredi
(22.10.08)
saat 5 gibi pek trafik olmuyor normalde ama hiç belli olmuyor malesef. maslak özellikle 6dan sonra tıkanıyor, akşamları 4.leventten 1.levent'e 40 dakikada falan gidildiği oluyor. işte maslak'a gidiş istikametinde de belki 1.köprü trafiği olabilir ama tamamen şans işi.

toplu taşımayla gidecekseniz baktınız çok trafik oldu, 1.levent'ten 4.levent'e metro ile gidip, ardından otobus ya da minibüsle maslak'a geçersiniz.
0
light beam
(22.10.08)
Evet önceliğim İETT'den yana. Fakat hangi otobüse binilir, nereden binilir, hangi durakta inilir Ata Center'a nasıl gidilir bilmiyorum. Tarif edilebilirse legendary olur.
0
🌸fredi
(22.10.08)
Ortaköy'den beşiktaş'a doğru bisürü otobus geçiyor, mesela bunlardan biri 22 numaralı istinye dereiçi otobusleri, buna binip akaretler durağında inin, indiğiniz durağın karşısına geçip ordan da 29C veya 29D otobuslerine binebilirsiniz. bunlar maslak'tan geçiyor. maslak ata center "ahi evren caddesi"ndeymiş ama orayı bilmiyorum.
0
light beam
(22.10.08)
ortaköy'den beşiktaşa filan gitme. ne gerek var anlamadım? yolu uzatmaya gerek yok. hem saat 5 civarı ortaköy beşiktaş arası feci trafik olur.

dt1 otobüsüne bin ulus-akmerkez istikametinden gider o otobüs ve zincirlikuyuda in. o yolda bu saatte çok fazla trafik olmaz.

zincirlikuyu'dan gideceğin yeri tarif etsinler. ordan sonrasını bilmiyorum.
0
mea maxima culpa
(22.10.08)
ben o dt1 mi dt2 lere toplamda 2 defa bindim sanırım ayrı zamanlarda 2sinde de gideceğim yere gidemeden şoforun "son durak" demesiyle kendimi ulusta buldum :) mantıgını sonradan kavradım ama dt fobim var bi kere:)

bu arada ata center'i ben bilmediğim için 41e daha mantıklı görünüyor. eğer dt1'e binerseniz de zincirlikuyu'da inip yine yolun karşısına geçip 41e'ye binebilirsiniz.
0
light beam
(22.10.08)
@light beam, belediye otobüsü fobisi oluşmuş sende sanırım. hem ulus'ta nasıl son durak olmuş onu da anlamadım. hahaha. alacakaranlık kuşağı.

bir ortaköylü olarak diyorum ki DT1 otobüsüne binsin, zincirlikuyuda insin. en rahat ve en çabuk. oturur bile yolda mis gibi.

sonrasını da yazmışsınız 41li otobüslere binsin.
0
mea maxima culpa
(23.10.08)
@mea maxima culpa; çok zor olmadı :) dediğim gibi dt lerden hangisine bindiğimi hatırlamıyorum, akmerkez yazısını görünce atladım nasıl olsa ordan geçer diye bir de hazırlık falandım o sıralar (ben gençkene) ulus mahallesinde adam "son durak" dedi, ben dumur tabi. meğersem akmerkezden önce geçiyormuş. 2.sinde de arkadaslarlaydık bir insan aynı hatayı 2 kere yapar mı deme yaptım onda geç bir saatti hatta son otobustü şofor amca akmerkez in oraya kadar götürmüştü.
0
light beam
(23.10.08)
(8)

zor durumdayım yardım!!!!

fforce26
şimdi arkadaşlar öncelikle adım taner . yaşadıgım olay gerçektir. ben 2 sene önce eşime bir msn adresi almıştım fakat belli bir süre sonra çalındıgını söğledi . vede bende yenisini aldım yenisini şuanda kulanıyor. ama sorun burada değil asıl sorun diğer çalındı dediği,msn adresininde kulanıldıgını t
şimdi arkadaşlar öncelikle adım taner . yaşadıgım olay gerçektir. ben 2 sene önce eşime bir msn adresi almıştım fakat belli bir süre sonra çalındıgını söğledi . vede bende yenisini aldım yenisini şuanda kulanıyor. ama sorun burada değil asıl sorun diğer çalındı dediği,msn adresininde kulanıldıgını tespit ettim.netlogta frendfinderde kim mail listemde bu siteye ekli diye bakarken bir baktım eşimin çalındı dediği msn hesabı ile netlogta bir hesap açılmış . buna fazla şaşırmadım, ama beni aslıl şaşırtan olay arkadaş listesinde bir kişi ekli bu lişide reelden bildiğim tanıdıgım bir erkek . netlog hesabında eşimin şehri: istanbul yazıyor. ama başka yerde oturuyoruz ama doğum tarihi eşimin tarihi ile aynı vede rumuzunun sonunda 2680 var. 2680 de kurdugum ilşikliğe göre 26 plaka 80 de doğum tarihi . buda uyuyor yani eşimin msn sini çaldırmadıgını vede benden gizli kulandıgını . düşünüyorum . bu durumda benim eşimin msn sini geri almam gerek nasıl alırım bir avukata danışsam sonuç verirmi. savcılıga başvursam çalındı diye geri alırmıyım yada ne yapmalıyım yardımcı olursanız sevinirim
0
fforce26
(21.10.08)
dogru anladim mi emin olamadim da. siz simdi, esinizin sizden gizli kullandigi msn'nini mi iptal ettirmek istiyorsunuz? ve de bunu yasal yollarla yapmak istiyorsunuz :s ama siz evli ve ayni evde mi yasiyorsunuz? tum bunlara cevabiniz 'evet'se, sorunuzu dogru anladigimdan emin olacagim ama buna cevap yazmam mumkun gozukmuyor :s
0
pyro clustic flow
(21.10.08)
eşinizin msn adresinizi geri almak ne anlamda işinize yarayacak çözemedim ama eşinizin kullandığı bilgisayara trojan yükleyerek olup biteni takip etmeniz yararınıza olabilir.
0
prodeq
(21.10.08)
bence direk eşinize sorun. ben böyle böyle bir şeye rastladım, şunlar şunlar uyuyor, nedir bu diye. açık açık sormak en iyisi.
0
demirlisomya
(21.10.08)
ben anladığım kadarıyla bir cevap yazayım: garip bir paranoyaya kapılmışsınız. sanırım ilişkinizle ilgili karşılıklı olarak sorunlarınız var, bir takım şeyleri konuşamadığınız bir aşamaya gelmişsiniz. bunları çözebilmek için oturup açıkça konuşmanız gerekiyor. bunun dışında sizin şu ruh halindeki zihninizin üreteceği tüm çözüm yolları herşeyi daha da karmaşık hale getirecektir.
0
blackdog
(21.10.08)
yahu belki msn'ni çaldırmadan önce açmıştır netlog'taki hesabını.
0
miymiymiy
(21.10.08)
cok samimi yazacagim, insallah yanlis anlasilma olmaz.

esinize msn hesaplarini devamli sizin almaniz ve hep sizin kontrolunde interneti kullanabilmesi (hani su ozgurluk sloganli interneti) basli basina bence sakat bir durum.
aranizdaki "guven" sorununun ilk gostergesi bence.

esinizin size mail hesabim calindi (ya da msn, ya da herhangi bir sey) demesi durumunda sizin buna inanmamaniz ve olayi desmeniz yine ayni sorunun ikinci gostergesi. kimbilir daha daha neler var bilmedigimiz.. hele bu 2680 olayini okuyunca, daha nelere taktiniz su hayatta diye dusunmedim degil.

bence her seyin basi duzgun iletisimden gecer. alin karsiniza sevdiceginizi, konusun derim nacizane.
benim esimle bir sorunum olsa zannetmiyorum ki kendisiyle halletmeye calismadan once gelip tanimadigim insanlardan medet umayim (belki son ihtimal)
0
la traviata
(21.10.08)
madem bu kadar gizli iş yaptınız, bir tane daha yapın ve bulduğunuz netlog hesabı aktif mi bir kontrol edin, netlog nasıl çalışır bilmiyorum ama siz de mesaj atın başka bir kimlikle falan filan. bir de bilgisayara keylogger mıydı hani yapılan işleri yazılan yazıları kaydediyor ondan kurun.

eğer eşinizin sizi aldattığını tespit ederseniz eşinizi karşınıza alın konuşun. (gerisini siz bilirsiniz biz bekarız burda, siz evlisiniz)

eşinizin tehlikeli bişi yapmadığını tespit ederseniz. bütün programları kaldırın. paranoyayı bırakın.
0
mea maxima culpa
(22.10.08)
asıl önemli olan o hesabı eşin mi kullanıyor yoksa başka birisi mi. bence bunu çözmeye çalış. bence ilk olarak netlog'ta o kişiyle konuş farklı bir nick ile.

bir de eskişehirlisin galiba. eskişehirli bayanlar nicklerinde 26 çok kullanıyor. o yüzden olaya şüpheci yaklaşmanı doğru buluyorum
0
atmosphere
(22.10.08)
(4)

Duyurudaki istatistiklerimiz

rectoa
kaç duyuruya cevap vermişiz, kaç duyurumuz var, kaç duyurumuz tiklenmiş, ne kadar yararlı oluyoruz şu ortamda falan gibi istatistiki bilgilerimize ulaşsak fena mı olur? ya da var da ben saf gibi bunca zamandır görmedim mi?benim cevap verdiğim ve sorduğum sorular diye 2 tane var da daha genişletileme
kaç duyuruya cevap vermişiz, kaç duyurumuz var, kaç duyurumuz tiklenmiş, ne kadar yararlı oluyoruz şu ortamda falan gibi istatistiki bilgilerimize ulaşsak fena mı olur? ya da var da ben saf gibi bunca zamandır görmedim mi?

benim cevap verdiğim ve sorduğum sorular diye 2 tane var da daha genişletilemez mi diyorum. ekşi duyurunun istatistikleri gibi hani.
0
rectoa
(21.10.08)
mesela en sevilen, en beğenilen, en komik cevap verenler olsa.

ben de birinci seçilsem filan :)) olabülür mü. olsun hatta.
0
mea maxima culpa
(21.10.08)
düzgünce cevap vereyim, sayfanın en altında text link olarak bulabilirsiniz istatistikleri
0
raj
(21.10.08)
ben de düşünüyodum bunu sormayı. herkes gibi ben de merak ediyorum ne kadar yararlı olmuşum etmişim diye. yalnız bu sefer de tribünlere oynayanlar çıkar muhtemelen. gerçi yardım ediyosun sonuçta, iki taraf da mutlu olur. ama işte diğer yandan da cevabını bildiği sorular sorulmaya başlanılır, edilir fln.

not: eheh bu soru diye bir üsttekine yazmışım cevap. ben bu kafayla kime nasıl yardımcı olayım.

edit: @want2die, rectoa'nın istediği daha kapsamlı bişey ama sanırım. yani orası "enler" bölümü gibi bişey. rectoa kişiye özel soruyor.
0
deckard
(21.10.08)
"benimkiler"e tıklayınca kaç duyuruya cevap yazılmış, kaç duyuru yapılmış anlaşılabiliyor zaten. Bunun ötesine geçebilmek için duyuru ve cevap oylama sistemi yapılması lazım. O baya ilginç olabilir. ilgi çekmek için çılgınca duyurular yazar gençler, biz eğleniriz. Boku çıkar mı çıkar tabi.
0
blackdog
(21.10.08)
(6)

Af olaylari ile ilgili.. kafam karisti, nedir durumum?

la traviata
hemen olaya giriyorum uzatmadanelimizdeki malzemeler,* 1999 yilinda uludag uni'de iktisat okumaya basladim.* 2003 yilinda, istanbulda bir lisans programini kazaninca,yani konservatuvari, iktisattan kaydimi aldirdim mezun olmadan ve istanbulda kayit yaptirdim. (bu sirada yanimda verdigim derslerin tr
hemen olaya giriyorum uzatmadan

elimizdeki malzemeler,

* 1999 yilinda uludag uni'de iktisat okumaya basladim.
* 2003 yilinda, istanbulda bir lisans programini kazaninca,yani konservatuvari, iktisattan kaydimi aldirdim mezun olmadan ve istanbulda kayit yaptirdim. (bu sirada yanimda verdigim derslerin transkriptini de aldim geldim, ilk iki senenin derslerinin tamamini vermistim nerdeyse, sonraki dersleri umursamamistim kopmustum okuldan)
* su an yeni okulumda son senem, bu sene mezun olacagim.
* bundan 2 sene once, acikogretim fakultesinin yetkililerine gittim ve dedim ki "bir lisans programi okunurken bir yandan acikogretim de okunuyormus. ben de dolayisiyla istanbulda kendi okulumda okurken, ayni zamanda acikogretimden iktisati bitirebilir miyim" dedim, adamlar evet dediler. fakat sorun su ki, elimdeki transkriptteki hic bir dersi kabul etmeyeceklerini, bastan baslamam gerektigini soylediler (bu kisim ayri bi hastalikli durum)

ve simdi af cikti
bu aftan benim yararlanma sansim var mi?
yani uludag uniye kayit yaptirip, sonra dikey gecis ile kaydimi acikogretime aldirsam ve verdigim dersleri vermis kabul ettirsem?

ama uludaga kayit yaptirmak icin varolan okulumla ilisigimi kesmem gerekiyor degil mi?
eger hal boyleyse, af hakkim ilerde baki kalir mi ben mezun olduktan sonra?

2 lisans programi arasinda askere gitme zorunlulugu var bir de degil mi?

naapsam bana bir cozum onerseniz, iki diploma istiyorum.
0
la traviata
(21.10.08)
aftan tabii ki yararlanabiliyorsun. bir okul kayıt yaptırman için diğerinden kaydını sildirmen gerekmiyor bildiğim kadarıyla. kayıt yaptırdıktan sonra kaydını dondurabilyormuşsun. açık öğretime geçiş imkanı varsa onu da yaparsın.

af hakkı af kanunu gazetede yayınlandıktan sonra 2 ay içinde başvurunca oluyor, 2 ay sonra hak bitiyor.

şimdi www.ogrenciaffi.org da forumda sorabilirsin bunu. yoneticiler baya tecrübeli bu sorulara daha doğru cevap verebiliyorlar. zaten onlar durmadan meclise gidiyorlar filan. yasanın çıkmasında ve tasarıda çok etkili olmuşlar, valla cin gibi çocuklar.
0
mea maxima culpa
(21.10.08)
ya kan ter icinde yuzlerce sayfalik iktisat, isletme, envanter, hukuk o bu su derslerini verip bir devlet universitesinde, sonra da acikogretimde ayni isimli dersler yerine saydiramamak sacmalik degil mi? tersi olsa anlarim da?
0
🌸la traviata
(21.10.08)
@mrtksn

iste bunun baska bir cozumu var mi diye dusunuyorum. cikmazdayim bu durumda sanirim?

gerci simdi dusunuyorum da, dün "keske af seneye ciksaydi" demistim. mezun olurdum en azindan diye dusunmustum.
ama seneye cikmis olsa bile, askere gitmeden once kayit yaptiramayacagima gore, seneye cikmis bir af da isime yaramayacak?
0
🌸la traviata
(21.10.08)
aynı anda iki lisans programına(biri açıköğretim olmadığı sürece) kayıtlı olamıyorsun. bu durumda uludağa af ile geri dönüp bitirebilmen için: konservatuarı bırakman veya konservatuardan mezun olman gerekiyor.

konservatuarı bırakırsan sanırım aftan yararlanıp uludağ'a sorunsuz olarak devam edebilirsin, ama tabii bu durumda konservatuar diploaması almazsın.

konservatuarı bitirdikten sonra ise yaşına göre(29 u bulmadıysan) 2 sene tecil hakkın var. Fakat bir lisans programına kaydolmak istersen bu tecil hakkı gidiyor, izin vermiyorlar diye biliyorum. yani konservatuardan mezun olduktan sonra 4 senelik bir fakülteye devam için askerlik şart olmalı. fakat 2. sınıftan itibaren devam edeceğin için bir şans verirler mi bunu sormak lazım.

Açıköğretim ise 4 senelik bri okul bitirdikten sonra askerliği tecil etmiyor artık. Yani şöyle özetleyebiliriz: konservatuarı bitirdiğin takdirde, yüksek lisans yapmadığın sürece 2 sene sonra askersin, ve yeni bir lisans programına başlayamıyorsun(açıköğretim dahil, başlasn da askerliğine mani olmuyor). Yani istediğin şey için(iki diploma) pek çıkar yol göremiyorum, üzgünüm.

Kolay gelsin
0
kurukafa
(21.10.08)
80 dogumluyum. bu durumda o dedigin tecil olayinda da patlama imkanim var mezun olurken sanirim : )
isin daha da komigi, benim su anki okulumun unutkanligi yuzunden (ya da baska sebep bilmiyorum) 2 kere de asker kacagi oldum bu son egitim surecimde. kanitladik falan tabi ama, dosyam cok komik bir hal aldi askerlik subesinde. o yuzden artik bana hicbi konuda izin vermezler.

yine de arastiracagim bu konuyu.
tesekkurler tum cevap verenlere.
0
🌸la traviata
(21.10.08)
dediğim sitede forumda sor.

misal yarın mecliste konuşulurken askerlikle ilgili madde değiştirilebilir. bunu konuşuyorlar günlerdi forumda.
0
mea maxima culpa
(21.10.08)
(21)

su markası için isim aranıyor

voldem
kuracağımız su paketleme firması için isim aranıyor(hayat su, erikli su gibi) tavsiye ve görüsleriniz bizim için çok önemlidir. saygılarımızla..
kuracağımız su paketleme firması için isim aranıyor(hayat su, erikli su gibi) tavsiye ve görüsleriniz bizim için çok önemlidir. saygılarımızla..
0
voldem
(20.10.08)
duru su.
gok su.
selale
irmak su
0
pyro clustic flow
(20.10.08)
değerli taşlardan gidebilirsin
0
mortifera
(21.10.08)
"şellale" gibi ıkırcıklı bir isimle dikkat çekebilirsiniz bence.
0
kurukafa
(21.10.08)
haşikio

ben sırf ismindan dolayı alırdım valla..
0
thefalloftekin
(21.10.08)
sukûnet
0
deckard
(21.10.08)
şellale gibi atraksiyonlara girme çok itici oluyor. ikileme harfleri sakın.
0
cha
(21.10.08)
erikçi. tasarımı da erikli'ye benzettin mi oh mis.
0
kimlanbu
(21.10.08)
hayyat su
havat su
erikki
eriklii
eriqli
dananesa
şırdan
şırlayn

gibi.
0
cha
(21.10.08)
jing su
shen su
kama su

sudan sebep

karsu
aysu
susu
uslusu
ussu
pusu
...

edit: "karanlik su" diyesim de geldi ama kimse almaz heralde
0
ermanen
(21.10.08)
cha: itici olmasında bir sorun yok bence, bu durum tanınırlığını arttırıyor. çiftlemeli markaları ben de itici buluyorum ama bu yüzden almamazlık etmedim hiç.

bu arada eklemekte fayda görüyorum ki doğu illerinde şelaleye şellale derler. yani dediğin gibi bir motivasyonla da düşünmemiştim.
0
kurukafa
(21.10.08)
ab-ı hayat
0
mabl
(21.10.08)
(levent kırca girişi)

gökçek su

(halk bu suyu kapış kapış alacak)
0
kurukafa
(21.10.08)
Bir zamanlar su paketleme konusunda ilginç bir fikrim vardı o zamanlar araştırmıştım tarım köyişleri bakanlığından üretim izni almış tüm firmaları incelemiş ve isimlerine bakmıştım yamulmuyorsam değerli taşlardan doğadan gelen hemen hemen her isim için üretim izni alınmıştı.h2o çok mantıklı gelmişti onunda isim hakları alınmıştı.O zamanlar kalite hissi uyandırıcak yabancı menşeli bir isim ve cin fikirli harf oyunlu isimler yoktu..
0
geldimoraya
(21.10.08)
h20 mantıklı ama hedef kitlesinin yüzde kaçı lise ve üniversite mezunu?

bence doğadan gelen isimlerin yanı sıra istanbul su, marmara su gibi birşeyler de yapbilirsin. akılda kalıcı ve güvenilir.

veya kız isimleri olabilir pelin su, çiğdem su gibi. kadın isimleri her zaman çekici gelir insanlara.

değerli taşlar ve madenler de güzel fikir. filiz su, kristal su, mercan su, safir su, yakut su falan filan.

böyle akılda kalıcı, dikkat çekici, insanda güzel duygular uyandıran isimler.
0
mea maxima culpa
(21.10.08)
Opal Su
değerli taşlardan açılınca konu hoş geldi bi an.
0
prodeq
(21.10.08)
tiramisu.. alırdım şahsen ben.
0
dalamar
(21.10.08)
günsu
altın su
alsu
elmalı(erikliye rakip)
0
atabari19
(21.10.08)
olmayacakları söyleyim

yaşam su olmaz. hayat suya iltibas
billur su olmaz. billur tuz tanınmış marka olduğundan iltibas
yağmur su olmaz. suyun niteliğini belirtir
berrak su olmaz. suyun niteliğini belirtir.


bir de sanırım su da marka ismi çok önemli değil. baksana çene suyu diye bir su var ve insanlar içiyor :)
0
kahvegibi
(21.10.08)
biiçim su =)
0
krasotkin
(21.10.08)
onlar marka ismi değil. suyun çıktığı kaynakla ilgili isimler onlar. demek öyle bir mahallede, dağda, mevkiide çıkıyormuş o su. çene tepesi, erikli ovası filan gibi.
0
mea maxima culpa
(21.10.08)
CanSu
Yaşam

bence güzel isimler...

:)
0
jeanluc
(22.10.08)
(6)

Nasıl olur bilemedim

iris
geçen gün rakip firmalarla biraraya gelmemizi gerektiren bir toplantı vardı. bazı malzemelerle katılıyoruz. arkadaşlardan biri bizim malzememiz diye yanlışlıkla diğer firmanın kutusunu almış. öyle büyük birşey değil içinde birkaç tane promosyon malzemesi çıktı. herkes ufak tefek birşeyler aldı içind
geçen gün rakip firmalarla biraraya gelmemizi gerektiren bir toplantı vardı. bazı malzemelerle katılıyoruz. arkadaşlardan biri bizim malzememiz diye yanlışlıkla diğer firmanın kutusunu almış. öyle büyük birşey değil içinde birkaç tane promosyon malzemesi çıktı. herkes ufak tefek birşeyler aldı içinden, ben de alsam mı bilemedim. bu tarz konularda hassasım sanki, bu haksız kazanç mı olur?
0
iris
(20.10.08)
promosyon degil mi ne haksız kazancı ki ?
0
bryan fury
(20.10.08)
Size verilmediği sürece hırsızlıktır.
0
ataturkiye
(20.10.08)
ben olsam almazdım. haksız bir şekilde elde ettiğim en ufak kazancın bile başka şekilde benden fazlasıyla çıkacağına inanıyorum çünkü...
0
blackdog
(20.10.08)
bunu sorman hassas oldugunun bir gostergesi, burada yazilanlara gore icini rahatlasan bile az da olsa dert edeceksin gibime geliyor. bazen, kimi zaman o dert daha da buyuyup, huzursuz edebilir ve pismanliga donusebilir. yillar once, bu tip bir durumda almistim ve sonra cok pisman oldum ve donusu olmadi. ondan beri, kucuk ya da buyuk farketmez almam.
esantiyon bile olsa bir karisiklik olmus ve size verilmis bir sey degil. takdir sizin.
0
pyro clustic flow
(20.10.08)
yanlışlıkla alındığına ve tekrardan biz bunu yanlışlıkla almışız kardeş, kusura bakmayın geri alın diyerek geri verilemeyeceğine göre içindekileri de aranıza paylaşın. bunda vicdan azabı çekecek birşey yok ki.

zaten @bryan fury'nin dediği gibi bunlar promosyon için yapılmış. dağıtılmak için. kimsenin para ödeyip satın aldığı, hakkı olan bir maddeyi bilerek almış değilsiniz.
0
mea maxima culpa
(20.10.08)
tam olarak alakalı mı bilemedim ama , 2 sene önce bi pastaneden 2 tane poğaça alıp tüm para vermiştim. adam da sonra ver bozuk yok yigenim demişti. 2 senedir belli aralıklarla ama sık sık aklıma geliyordu,bugün verdim de üstümden büyük bi yük kalktı :)

bence boşver, hiç bulaşma. alırsan belki ilerde çok pişman olursun ama almazsan 1 gün sonra unutuverirsin :)
0
brkylmz
(20.10.08)
(5)

kitap çıkarmak için gereken program

demlikposet
arkadaşlar bir kitap çıkarmayı planlıyoruz kör topal gidiyor işlemler amametinleri resimleri artık bir şablona oturtup sayfa üzerinde görmemiz gerekiyorbunun için özel olarak kullanılan bir program var mı?(ha bunu bilmeden nasıl kitap çıkarıcan diyenlere ben 6 yaşından beri kitap mı çıkarıyorum ulen
arkadaşlar bir kitap çıkarmayı planlıyoruz kör topal gidiyor işlemler ama
metinleri resimleri artık bir şablona oturtup sayfa üzerinde görmemiz gerekiyor

bunun için özel olarak kullanılan bir program var mı?

(ha bunu bilmeden nasıl kitap çıkarıcan diyenlere ben 6 yaşından beri kitap mı çıkarıyorum ulen derim)
0
demlikposet
(20.10.08)
profesyonel programlar olabilir ama word yeterlidir diye biliyorum. kaçımız word'ü bütün fonksiyonları ile kullanabiliyor ki?
0
mea maxima culpa
(20.10.08)
quarkxpress candır, mizanpaj sayfa hizalama ve coğu word özellikleri
0
efruz
(20.10.08)
Niyetiniz yoktur ama ben yine de uyarayim. Sakin Word'u kullanmayin. 60-80 sayfalik bir odev vermeye calistik biz zamaninda, az daha akil sagligimizdan oluyorduk.
0
wpi
(20.10.08)
word'un nesi varmış? tamam profesyonel değil ama ben kendi tezim dahil yüzlerce sayfalık kaç tane tez yazdım, sonra yine kitap çıkartan arkadaşım oldu.

60-80 sayfa ödev ne alaka?
0
mea maxima culpa
(20.10.08)
Word, sayfa sayısı arttıkça delirtiyor insanı. Kendi kafasına göre takılıyor. Zaten kitap gibi bir durum söz konusuysa Adobe InDesign ya da efruz'un dediği gibi QuarkXpress kullanmak lazım. Illustrator, Freehand gibi programlar da yardımcı olarak kullanılabilir. Ama bunu yapan kişinin de bu programlara ve baskı ortamlarına az biraz hakim olması faydalıdır tabi.
0
arche
(20.10.08)
(7)

Kronik Şizofreni tanısı olan anneme engelli belgesi..?

vita vinum est
Şimdi şöyle bi şey var,Öncelikle şu duyuruda ele almıştık bu konuyu (git: 40766).İBB Bursu kazandım. Annemi engelli olarak göstermiştim.. Ki zaten kendisi zihinsel olarak engelli, çünkü kronik şizofrendir ve beyin fonksiyonlarının çoğunu kullanamaz haldedir (ne yazık ki.. ve ne yazık ki bu tip şeyle
Şimdi şöyle bi şey var,

Öncelikle şu duyuruda ele almıştık bu konuyu (git: 40766).

İBB Bursu kazandım. Annemi engelli olarak göstermiştim.. Ki zaten kendisi zihinsel olarak engelli, çünkü kronik şizofrendir ve beyin fonksiyonlarının çoğunu kullanamaz haldedir (ne yazık ki.. ve ne yazık ki bu tip şeyleri resmi evraklarla kanıtlamak zorunda bırakılmak daha acı bir olay.. neyse.)

Benden istenen belge şu:

- Engelli Belgesi (Anne)

Şimdi şeker arkadaşlar, ben bu belgeyi nerden alacağım allasen? Kadın zaten şizofren ve hiçbir şekilde doktora gitmiyor. Doktora götürdüğümüz anda acil'e kaldırıyorlar zaten.. Öyle bir halde yani. Tutup annemi doktora götürüp "yeni tarihli" bir rapor alamam. Zaten benden istedikleri şey resmi "engelli belgesi" diye bi şey. Bende "Kronik Şizofreni" tanısı içeren bi rapor ve annemin aldığı ilaçları listeleyip hastalığını belirten 2 çeşit belge var.

Annemin kronik şizofreni olduğunu belirten HEYET RAPORU, onun aynı zamanda zihinsel engelli olduğunu da ispatlamaz mı? Engelli belgesi dedikleri şeyde %40 engellidir falan yazar çünkü.. Ama o oran olayı fiziksel engelliler için var sanırım. Bu tamamen zihinsel bir rahatsızlık. Nasıl olacak bu iş? Ben anneme şimdi hastaneden belge alamam çünkü gitsem diyecekler ki, getir önce bi bakalım durumuna..

Özetliyorum:

Elimde sadece onun KRONİK ŞİZOFRENİ olduğuna dair heyet raporu ve onun son hastaneye yatışında, ona verilen ilaçların yer aldığı ve "şizofrendir" ibaresinin geçtiği 2 tane resmi rapor var. Bu raporları ENGELLİ BELGESİ diye versem bana arıza çıkartırlar mı? Çünkü bi sorun çıkartırlarsa çok sinirlenicem, o memurun kafasını s.kicem o yüzden diyorum yani.

Bi yardım edin, yol yöntem gösterin, nasıl olacak bu ENGELLİ BELGESİ?

Teşekkürler efem.
0
vita vinum est
(19.10.08)
evrak teslim noktasına gidip elinizdeki raporu bi gösterin bence. belki onu kabul ederler ve sizi uğraştırmazlar. "yok bu olmaz" derlerse nerden nası alacağınızı da söylerler herhalde. çünkü her yıl binlerce kişiden evrak topluyorlar. illa ki benzer durumlar olmuştur.
0
cruor
(19.10.08)
Ben de öyle düşündüm. Gidip diğer istenilen 6 belgeyle birlikte annemin şizofreni raporunu ve (tedbiren de olsa) ilaçlarının falan yazılı olduğu belgeleri göstereceğim. Memur belki olayı anlamayabilir.. "İyi de bu sağlık raporu, biz engelli belgesi istedik" diyebilir. Biraz izah etmeye çalışacağım, yine anlamazsa delirebilirim işte ondan korkuyorum.
0
🌸vita vinum est
(19.10.08)
Hukuki ehliyetinin bulunmadığına dair rapor alabilirsiniz. Kronik şizofreni gibi psikotik bozukluklarda kişinin hukuki ehliyeti bulunmamaktadır.
0
hlathguth
(19.10.08)
Ama iste olay hukuki ehliyet/calisip calisamama durumuyla ilgili degil. ENGELLI OLDUGU ICIN CALISAMIYOR OLDUGU ile ilgili. Yani annemin engelli oldugunu ispatlamam gerekiyor, hukuki ehliyetinin olup olmamasi mevzubahis degil.

Bu sizofreni ne lanet bir hastaliktir arkadas ya.. Anlatsan anlamiyorlar, normal bir hastalik gibi degerlendiriyorlar.. Simdi sabahleyin gidip sosyal hizmetler mudurlugundeki memura diyecegim ki, abicim bak goruyorsun kendisi sizofren ve bu bir zihinsel engeldir.. Benden illa "git engellidir belgesi getir, bu raporu kabul edemem" gibi seyler isteyecek. Sonra gel de cildirma ya.

Anlamiyorlar anasini satiym. Bugune kadar su hastaligi kimseye tam olarak anlatamadik zaten.

Tanri kimseye vermesin.
0
🌸vita vinum est
(19.10.08)
öncelikle Allah yardımcınız olsun diyorum. annenizin durumu "kronik" ise bu hastalık kalıcıdır, ve iyileşmesi imkansız demektir bu. başka türlü olsa zaman zaman kontrol edilerek iyilelşip iyileşmediğine bakılır. böyle bir hastayı durmadan doktora oraya buraya götüremezsiniz ki? bunu anlamaları lazım. kronik tanısı bir kez konulur.
0
mea maxima culpa
(20.10.08)
Ben de hep anlamalarini umdum ama iste diyorum ya anlamiyorlar. Sizofreni konusunda cok sey bilmelerini beklemiyorum, cunku bu hastalik ancak yasanarak ogrenilebiliyor, ben bugune kadar bunu gordum. Ama anlatinca da dinleseler, tamam kardesim biz seni ugrastirmayalim falan deseler keske.. Bu hastaligi grip gibi bir sey zannediyorlar sanirim. :) Gecer mecer saniyorlar. Degisik isler iste, neyse.

Sagolun iyi dilekleriniz icin.
0
🌸vita vinum est
(20.10.08)
Muhtarliga sordum, engelli belgesi olarak raporu kullanacaksin dediler. Yani boyle bir durum yasayaniniz varsa olay boyle istiyormus. Kaymakamliktaki memurlar da boyle dedi ayrica.. Haberiniz olsun.
0
🌸vita vinum est
(20.10.08)
(6)

kedi ve yeni ortam

forumtrak
Kurban bayramı için 10 günlük ailemin yanına gideceğim ve yanımda kedimi de getirmek durumundayım, ne yazık ki annem kedilerden pek haz etmez (kendileri uzaktan severim tribinde) neyse neden sevmediğini sorduğumda, koltukları tırmalar, perdeleri yırtar cevabını aldım. Perde konusunda bir şey yapacağ
Kurban bayramı için 10 günlük ailemin yanına gideceğim ve yanımda kedimi de getirmek durumundayım, ne yazık ki annem kedilerden pek haz etmez (kendileri uzaktan severim tribinde) neyse neden sevmediğini sorduğumda, koltukları tırmalar, perdeleri yırtar cevabını aldım. Perde konusunda bir şey yapacağını sanmıyorum ama itiraf etmeliyim ki koltuk tırmalamaktan gayet hoşlanmakta. Başka bir sorun olarak kedim ne kadar tok olursa olsun, birisi yemek yerken yemek yiyen şahısı hiç rahat bırakmaz illa yemeğin tadına bakmak ister adeta insanı çıldırtır. birde kurban bayramı olduğu için ilk gün et onarma olayı eve hakim olacak ve doğal olarak kediciğim sırf fantezi için koparabildiğini koparmaya çalışacak ve anacığımı taciz edecek
Sonuç olarak
1)Kedimi insanların yemeklerine karışmamasını nasıl ikna edebilirim, çünkü yemek masasına oturmuşken masaya atlayan bir kediye annemin vereceği tepkiyi düşünmek bile istemiyorum.
2)Koltukları tırnaklama olayından vazgeçirmek mümkün müdür?
NOT:Bu sorunları aşabilmemiz için kurban bayramına kadar sürem var ,yardımcı olacaksa kedimin türü Maine Coon ve 9 aylık
0
forumtrak
(19.10.08)
7 yıldır kedi beslerim, kediler hakkında bildiğim bişey varsa huylarından vazgeçmemeleri. ben de kedi besleme tecrübesi olan bir arkadaş bulmanı tavsiye ederim.
0
robin crusoe
(19.10.08)
1) kedim limon kolonyasindan nefret edior. annem de kedimin yemek masasina cikmasindan. o yuzden yemege otururken mutlaka yanımda sprey limon kolonyasi oluyor. bi iki pıst pıst yaptim mi ortami terkediyor. bir deneyin isterseniz.
2) kediler alıskanlıklarindan vazgecmezler. sizleri alıskanlıklarinizdan vazgecirirler hatta. o yuzden bence tırmalama olayina en iyi cözüm tırnaklarını kısaltmak. ancak bunu cok dikkatli ve kediler icin olan tırnak makasları ile yapmak gerekiyor. öperim kendisinin patişlerinden :)
0
palyacopapi
(19.10.08)
2) kediler için özel tırnak makasları var onlarla tırnaklarını keserseniz tırmalama problemi olmaz.
0
chavezding
(19.10.08)
bence kediyi bayramda yanında götürme. benim hayat felsefeme ve tecrübelerime göre kedi kendi evinden çıkmaması gereken bir canlıdır.
kediyi evde bırak, bol bol yemek koy. tuvaletini banyoya koy. bir arkadaşın 3-4 günde bir gelsin yemekler tazelesin.
sadece kedinin oturacağı odayı açık bırak, diğer odalar kapalı kalsın.
sen eve dönünce kısa bir süre trip yapar ama geçer kısa sürede.
ben seyahate çıkarken böyle yapıyorum. eskiden tek kedim vardı, şimdi iki. gayet memnunum. her seferinde kediyi yüklenseydim terbiyesi iyice bozulurdu.

kurban bayramına annenlere götürme düşünceni düşününce korktum valla. düşnsene bayram, eve bi sürü insan girip çıkıcak. kedi hadi annenlere alışsa gelip gidenden çok rahatsız olur. benimkiler kapı çalındığında bile korkuyorlar kimi zaman banyoya saklanıyorlar. sonra maazallah gelen giden kapı açık kalır, pencere açık kalır. kaçar maçar.

evde bırak kediyi. bak et met hikayeleri de varmış, niye kediye ve annene işkence ediyorsun. annen kediyi gelsin senin evinde sevsin. o zaman sever onu belki. şimdi sevmicek kızacak.

sorularına da cevap vereyim, kedinin davranışları zor değişir. koltuk tırmalama huyundan ne yaptıysam vazgeçmedi. şimdi koltuk kenarları perişan, üzerinde örtü var.
0
mea maxima culpa
(19.10.08)
@mea maxima culpa, ailemle farklı şehirlerde yaşıyoruz ve bayramda kedimi kontrol edecek arkadaşım kalmayacak (Pendik). Öte yandan sadece bu tatil için değil yaz tatili olayı geldiğinde kedimin ve annemin birbirlerine alışmasını istiyorum. Ne kadar erken tanışırlarsa o kadar iyi değil mi? Get off adlı sprey akla yatkın geldi, koltuklara sıkarsam oraları tırmalayacağını sanmıyorum ki bunu bayrama kadar deneyeceğim zaten :)Bayramda gelen giden olayında tamamen haklısın ama kendisinin korkacağını sanmıyorum bizzat gelenlere terör estirecektir bunuda misafir gelince ikimizin başka bir odada kalarak aşmamamız mümkün değil midir?. Aklına başka bir çözüm yolu geliyorsa yazarsan çok sevinirim.
0
🌸forumtrak
(19.10.08)
@forumtrak, ben yine de annen kediyi kendi ortamında görsün derim. annenin bayram için temizlediği evinde, hele ki kedinin masaya çıkma huyu varsa iyi hatıralar olmaz. kedilerden hoşlanmayan insanların yanında kediler de huzursuz olur ve ters hareketler yapabilir.

hele hele et kesilirken kedin oraya gelecek ve kan çıkacak diye düşünüyorum. planlarını iyice gözden geçirsen. sen ay ne şirin fantazi yapıyor kedi diye düşünürken annen sinir krizi geçirebilir orda.

kedini bırakabileceğin veteriner veya bir arkadaşın yok mudur? benim evim yakın olsa ben uğrayayım dicem ama ne yazık ki değil.

cins kedim var deme öyle, maine coon yok türkiye'de bu arada :)
0
mea maxima culpa
(20.10.08)
(10)

olmem yakin midir?

twodimensionprism
sayin tipcilar ve de benim kaynimda da vardi insanlari,son zamanlarda durup dururken beynim yerinden ziplayip, gozlerim bir an odagini kaybedip aptalliyorum ve gozlerimin kararmasi da bonus olabiliyor. agzimdan kopukler sacarak olmem yakin midir? yoksa yogun stres (bok pusur degil ciddi ve de yukl
sayin tipcilar ve de benim kaynimda da vardi insanlari,

son zamanlarda durup dururken beynim yerinden ziplayip, gozlerim bir an odagini kaybedip aptalliyorum ve gozlerimin kararmasi da bonus olabiliyor. agzimdan kopukler sacarak olmem yakin midir? yoksa yogun stres (bok pusur degil ciddi ve de yuklu stres) bunun sebebi olabilir mi? olabilirse nasil kurtulunabilir?
0
twodimensionprism
(18.10.08)
stres ve yorgunluk bir suru garip durum yaratabiliyor ama yine de gidin doktora bir tomografi cektirin iciniz rahatlasin
0
ermanen
(18.10.08)
tez zamanda bir beyin mr'i çektir.
0
goodbyecruelworld
(18.10.08)
an itibariyle saglik karnem olmadigini belirtmeyi unuttum
0
🌸twodimensionprism
(18.10.08)
stresten oluyor sanırım. vitaminmiş neymiş ihmal etme, yürüyüş yap beyin okşijen alsın.

türk flminde yaşıyor olsaydın ölümün yakın olduğu için güzel bir kız, yakışıklı bir genç seni teselli etmek için evlenirdi, ne güzel olurdu.
0
mea maxima culpa
(18.10.08)
mea haklı. oksijen çok önemli. sigara kullanıyorsan kullanma ve içilen yerde de kesinlikle durma.. sabah yürüyüşlerine çık. bol bol su iç. taze meyve sebze tüket.

ama beyin mr'ini mutlaka cektir.
0
goodbyecruelworld
(18.10.08)
strese biraz ara ver. tatile filan çık
0
2day2die
(19.10.08)
uykusuz kalma, beslenmene ve uykuna dikkat et, sigara alkol vs püsür varsa minumuma indir. para bulduğun ilk dakikada doktora git. geçmiş olsun.
0
betty puf puf
(19.10.08)
agzindan kopukler sacarak olebilirsin, doktora gorun.
0
lejant
(19.10.08)
beyin şakaya gelmez hocam, doktor en iyisi.
0
robin crusoe
(19.10.08)
aşırı stres, aniden gelen kriz ve ölmekten söz etmenizi göz önünde bulundurursak derdiniz panik atak olabilir. ama bundan önce fiziksel bir hastalık olup olmadığı anlamak için bazı kan ve tiroid testleri yaptırmanız lazım. bunlar temiz çıkarsa psikolojik bir sorun olduğu düşünülebilir. mutlaka bir doktora görünmelisiniz. önce bir dahiliyeciye gitmek ve onun isteyeceği testleri yaptırmak iyi olacaktır. sağlık karneniz yoksa da bir sağlık ocağına ya da eğer kadınsanız ücretsiz sağlık hizmeti verilen kadın ve aile sağlığı merkezlerine ((bkz: kadin ve aile sagligi merkezi )* gidebilirsiniz.

*bu merkezlerin ücretsiz olduğunu duydum ama prosedürü bilmiyorum, tedavi değil yalnız teşhis konusunda hizmet veriyor sanırım.
0
zen spider
(20.10.08)
(12)

Film tavsiyesi istiyorum ben de izninizle,

uz
Şunları seviyorum mesela,Cassandras DreamThe Big NothingLittle Miss SunshineIn BrugesSix Shooter...Çok alakalı filmler değil ama böyle büyük hikayeleri olmayan, küçük insanlar küçük hikayeler anlatan filmlere bayılıyorum, kendimi buluyorum onlarda.
Şunları seviyorum mesela,

Cassandras Dream
The Big Nothing
Little Miss Sunshine
In Bruges
Six Shooter
...

Çok alakalı filmler değil ama böyle büyük hikayeleri olmayan, küçük insanlar küçük hikayeler anlatan filmlere bayılıyorum, kendimi buluyorum onlarda.
0
uz
(18.10.08)
(bkz: the truman show)
(bkz: elizabethtown)
(bkz: the number 23)

ilk aklıma gelenler bunlar oldu, izlemediysen bunlar iyidir bence.
0
rectoa
(18.10.08)
ravioli
(18.10.08)
küçük insanlar küçük hikayeler.
(bkz: magnolia)
0
insanimsi
(18.10.08)
(bkz: the straight story) adı gibi straight ama beklenmedik şekilde bir Lynch filmi. İzle pişman olmazsın.
0
sui
(18.10.08)
(bkz: lost in translation)
(bkz: miss potter)
(bkz: the mighty)
(bkz: frozen) (shirley henderson'in oynadigi)
(bkz: la femme de gilles)
(bkz: hours)
(bkz: i am sam)
(bkz: forrest gump) (bu son ikisini seyretmemis olamazsin ama yazayim yine de)
(bkz: shallow grave)
(bkz: rory o'shea was here)
(bkz: abandon)

neyse cok oldu bunlar hosuna giderse dahasini dusunurum :) ayrica yukarida belirtilmis elizabethtown ve high fidelity'nin de tekrar altini cizayim.
0
twodimensionprism
(18.10.08)
0
mea maxima culpa
(18.10.08)
urga
into the wild
eternity and a day
fried green tomatoes
0
goodbyecruelworld
(18.10.08)
geldiler
(19.10.08)
shane meadows filmlerini de izleyebilirsin.
0
cgcore
(19.10.08)
big fish tam senlik.
0
chaud
(19.10.08)
(bkz: garden state)
0
baal
(19.10.08)
station agent izle. tam senlikmiş.
0
goldenwand
(19.10.08)
(32)

Bekar evi temizliği

ataturkiye
Arkadaşlar merhaba!Afyonkarahisar'da yaşayan bekar/öğrenci/işsiz/freelance bir bayım. Geçen sene haziran ayında asrın hatasını yapıp evi arkadaşlara emanet ettim. Evime döndüğümde karşılaştığım manzara şu idi.* 4 aylık biriken çöp* 4 aydır yıkanmayan bulaşıklar* Kırılan salon camı* Kırık camdan içer
Arkadaşlar merhaba!

Afyonkarahisar'da yaşayan bekar/öğrenci/işsiz/freelance bir bayım. Geçen sene haziran ayında asrın hatasını yapıp evi arkadaşlara emanet ettim. Evime döndüğümde karşılaştığım manzara şu idi.

* 4 aylık biriken çöp
* 4 aydır yıkanmayan bulaşıklar
* Kırılan salon camı
* Kırık camdan içeri dalan sokak kedileri
* Kediler tarafından haşamat edilen bütün eşyalar
* Rutubet tutan duvarlar
* Kısacası çöp evden öte rezillikte bir ev

Şimdilik yaptığım tek şey adam tutup bütün evi boyatmak oldu. Ancak evin bütün pisliği olduğu gibi duruyor ve bu beni oldukça geriyor. Evime girmek istemiyorum, ciddi manada psikolojim bozuldu.

Her eve girdiğimde evin o halini görmekten beynim duruyor. Nereden başlayayım ne yapayım en ufak fikirlerim bile uçup gidiyor.

Şimdi yapabileceğim şunlar var (Bütçe ve diğer detaylar parantez içinde analiz edilecektir - Detay 2 Çamaşır makinam yok)

* Halıları yıkamacıya vermek (Bulunduğum ilde halıların metrekaresi 3 liraya yıkanıyor. 8 m2 ve 6 m2 büyük olmak üzere sayısız küçük halım var. Sadece büyük halılar 40 liranın üzerinde masraf yapıyor)
* Perdeleri yıkamacıya vermek ( En az 2 benim hesabımca 3 makina kapatır perdelerim. Bu da makina başından 5x3=15 lira eder ki perdelerimden de memnun değilim aslında)
* Eve temizlikci kadın almak (ortalama 50 lira bu da ki kadının işini iyi yapmayacağını, yalap şalap ortalığı sildikten sonra gideceğine adım gibi eminim.)

Bu gibi temizlik çalışmaları malzeme vs ile beraber 150 lirayı buluyor.

Şimdilik bütçem çok iyi değil (Aslında iyi de 150 lira lan!? O para cebimden çıkacağına canım çıksın daha iyi). Sizlerin fikirlerini de dinlemek istiyorum. Geyik de olsa cevap yazabilirsiniz çünkü bazen geyik fikirlerden iyi şeyler çıkabiliyor.

Hepinize şimdiden teşekkürler (acıyın lan bana!)

Gelişmeler ve sonuç:

* Kırılan camı taktırdım
* Evi boyattım
* Perdeler yıkandı ve temizlendi
* Halılar yıkandı ve temizlendi (henüz elime geçmediler)
* 4 kişilik temizlik ekibi (2 bayan + 1 bay + 1 ben) tarafından 5 saatlik bir ugraşla ev adam edildi.
* Evden 10 jumbo boy çöp torbası çöp çıktı (lan bildiğin ümraniye çöplüğü olmuş işte)
* Cepten 150 lira buharlaştı!
* 150 lirayı yerine koymak için artık ben evlere temizliğe gidiyorum.

Teşekkürler Türkiye! Teşekkürler Sözlük! :)
0
ataturkiye
(18.10.08)
ben olsam arkadaşların kulaklarından tutup "temizleyin lan sıçtığınız boku" derdim.
0
vincenzo
(18.10.08)
@ataturkiye valla istanbul'da yakın bir yerde olsan üşenmez gelirdim, öyle üzüldüm yani.

aklıma gelenleri yazayım. acaba komşularla aran iyi mi? iyi değilse bile perdelerini çamaşır makinelerinde yıkamalarını rica edebilir misin?

hadi o olmadı diyelim. banyoda küvet var mı? çamaşır makinesi denen şey yeni biliyorsun, annelerimiz hala sıklıkla küvete basar perdeleri. birkaç su yıkarsın. mis gibi olur. sana deterjan ve temizleyici tavsiye ederiz.

halıları yıkatamayacağına göre iş başa düşüyor. silebiliyorsan sil.

yok olmadı. marketten elektrikli süpürgeler için olan halı deterjanı al. hani köpürtüyorsun sonra kuruduktan sonra süpürüyorsun.

kedilerin tırmaladıklarına çare yok. ama mesela koltuk kenarlarına filan örtü örtebilirsin. benim oturma odamda koltuk kenarları perişan. annem evinden örtü getirdi. mis gibi görünüyor.
0
mea maxima culpa
(18.10.08)
"bu olmadan da yaşarım" diyebileceğin eşyaları at kurtul. sonra bir nalbura git, yirmi tane filan moloz çuvalı al. evde kalan çöpleri filan doldur onlara, at çöpe. gözünün önündeki alan ferahlayınca daha iyi düşünürsün.
0
gerrain
(18.10.08)
@vicenzo arkadaşlarım farklı ildeler. Zaten yakalasam değil kulaklarından çekmek, saddam işkenceleri uygulayacağım.

@mea maxima culpa eksik olma düşünmen yeter.

Komşularla aram nasıl bilmiyorum. Çünkü ne zaman beni görseler yüzlerini çeviriyorlar. Malum bekarız ve burası Afyon :). Banyoda küvetim yok. Öyle ilkel bir evde yaşıyorum. Aslında çıkabilirdim de şimdiden bin liraya yakın masrafım oldu. Keşke önceden düşünseydim. Halılar silinebilir gibi değil, mümkün mertebe yıkanmalı. Kediler ise sadece mundarlıktan canımı sıkıyorlar. Yoksa kirden başka zararları olmamış hayvanların. Ama o tüylerini gördükçe midem kalkıyor.

@gerrain hocam öyle yapacağım. Yoksa kadın da girmez eve.
0
🌸ataturkiye
(18.10.08)
bence komşular seçeneğini kullanmak iyi fikir. sonuçta bunlar anadolu insanı. yardım ederler diye düşünüyorum.

peki okuldan arkadaşın yok mu? ailesi ile birlikte veya öğrenci evinde kalan. perdeleri götürebilirsin belki yıkanmaya.

hiç mi elini değmedin, elektrik süpürgesi de mi yok?

anneni veya ablanı çağırsan. yardım etseler? ehehhe. yol parası çok tutar o zaman.
0
mea maxima culpa
(18.10.08)
@mea maxima culpa valla komşular çamaşır fikrine gelmezler bence. Ama arkadaş olabilir gibime geliyor. Gerçi olsa da ben yaptırmam. 15 lira için gidip al yıka şunu diyemem, ayıptır. Elektrik süpürgesi var lakin evi gördüğünde o da kaçacaktır büyük ihtimalle :)

@scp insan değillerdi zaten merak etme. Bi ton da borç bırakmış bilmemneler.
0
🌸ataturkiye
(18.10.08)
ama, ama... bütün önerilerimizi de beğenmiyorsun. napalım. :(
komşu yok, kuvet yok, arkadaş yok, yıkatmak yok, süperge ile süpürmek yok, kadın hele hiç çağırmam diyorsun peki ne var :))

ben afyonda oturuyorum gelip temizleyeyim yazacak birilerini mi? zor valla.

bence öncelikle kalın bir bulaşık eldiveni al. çamaşır suyu ile mutfaktan temizliğe başla.
0
mea maxima culpa
(18.10.08)
esnafina ne dersin bilmem cunku heryerde ogrenciyi zikmek adettendir ama afyonun halki iyidir hacim, samimi bi sekilde derdini anlat mahalledekilere kisa zamanda herseyine kendi isleri gibi kosarlar
0
muslum tangoze
(18.10.08)
@mea maxima culpa çaresiz kalmasam duyuruyu niye işgal edeyim :) yine de teşekkürler o kadar düşündün.

@muslum tangoze yardım edeceklerdir elbette ama senin de dediğin gibi yine işim esnaflarla. Onlar da götümüzü kolluyorlar afedersin. Sanırım bu gidişle zevk almayı öğreneceğiz.
0
🌸ataturkiye
(18.10.08)
şimdi yavrum bu amcalarını teyzelerini dinle herkes güzel yazmış. önce çöplerini at. akabinde bulaşığa gir. akabinde yerleri süpür. eline bez ve temizleyici alıyorsun ve yerleri siliyorsun. bu kabaca rahatlatır seni. sonra yıkatma işleri için çözümler buluyorsun arkadaş komşu vs. tembelsen para çözer. paran yoksa sen çözeceksin. seçimini yap.
0
cha
(18.10.08)
E topla arkadaslarini yardim etsinler temizlige?

Onlar yok artik diyorsan, bence kadin tut, basinda da bekle, sunu sunu yap diye, para veriyorsun sonucta...
0
ermanen
(18.10.08)
hmm herkes topuk yapmışsa
önce herkesin de dediği gibi çöpleri atman lazım, seve seve atacaksın valla. hatta toplarken küfür de et rahatlarsın. benim evi benim başkasının hatası yüzünden su basmıştı, ahşap döşemelerin altından suyu süngerle çekmiştim küfür ede ede.
camı taktır, kırık görürsen moralin bozulur :)
evi her fırsatta havalandır, pencereyi, kapıyı, bacayı her yeri aç. boyatmışsın zaten koku daha çabuk kaybolur.
nalburdan büyük paspas al 3-5 lira bişey (okulda koridor silinen paspaslar varya, viledanın hayvani boyutu)birde kazan yada leğene sabunlu su doldur yerleri bolbol onunla sil, kedi çişinin kokusu zehir gibi valla, çıkmaz.
halıları otoyıkamacıya versen, sende işin ucundan tutup iki fırca sallasan 10-20 liraya halledersin sanırım.
perdeler konusunda komşulardan hayır gelmezse çamaşır makinası olan başka bir arkadaşında yıkatabilirsin, alırsın bir paket omo attırırsın makinaya (herhalde diğer arkadaşlarından daha normal arkadaşın da vardır :)
istanbul'da olsan valla bizim tayfayı toplar gelirdim.
0
vincenzo
(18.10.08)
bi arkadasınız varsa onu çağırın, açın son ses müzik başlayın gerrain'in dediği gibi kullanılmayacak durumda olanları atmaya. yalnız da yapabilirsiniz de arkadasla hem daha zevkli olur hem de daha hızlı biter. temizliğin ilk günü kaldıgınız odayı ve mutfagı mutlaka temizleyin en azından kendinize yaşam alanı oluşturun. halıları yıkayabileceğiniz bi yer varsa kendiniz yıkayın, böle geniş bi balkon falan varsa ideal.
0
light beam
(18.10.08)
o arkadaşlarının tekrar gelme ihtimali varsa hiç uğraşma.
0
cruor
(18.10.08)
arkadaşım, bu tarif ettiğin çöp eve boya yapan hangi ustaysa, onunla bir görüş bence. sana en iyi fikri o verecektir. (bu arada adama benim için sor allahaşkına, nasıl boya yapmış öyle bir evde. o evde boya yapabilen usta senin derdine çare olacak adamdır diyorum, kolaylıklar diliyorum ve "iyilikten maraz doğar" atasözümüzü de hatırlatmak istiyorum.
0
atlantis
(18.10.08)
buna benzer bir olaya arkadaşımın kuzeni (ki benim de arkadaşım olur; lafı niye uzattıysam) ev değiştirerek çözüm bulmuştu. sonradan duyduk ev sahibi de evi satmış, o derece kötü bırakmışlardı ipneler. : )
0
sabit mesnet
(18.10.08)
ben olsam önce kendi yaşadığım odayı temizler, atabildiklerimi atar, kendime minimal bi yaşam ortamı kurardım. mutfak banyo gibi zorunlu yerleri de tahammü edilebilir bi seviyeye çektikten sonra arada bir boş günümde yavaş yavaş tırtıklardım. eldiven, cif, tuz ruhu alıp banyo ve mutfağa girişirdim. diğer odaları kapatır iki gün dinlenirdim. öyle öyle hallolur yavaştan.

bulunduğunuz yerdeki arkadaş miktarı ve ortamınızı bilemiyorum ama bikaç yıllık okul arkadaşları mevcutsa bence yardım al. özellikle delikanlı kız arkadaşlar varsa ev temizlemekten tuhaf bi haz alıyorlar. kesin yardım ederler.
0
geldiler
(19.10.08)
emlakçıya bi kaç kuruş rüşvet ver ve evi sat, sırt çantanı al ve git.
0
betty puf puf
(19.10.08)
Arkadaşlarından söke söke yaptığın masrafların parasını alman lazım en azından salon camının.Bilmiyorum kiraya mı verdin onlara ama bu yine de iyi niyeti suistimal etmek.
0
chaud
(19.10.08)
valla bu kadar pis bir evde oldugunu soyluyorsun ve cebimden 150 lira cıkacagına canım cıksın diyorsun. o zaman sen orda o sekilde yasayabilirsin bence. gerekirse yemek bile yemeyip o evi adam etmeye ugrasırdım ben. sonucta orda yasayacaksın. ayrıca camı kırık bi yerde nası uyuyosun ki?

bi kere kesinlikle temizlikçi kadın çağır. kendin çöpleri at camı taktır kedilerinle ilgilen pisliklerini temizle. daha sonra iki gün temizlikçi kadın al. bi de işe ihtiyacı olan oyle naz yapmayacak kaytarmayacak birini bul ki başında bekleyip istediklerini yaptırabilesin. temizlikçi kadın tek çare. ha bi de çamaşır makinesi ikinci el de olsa spot da olsa bir tane edin bence. elzem bişey yani. çamaşır makinesiz olmaz ozellikle kucuk bi yerde yasıyosun ve laundry diye bi konsept yok turkiyede.
0
likeinme
(19.10.08)
Fikir ve önerileriniz için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum arkadaşlar. Gelişmeleri yazayım hepiniz bilin :)

1- Camı geldiğim ilk gün taktırdım, lakin kırıkları vs yerde duruyor.
2- Çöplerin büyük bir kısmını kaldırdım.
3- Bulaşıkları da 2. gün yıkamıştım. Lakin elimi de yaktığım için diğer işlere fazla bulaşamıyorum. (git: 42639)
4- Halıları ve perdeleri az sonra yıkamacıya vereceğim.
0
🌸ataturkiye
(19.10.08)
yemek pişirmeye yarayanlar hariç tüm bulaşığı bir çuvala doldurup at. zira dezenfekte için vereceğin para muhtemelen yenisini almakla aynıya çıkar ki yenisini de alma, kağıt tabak bardak kullan, bir daha bulaşık derdin de olmaz. koltuklar için ve kedi için yapılabilecek en iyi şey deterjanlı suyla iyi bi silmek. halıları da önce bir silkele, ama komşular görmesin diye de gece yap bu işi kendini rezil etmenin alemi yok. neyse, çöplerini at. sonra da çöpten ve bulaşıktan arınmış evine, ailesiyle yaşayan bir kız arkadaşını çağır. alsın halı yıkama makinesini gelsin. bak, biz beş kız birleşip temizlik yaptık senin evden beter bir evi bir saatte anne evine döndürdük.
0
zipirinsan
(19.10.08)
bi temizlik şirketiyle anlaşsan evi baştan aşa kaldırıp temizleseler (çok mu abardım bilmiyorum)
0
buffy de vampir sayilir
(19.10.08)
@atatürkiye öncelikle bir bulaşık eldiveni al. öyle sıcak suya el sokulur mu? ki anlaşılıyor ki daha önceden hiç temizlik yapmamışsın.

yazdıkların beni çok etkiledi ya. hadi halılara, perdelere dokunmamışsın. insan bir cam kırıklarını süpürge faraş temizler. çöpleri atar. cam kırıkları ve çöplerle oturulup sonra ekşi duyuru okunur mu arkadaşım?

hatta birazdan arkadaşlar cam kırıkları ayağımı kesti? niye acaba diye yazarsın mısın?

yakındır meşe odunu ile afyona gelmem. :))
0
mea maxima culpa
(20.10.08)
@mea maxima culpa gelişmeleri yazmıştım yahu okumadın mı :) Cam sorunu filan ilk günden halledildi, bulaşıklar 2. gün. Çöpler büyük oranda toplandı. Ben durum değerlendirmesi için onları da bilgi niyetine sunmuştum :)
0
🌸ataturkiye
(20.10.08)
ay şimdi bayılacam. cam taktırmışsın ama yerde cam kırıkları var ve çöplerin de bir kısmı duruyor diyorsun. niye atmıyorsun ki onları. at çöplerin hepsini.
0
mea maxima culpa
(20.10.08)
tüm musluklaır aç, lavoboları tıka, kapıları da açık bırak, 5 saate evde pislik namına bir şey kalırsa buraya yaz.
0
24 saat uyuyan adam
(20.10.08)
önce çöpleri iyice topla bulaşıkları önem sırasıyla yıka kırılan camın pencersine tahta çak veya seloteyp bağla sonra camcıları gez duvarlar için bir badana çek
0
submariner
(20.10.08)
ay şimdi bayılazaam. vallahi bayılazaam. yahu süpür yerleri cam kırıkları diyor hala ya. can krıkları şarkısını aç onu dinle boyna. of daraldım.
0
cha
(21.10.08)
Gelişmeler ve sonuç ilk mesajda :)
0
🌸ataturkiye
(21.10.08)
@ataturkiye büyük geçmiş olsun. temizliğe gelenlere bravo diyorum. bak gerçek arkadaş bunlar.
inşallah bir yerlerden eline bir para geçer de zararın karşılanır.

onun dışında evinde kalan insan görünümündeki hayvansılara (bak hayvan bile demiyorum. hayvan dediğin yattığı yeri temiz tutar, arkadaşına zarar vermez.) ettiğimiz beddualar onları bulur inşallah. şu an elimizden bişi gelmiyor çünkü

yav hani kirletmişler, çöpleri de mi atmamışlar? nasıl birer hayvansı bunlar ya?
0
mea maxima culpa
(21.10.08)
@mea maxima culpa Valla gerçek arkadaştan ziyade profesyonel temizlikçilerdi. 40 kağıdımı iç ettiler :)

beddualar tutar inşallah :) eksik olma.
0
🌸ataturkiye
(21.10.08)
(6)

avrupa yakası -volkan-sibel can

sosistawa
merhabalar ,avrupa yakasında (son bolum) volkanın sahnede soylediği, sibel can ın olduğunu düşündüğüm sarkının adını bilen varmıdır?
merhabalar ,
avrupa yakasında (son bolum) volkanın sahnede soylediği, sibel can ın olduğunu düşündüğüm sarkının adını bilen varmıdır?
0
sosistawa
(18.10.08)
umarım erkin koray - arap saçı'ndan bahsetmiyorsun. yok artık diyeceğim de...
0
mortifera
(18.10.08)
yanlış hatırlamıyor ve yamulmuyorsam ebru gündeş'ten kaçak isimli şarkıydı o.
0
mea maxima culpa
(18.10.08)
@mortifera
guzel ınsan ,
malesef ki hepimiz aynı sartlar altında buyumedik , buyumuyoruz ...
bilgilerinize.
0
🌸sosistawa
(18.10.08)
büyüme şartlarıyla alakası ne ki?

sibel can'ın tarzı ile alakası yok arap saçı'nın, o yüzden "yok artık" derdim.
gerçi söylese garipsemem aslında. çelik'in söylemesinden de daha iyi olur hea.
0
mortifera
(18.10.08)
ebru gundes'in sarkisi kacak.

bir daha bu yollari falan filan
0
osuruklu
(18.10.08)
sibel can degildi, kahtalı mıcıydı o :) emege saygısızlık olmasın lütfen :)
0
scp
(18.10.08)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.